Savrulmanın ötesi...
Değerli okurlarım zor ve bir o kadar da çetrefilli günlerden geçtiğimiz hepimizin malumu. İlama gerek bile yok. Devletini seven vatandaşlar olarak her zamankinden daha duyarlı, vefakâr ve fedakâr olmamız gerekiyor. Kırıp dökmek haddi aşmak gibi insani olmayan duygularımızı sabır ve sebat ilacı ile dengeleyerek Rabbimizden hayırlısını isteyelim.
Ulu orta konuşan, ağzından çıkanı kulağı duymayan azımsanmayacak kadar fazla yaratık var aramızda. Sureti insan olan bu yaratıkların tutum ve davranışlarından dersler alarak yolumuza devam etmemiz hem kendimizin hem de devletimizin menfaatine.
Geçtiğimiz gün kulak misafiri olduğum bir diyalog bendenizi fazlası ile üzdü ve hüzünlendirdi. Adam, yüksek sesle topluluk içerisinde ülkemizde bugüne kadar tespit edilmeyen koronavirüs ile ilgili Reisimizi suçluyor. Çok sayıda hastanın olduğunu ve cumhurbaşkanından korkulduğu için açıklanamadığını söyleyecek kadar ileri giden bu yaratığa bu ülkede özgürlük var mı diye bir soru sorulsa vereceği cevap kesin ve net olarak yok diyecek ve zırvalarını eklemeye devam edecek. Sadece suçlayan bu yaratık olsa amenna diyeceğim. Suudi Arabistan’da etkili bir asker de aynı suçlama ile basının önünde arz-ı endam ediyor.
Konuşmak, suçlamak, hakaret etmek ve hatta vatan hainliği yapmak serbest. Ağzı olan her konuda bilir bilmez konuşur. Soysuz medyanın kirli kinli kanallarında arz-ı endam eder. Devletine, milletine hakaretlerin bini bir para olan paylaşımlarına yorumlar yazar daha neler neler… Sonra birisi bu yapılanların yanlış olduğunu söylediğinde de insan haklarından haktan hukuktan bahseder.
Hatta daha ileri giderek utanmadan yüzümüze bakarak ülkemizde diktatöryal bir sistem olduğundan dem vurarak zırvalar dururlar. Kanı bozulmuş bu kesim Suriye’de, İdlib’de, Libya’da ne işimiz var zırvalarını da nakarat halinde tekrarlar durur.
Fırsat bulsalar birlik ve bütünlüğümüze yönelik öyle kötü projeleri var ki, düşmanlarımızın aklına gelmez. Yazar bozuntusu aklını kiraya vermiş ihanet şebekelerinin piyonluğunu yapan yaratıklar bir taraftan, burnundan kıl aldırmaz, başka bir güruh da diğer taraftan bindikleri dalı kesmekte, inadım inat diyerek incelen yerden kopartmaya çalışır.
Geziden, 15 Temmuza, çukurdan, Kuzey Irak’a ve en sonda Suriye ve Libya’da yaşanılanlara bu gözle bakıp gelecek adına ümit var olalım. Çünkü milletimiz aklıselimi ile hareket ederek devletinin etrafında kenetlenip tek yumruk, tek ses oldu.
Hürriyetsiz yaşamaktansa ekmeksiz yaşamayı tercih eden bu milleti artık kimse durduramaz. Darbe marbe sökmez.
Birinci ve ikinci dünya savaşından sonra darmadağın olan batı ve onun zindeleri akıllanıp birlik ve bütünlük içerisinde topyekûn haçlı ruhu ile hareket edebiliyorsa, İslam dünyasında cereyan eden savaşlar da dünya mazlumlarını ve Müslümanları birleştirip bütünleştirecektir.
NATO mato boş. Küfür tek millet. Bosna’da, Irak, Afganistan ve diğer İslam beldelerinde yaşanılan zulümler bizleri aklıselime götürmeli. Biz istemesek reddetsek de Osmanlı torunuyuz.
11 Eylülde Amerika’nın kendine saldırtarak başlattığı haçlı seferlerinden birkaç ay sonra kongre nedeni ile Amerika’ya giden bir meslektaşım, sırf ismi yüzünden yaşadığı eziyeti aktarıp aklım başıma geldi demişti. Gâvurun kuyruk acısı hiçbir zaman geçmeyecek ve devletimizi darmadağın etmek için hep zayıf yerlerimizden yoklayacaktır.
Suriye’de Cuma günü itibari ile ateşkes bir kez daha sağlandı. İki gündür kanaat önderleri ve konunun uzmanlarının yaptığı açıklamalar kafalarımızı karıştırsa da savaşmak her daim en son tercih olmalı diye düşünenlerdenim.
Gâvur adı üzerinde acımasız duygusuz ve vicdansızdır. barbardır. Son günlerde sınırlarımızdaki mültecilere reva görülen davranışları, âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz dedirtiyor.
Değerli dostlar soysuz medyadan ve bazı kasıtlı basın yayın organlarından etrafa saçılan kirli bilgilere itibar etmeyelim. Devletimizin güçlü olduğunu içimizdeki korkaklar dışında tüm dünya zindeleri yakın zamanlardaki kararlı tutum ve davranışlardan anladılar. Gözü pek, devleti için canını severek vermeye gönüllü milyonlar korkulu rüyaları oldu. Olmaya da devam edecek. Esaret hiçbir dönemde milletimizin tercihi olmamıştır. Kurtuluş Savaşı bunun en açık delilidir. Korkaklar ödlekler hiçbir zaman bu onurlu vakar duruşu anlamazlar.
Rabbim, Suriye cehenneminden cennete göç eyleyen şehidlerimize rahmet, yaralılarımıza şifalar ve gazilerimize de hayırlı ömürler hizmetler nasip eylesin.
Bugünlük de bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







