--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Moral motivasyon, samimi niyet ve diyet

Ali Akben
Ali Akben

Başlığım biraz uzun oldu ama makalemi okuduğunuzda hak vereceğinizi ümit ediyorum. 8-15 Nisan tarihleri arası kalp sağlığı ile ilgili farkındalık oluşturmak için kalp haftası olarak çeşitli etkinlikler yapılıyor. Hafta boyu görüntülü ve yazılı basında bilgilendirmeler yapıldı.

Kalp ve damar hastalıkları ölüm nedenleri içerisinde hâlâ bir numara ve koruyucu ve önleyici tedbirler noktasında yapmamız gerekenler çok. 

Özellikle kalp ve damar hastalıkları genetik yatkınlıktan da öte yediklerimizle ve içtiklerimizle de ciddi olarak ilintili. Ne yersek o oluyoruz aslında.

Strese, moral ve motivasyonumuza, işimize, eşimize ve çevremize, samimi niyetimiz ve yediklerimiz yani diyetimizle kalp ve damar hastalıkları arasında bire bir ilişki var. Bu açık gerçeklik dururken insanoğlu hüsranda olmaya devam ediyor.

Sevmediği işte Allah canımı al diyerek çalışmak zorunda kalabildiği gibi, birinci dereceden yakınlarla kavgalı gürültülü yaşamak gibi ciddi bir stres kaynağını da def edemeyebiliyor. Böyle bir yaşam tarzının bariz sonucu patır patır dökülmek. Bu dökülme kalp ve damarlarımızdan olduğu gibi beyin ve sinir sisteminden de olabilir. 

Yaptığım durum tespiti. 

Sağlık, birçoğumuz için hastalıklar geldikten sonra değeri anlaşılır. Çare ve çözüm arayışına girdiğimizde de genellikle geç kalmış olduğumuzu anlarız. Cahil cesareti ile bana bir şey olmaz kolaycılığı ile yaşar gideriz.

Çare ve çözüm büyük oranda elimizin altında olmasına rağmen mucize beklentileri satın almayı da çok seviyoruz. Armut piş ağzıma düş kolaycılığı birçok alanda beklenti olabilir. Sağlıkta böyle bir kolaycılık maalesef yok. Moda tedavi protokollerinden hayali medetler umarak ve kendini aldatarak yaşamaya devam edilirse ki, sıklıkla bu hata yapılıyor. Her kafadan bir avaz da işin cabası ve meseleyi mecrasından çok farklı yerlere götürebiliyor.

Uyku sağlığımızdan tutun da ağzımızdan girenlere kadar elimizde çok fazla imkân mevcut. Sağlıklı uyku için uygun saatler 23-07 arasıdır. Biyolojik saatimiz bu zaman dilimine göre uykuyu ayarlamış. Ağzımızdan girenleri iki öğünde ve ölçülü olmak şartı ile ve dengeli olarak almalıyız. Buda Peygamber Efendimizin kuvvetli sünneti.

Rafine yiyecekler, fast-food, hazır yemekler, katkı maddeli gıdalar, glikoz şurubu, beyaz un ve unlu gıdalar, beyaz şeker, margarin ve doymuş yağlarla mücadelede karne notlarımız zayıf ise ve aileden genetik olarak kalp ve şeker hastalığı gibi hastalıklara yatkınlık taşıyorsak daha çok dikkat etmemiz gerekir.

Hele bir de hareket etmeye korkuyor ve üşeniyorsak, merdiven yerine asansöre koşarak kendimize iyilik yaptığımızı zannediyorsak vay halimize.

Meslektaşlarımız arasında fikir birliği olmaması kötü, ancak bizi uyandırmalı. Bize gelen her bilgiyi akıl süzgecinden geçirdikten sonra değerlendirme yapmamızda kendi menfaatimize.

MODA(!) DEVAM EDİYOR

Değerli dostlar birkaç haftadır gündeme getirdiğim bir soruna bir daha vurgu yapmak istiyorum. Mide küçültme ameliyatlarına yeniden değineceğim. Konunun uzmanlarından aldığım bilgilere göre, bu meselenin sonunu iyi görmediğimi bugünden tarihe not düşercesine bir daha hatırlatıyorum.

Şişmanlık elbette bir sağlık sorunu. Kurtulmak için elimizdeki maşaları kullanmak yerine ateşle oynarsak sonunda elimizi kolumuzu değil kendimizi yakabiliriz. Çözüm için üretilen tedaviler zaman içerisinde başarılı olmayınca yeni protokoller denenmeye başlandı.

Son birkaç yıldır mide küçültme diye bilinen tedavi rağbet görüyor. Kilolu insanlar akın akın bu tedavi için koşuşturuyor. Önünü sonunu hesap etmeden kazanç-zarar durumu göz önüne alınmadan yapılan bu ameliyatlarla ve sonuçları ile ilgili veriler de yavaş yavaş netleşiyor.

İlk gelen bilgiler net olmasa da yüz güldürücü değil. Uzun süre perhiz gerektirmesi cabası, oluşturduğu stres ve midenin alınan bölgesinden salgılanan hormonların eksikliği ve pankreasa binen yükün fazlalığı ve sindirim yolu kısaldığı için bağırsaklara erken ulaşan gıdaların oluşturduğu huzursuzluklarla insanlar bizlere şu ya da bu sebeple gelmeye başladılar.

Obezitenin büyük sorun olduğu Amerika’da ameliyat olmuş vakalarla ilgili çalışmalar da geliyor. Pankreas kanseri riski şimdilik önde ve önemli gibi. Bunun dışında ishal, halsizlik, şişkinlik gaz gibi sindirim sorunları da giderek artan oranda görülmeye başladı. İkinci beynimiz olan mide barsak sistemine yapılan her müdahale sinir ve ruh yapımızda da bazı olumsuzluklara sebep olmaktadır.

Zaman neyi gösterecek bilinmez. Şimdilik Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak istemiyorsak bu tür ameliyatlara girmeden önce üç kez düşünelim diyorum.

Midenin önemli bir kısmı alındıktan sonra yerine tekrar yapıştırılamıyor.

Bizi yaratan her organımızı tam ve mükemmel yaratmış. Organlarımızın bütünlüğünü bozacak dışardan müdahalelerin daha başka önemli gerekçeleri olmalı diye düşünüyorum..

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla. 

 

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle