Özgür Irak
Adam utanmadan sıkılmadan gözümüzün içine bakarak İran’a özgürlük getireceğini iddia ediyor.
Geçtiğimiz hafta boyunca diyar-ı Irak ziyaretimde bizzat görüp yaşadıklarım olmasa koskoca(!) ABD başkanının açıklamalarına ben bile inanacağım.
Dünyayı kasıp kavuran pandemi anaforu yetmezmiş gibi, dünya savaşını çıkartacak fitili ateşleyen ABD’nin Irak memleketinde yediği herzelerin haddi hesabı yok değerli okurlar.
Kuzeyden güneye nerede ise her şehrini ziyaretimde ABD’nin özgürleştirdiği değil esaret altına aldığı beldeler ile karşılaştım.
Savaşın izleri kısmen silinse de özellikle İngilizlerin işgal ettiği Basra bölgesinde hâlâ yıkık dökük kalıntılara rastlamak mümkün.
İran-Irak savaşını başlatanın da ABD olduğu bilinince İslam beldelerini özgürleştirerek esir aldığı daha iyi anlaşılıyor.
Tüm bu açık delillere rağmen ülkemizde bazı akıldanelerin kurtuluş için sırtını ABD’ye dayamaya çalışması başlı başına başka bir garabet.
Gâvurdan dost olmaz atasözümüzü kaldırdıkları raflarda tozlanmaya bırakan azgın azınlığın son günlerde yalanın bini bir paradan satışa çıkarmasını anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Özellikle sırça köşklerde oturan dünün kelli felli solcularının bile umudu ABD olursa gerisini siz düşünün.
ABD’nin hâlâ işgali altında tuttuğu Irak memleketinde görünürde pek göze çarpmasalar da yönetim üzerindeki baskıları bariz.
Nereden biliyorsun diyenlere cevabım şu.
Her şehrin girişinde veya çıkışında betonlarla çevrili karargâh olarak kullandıkları merkezleri var. Tıpkı İsrail’in mazlum Filistin halkını hapsettikleri gibi ancak bu kez kendileri hapis durumda.
Korkunun ecele faydası olamaz kabilinden bu duvarlar arasında yaşıyorlarmış.
Bağdat’ta yeşil bölge olarak bilinen merkezdeki hükumet ve devlet binalarının etrafı etten koruma ordusu ile korunmuş olduğundan oralara bizlerin ve vatandaşlarının girmesine müsaade edilmediğini öğreniyoruz.
Müze ve ören yerlerinde Irak tarihi ile ilgili Saddam dönemine ait bir tek eser bilgi belge bulmanın imkânsızlığı da ayrı bir garabet.
Çeyrek asır şöyle veya böyle devletin başında bulunmuş bir kişiye ait tüm arşiv ve veriler yok hükmüne alınarak imha edilmiş.
Değerli okurlar, önümüzdeki günlerde Irak ile ilgili detaylı bir gezi yazısı ile sizleri İslam tarihinin önemli bir beldesinden bilgiler sunacağım.
Bağdat’ın kuzeyinde 130 km mesafedeki Samarra şehrindeki Ulu Camii, Bağdat merkezde bulunan İmam Azam Ebu Hanife. Abdulkadir Geylani hazretleri ve Babil, Mezopotamya, güneydeki Kerbela ve Hz. Hüseyin ve Hz. Abbas efendilerimizin mezarlarını ziyaretimle ilgili yaşadığım duygu dolu anları sizlerle paylaşacağım.
Dışarıda övgü içeride sövgü
Bu millete yakışmayan gelişmeler gün geçtikçe artıyor.
Seçim süreci daha başlamadan böyle bir gelişmeyi hayra yormak oldukça zor.
Dünyamızı yaşanmaz hale getirenlerin marifeti ile olmazlar olur hale gelip, kaygı ve kasvet katsayısının artması ile galeyana gelenlerin frenleri patlamış durumda.
Olağandışı gelişmelerin üst üste yaşanmasının verdiği gerilim insanlarımızın sinir uçlarını oldukça bozmuş durumda.
Bir dokun bin ah işit cinsinden bir garabete daha ne kadar tahammül edilecek bilemiyorum.
Son 20 yılda ülkemiz adına tüm kazanımları bir çırpıda yok sayan kafasızlar, yalan zinciri ile milletimizin moral katsayısını bozmalarının bedelini er ya da geç ödemeli diye düşünüyorum.
Sosyal konut projesinin kuraları çekilip mülk sahipleri belli olduktan sonra, TOGG seri üretime başlayıp yollarda arzı endam ettiğinde ve müzmin sorunumuz enflasyonda düşme eğilimine girdiğinde ne diyecekler doğrusu merak ediyorum.
20 yıl önce ülkemizin en önemli meselesi nedir diye sorulduğunda terör ve anarşi derdik. Bugün çok şükür ikisinden de kurtulmuş güven içerisinde yaşıyoruz.
Tahıl koridorundaki tıkanmanın emniyet subapı olan cumhurbaşkanımızın krizi başarılı bir şekilde çözüp mazlum dünyaya tahıl ihracını yeniden başlatması dışarda bile övgü alırken bizim kerizlerin nerede ise tamamı bu önemli gelişmeyi yok hükmünde görüp servis ettiler.
Açılıştan açılışa memleketin dört bir yanını ihya etmek için gecesini gündüzüne katarak canhıraş çalışmanın bedeli olarak servis edilen yalanları yazmaya ne mürekkep ne kalem ne de kâğıt dayanır.
Cennet vatanımızı cehenneme çevirmek isteyen azgın azınlık için söylenecek tek şey beter olun.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







