Önce sağlık
Değerli dostlar mevsim kış, ancak son günlerde hava durumundaki ani değişimlerin etkisi ile de olsa, grip-nezle gibi virütik hastalıklar etrafta kol geziyor. Vücut direncimizi artırmak için bazı basit tedbirlerle işimizi kolaylaştırabiliriz. Dengeli beslenme, sağlıklı uyku, hava şartlarına göre kıyafetlerimize dikkat etmek gibi basit tedbirlerle kendimizi koruyabiliriz.
Stres; kanser dahil aklımıza gelen hemen her türlü hastalığın ana sponsorlarından biri. Aman dikkat. Özellikle son günlerde çevremizde olup bitenlere karşı aşırı duyarlı ve hassas insanlarımızda stres sebebi ile olmaz denen bir çok sağlık sorununun görüldüğünün canlı şahidiyim.
Stres ve gerilimin panzehiri olan manevi yapımızı güçlendirelim. Kendimizle, eş dost ve çevremizle barışık olmaya gayret edelim. Keskin sirkenin küpüne zarar verdiğini, hiç ama hiç unutmayalım derim.
YAZIKLAR OLSUN
Malum başkentimiz hafta içinde yüreğimizi dağlayan menfur bir saldırıya hedef oldu. Devletimizin hassas refleksleri sayesinde saldırıyı gerçekleştiren zalimler kıskıvrak yakalandı. Müşfik devlet eli yaralarımızı acıtmadan sarmaya gayret ediyor. Tüm kalbi duygularımla bu menfur saldırıyı lanetliyorum. Şehid olan kardeşlerimize Rabbimden rahmet, yaralı kardeşlerime sıhhat, afiyet diliyorum.
Vatanperver halkımız vakar içinde, olanların sebebini, kötülerin niyetini çözmeye gayret ederken, bazı art niyetli yerli-yabancı çatlak seslerle kafalarımızı karıştıranlar peydahlandı.
Niyetleri kesinlikle kötü olan bu güruhu, milletimizin sağ duyulu insanları bildiği için müsterihim. Ancak gün, uyanık olma günü. Bize ulaşan her bir bilgiyi kalp ve gönül gözlerimizle bir kez daha değerlendirmemiz gerekiyor. Gelen her haberin kaynağı ve nereye vurmak istediği çok önemli. Bizi, bizim silahımızla vurmak isteyenler var aramızda. Maskelerini düşürmek de bize düşüyor.
Sisli havaları çok seven alçak kurtların oyun içinde kurdukları oyunları anlamak ancak bu hassasiyetle mümkün olabilir.
İÇİMİZİ KARARTAN AYDINLAR
Son günlerde isimleri sık duyulur oldu bu güruhun. Güneydoğumuzu kan gölüne çeviren ve kendi ırkdaşlarını da öldürmekten zevk alan devlet ve millet düşmanları, devletimiz tarafından sıkıştırıldıklarında da bu müsveddeler havlamışlardı. Aynı kafa son Ankara saldırısında yine havladılar. Cami duvarlarını tercih eden bu yaratıkların niyetleri çok açık. Hedefe doğru giderken tercih ettikleri yol sonlarını getirecek. Bu millet çok şeyi affedebilir. Tarihimiz bunun örnekleri ile dolu. Affetmek Rabbimizin esmasında var, aynı zamanda Peygamber efendimizin de bir sünneti.
İçimizi karartan bu zifirleri affetmekse mümkün değil. Bunları Allah’a havale etmek müstahaklarını onun adaletine teslim etmek en doğrusu. “Esmada geçen Kahhar ismi şerifi hürmetine Ya Rab kahreyle” duasına amin diyelim.
MARMARAY’DA HEKİM OLMAK
Hekimlik kutsiyeti olan saygın bir meslek. Nerde olursan ol, ya da karşında kim olursa olsun fark etmiyor. Din, dil, ırk, renk, sınıfı ne olursa olsun ihtiyaç anında hemen reflekslerimiz çalışmaya başlıyor.
İşletmeye açanlardan Rabbim razı olsun. Marmaray; İstanbul’da yaşayanlar için gerçek bir nimet. Ulaşımla ilgili kaygılarını insanların içinden söküp aldı. İki kıta arasında bu yoldan başka bir kısa yol da yok. Bu yüzden de günün her saatinde dolup taşıyor. Aklını kullanan insanların ilk tercihi.
Bu gerçeklikten dolayı da, daha önce birkaç kez yazmıştım yetkililerimize. Sefer saatlerini gece 01 olarak düzeltelim diye. Buradan tekrarlıyorum. Bilmediğimiz teknik ya da başka bir sebep yoksa İstanbul gibi canlı bir şehirde bu düzenleme yapılabilir.
Marmaray’ı sık kullanan bir vatandaş olarak zaman zaman mesleğim gereği hastalananlara müdahalelerim oldu. Geçtiğimiz gün yeni bir durumla karşılaştım.
30’lu yaşlarda bir hanımefendi.. “Bana bir şeyler oluyor” derken, birden yere yığılmış.
Gürültü patırtı. Yakınlarda olduğum için müdahale ettim. Nabzı hızlı ve zayıf. Rengi solmuş ve terlemiş. Etraftaki meraklı yolculara acil butonuna basmamalarını söyledim.
Hastamızın ayaklarını biraz yukarı kaldırarak, beklemeye başladım. Gözlerini açtı. Etraftaki meraklı gözleri süzdü ve cılız bir sesle ‘neredeyim ne oluyor’ dedi. Ben, hekim olduğumu, kısa bir baygınlık geçirdiğini ve Marmaray’da olduğunu söyledim.
Kısa süre sonra rahatladı. Zaten iki durak sonra, aynı yerde indik. Yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorduğumda, “iyiyim” diyerek teşekkür etti. Kendisini almaya gelen arkadaşının olduğu yere kadar ona eşlik ettim. Onu sağ salim teslim ederek mutlu bir şekilde evimin yolunu tuttum.
Daha önce de Marmaray’da sağlıkla ilgili başka durumlara şahitliğim var. Bir defasında da panik atak hastasına yardımcı olmuştum.
Mesleğimizin güzelliği kutsiyeti ve saygınlığı; bu durumundan dolayı olsa gerek. Son zamanlarda giderek saygınlığı ve kutsiyeti azalsa da, hekimlik her iki dünyada da bizi mutlu eder kanaatindeyim.
Bugünlük de bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







