--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Niyet ettim oruca

Ali Akben
Ali Akben

Ne mutlu bizlere bir kez daha kavuşuyoruz. Ne kadar şükretsek yetmez sanırım. Bu manevi atmosfer kimimizi sevince boğarken kimimizde  ise “bu sıcaklarda bu kadar uzun süre açlığa ve susuzluğa nasıl dayanacağım” kaygısı almış başını gidiyor.

“Nasıl dayanacağım. Halsiz, bitkin, yorgun düşer hastalanır mıyım ya da ilaçlarım ne olacak. Uykusuzlukla nasıl baş ederim” gibi  şeytani gelgitler, birçok insanımızın kafasını karıştırabilmekte.

Dün bir hastam da  “oruç başıma vurur ve ağrım tutarsa  ne yaparım” diye sormaz mı? Bazı  hastalar bu günlerde  fetvası bol olan hekimlerimizden oruçla ilgili fetva koparma peşinde maalesef.

Hasat mevsiminin bereketinden yararlanmak varken, neden kaçamak yolları arar insan bilemem. “Olsa olsa işin içinde şeytan olabilir” diye düşünüyorum. Bizim zaaflarımıza güveniyor. Nefsani ve hayvani dürtülerimizi kontrol etmede düştüğümüz tuzaklar en büyük güvencesi olsa gerek.

Her hayırlı işin  başında niyet ve samimiyet olmalı. Ramazan ayında yaptığımız bir aylık niyetle aslında mesele  beyinde çözülmüş oluyor. Aklımıza takılan “acabalar”  olsa olsa zayıf ve zaaflı insanların kaygısı olabilir.

Ramazanla birlikte ilk günlerde yaşanılabilecek halsizlik bitkinlik yorgunluk gibi günümüz insanının sık şikâyetçi olduğu yakınmalar olabilir. Bu biyolojik yapımızın bir gerçeği. Alıştığı düzenin değişmesine tepki olarak başka yakınmalar da olabilir.  

Basit önerilere uyularak bu süreci sorunsuz geçiştirebiliriz. Öncelikle zararlı olduğu aşikâr olan şekerli gazlı içecekler yerine su, madensuyu, ayran, doğal meyve suları ve bitki çayları ile kaybettiğimiz mineral ve elektrolitler yerine konulabilir. Bununla birlikte sık yapılan beslenme hatalarından uzaklaşmak da bir çözüm yolu.

Beyaz un ve beyaz şeker,  hamurlu gıdaların tüketimini asgariye indirebilirsek bu durumda da hücrelerimizin  sıcaklara karşı direncini artırabiliriz. Aşırı yağlı gıdalar, fast food, kızartmalı yiyecekler ve ağır tatlıların tüketimini özellikle bu ayda  ciddi olarak azaltmalıyız diye düşünüyorum.

Yediklerimizi ilaçlarımız haline getirebilirsek ki bu o kadar da zor değil çözüm kendiliğinden bizi rahatlatacaktır. Sebze ve meyveler bu mevsimde  taze olarak bol bulunduğundan elimizin altındaki  büyük  nimetler olarak kullanılmalı.

Tembellikle mücadele uyku düzenimizi iğfal eden sebeplerden  ve biyolojik saatimizi bozan unsurlardan da kaçınmalıyız.

Beden dilimizin her işareti ve söylemi uyanmamıza sebep olmalı diyorum. Sıcak yaz günleri  kültürümüzde gaylule uykusu olarak bilinen kısa süreli öğle uykusu da Ramazan ayı boyunca imdadımıza yetişebilir.

Hastalıklar gelmeden sağlığımızın kıymetini bilmemiz ise ayrı bir vazifemiz. Sağlıklı beslenme edebiyatı ağırlıklı bir yaşam tarzımız var. 

Aileden aldığımız bozuk damak tatlarımız nedeni ile beslenme kültürümüz oldukça bozulmuş urumda. Basınımızda çıkan haberler de bu yönden irdelendiğinde tezatlarla dolu.

Hangisi doğru dedirtecek o kadar zıtlıklar karşısında, bazen çaresiz kalmak da mümkün. Tuz, şeker ve beyaz un ile ilgili “sadece edebiyatını yapıyoruz” desem haksızlık olmaz. Bu üçlü aslında günümüz insanının aynı zamanda ömür törpüsü. Sağlıklı-zinde olmak ve hastalıklara karşı korunmak için bu basit tedbirde bile samimi değiliz.

Ramazan orucuna niyet ederken, yukarda özetlediğim zararlılara karşı da niyetlerimizi tekrar tazeleyelim diyorum. Ramazan-ı şerif ayının insanlığa hayırlar getirmesi dileği ile kalın sağlıcakla..

 

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle