Milleti göz bebeğinden şişlemek
Değerli okurlar; Mehmetçik, milletimizin hafızasında gözü pek, vatanı için canını verirken gözünü kırpmayan vatanperverlerin yurdu olduğundan dolayı “peygamber ocağı” olarak bilinir.
Bu bilinirlilik defalarca tecrübe edilmenin sonucu olup değişmesi veya değiştirilmesi mümkün değildir. Askeri cuntalar, darbeler veya bazı haddini bilmezlerin yediği herzelere rağmen bu gerçeklik böyle gelmiş ve böyle de gidecek.
Birlik ve bütünlüğümüze göz dikmiş yerli ve yabancı hainlerin tüm çabalarına rağmen son yıllarda ordumuzun vatan savunmasındaki göz kamaştırıcı başarısı, bazı mahfillerce gölgelenmeye çalışılsa da güneşin balçıkla sıvanamayacağı gibi bir lekelenememiş ve hatta gıpta edilmiştir.
Suriye harekâtlarında tereyağından kıl çeker gibi sadece terör yuvalarının nasıl temizleneceğini de dost düşman her kesime göstermiştir.
O günlerde de yok hastane bombaladı, yok kimyasal silah kullandı, yok sivillere zarar verildi gibi yaftaları yapıştırmak isteyenler olmuş ancak kendileri çalıp kendileri oynamıştı, gerçekler gösterildiğinde de özür dilemeyi bilmişlerdi.
Terörün belini kırmak değil, kökünü kazımak için son hamlelerin yapıldığı bu günlerde bu kez içeriden terör seviciler devreye sokuldu ve ciğerparelerimizle ilgili akla mantığa vicdana iz’ana sığmaz bir açıklama ile yeniden kimyasal silah kullanımı üzerinden bir algı ticareti yapılmak istendi.
Kim yutar diyeceğim ama maalesef bu zokayı yutan ve yuttuğu yetmezmiş gibi milletimize ve dünyaya yutturmaya çalışan güruh hiç de yabancımız olmayan tabipler birliği.
Başındaki kelimeyi kullanmadan devam edeceğim.
İstanbul Tabip Odasının üyesi bir hekim olarak hem tabip odasını hem de tabipler birliğini bu kahpece açıklamanın sahibi olmasından dolayı kınıyorum.
Bu makaleyi yazdığım süre içerisinde bu iki kurum tarafından ve yardakçısı kişi ve kurumlar tarafından özür anlamına gelecek bir açıklama yapılmamasından dolayı da tüm hücrelerimle binlerce defa devlet millet düşmanı tüm sevicileri kınıyorum.
Terör örgütünün ekmeğine yağ sürecek açıklamanın sahibi, ağzından çıkanı sağır kulaklarına duyurmadan zırvalamış ve affedilmez hatanın milletimizi nasıl yaraladığının farkına geç de olsa vararak kem küm etmiş ve ben öyle demedim gibi yeni gaflarla güya kendini savunmuş ama, kurşun etkisi yapan sözlerini ağızdan çıkmadan önce kontrol etmeliydi.
Değerli okurlarım; bir yanda dünyayı yaşanmaz hale getirmek için var güçleri ile çalışan şer odakları, diğer yandan ise içimizden birileri ha bire karıştırıyor.
Hallaç pamuğu gibi savuruyor.
İzler karışmış.
Kimin eli kimin cebinde belli değil.
Belli olanlar da mide bulandırıcı.
Her kesimden pis kokular ortalığı o kadar yaşanmaz hale getirdi ki, kimin kokusu daha kötü ayırt etmek zor.
İdarecilerimizde yorgunluk, yılgınlık ve korkaklıktan olsa gerek bir atalet var. Hekim olduğum için sağlık sisteminde yaşanan sorunlara daha bir vakıfım.
Sistem kâğıt üzerinde mükemmel işlese de, pratiğini yaşayan vatandaşlar geçmiş yıllara göre sıkıntılardan bahsediyor.
Hastaneler mükemmel ancak hizmet verenlerle ilgili şikâyetler her geçen gün artıyor.
Avukat bir hastamı muayene ederken sağlık sisteminin işleyişindeki aksaklıklardan bahsedince hocam biz sizden daha beter durumdayız demez mi?
Bu söz üzerine yakın geçmişte Adalet Bakanıma arzımla ilgili gazetemizde yazdığım makaleyi hatırladım.
Değerli dostlar tenkit etmek elbette en kolayı.
Ancak her hizmetin daha iyisine layık olan vatandaşımıza yardımcı olacak konumda olanlar, devlet veya özel fark etmez empati yaparak yaptığı hizmeti sürdürmeli.
Teşbihte hata olmaz kabilinden, lavabolarda asılı bir pankartta nasıl görmek istiyorsan öyle bırak uyarısına uygun davranmalıyız.
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın yerine ayağımıza takılacak bir taşı kenara koyabilmeliyiz.
Yakınmak olumsuz algıların piyonu olarak şerre hizmet etmek yerine kendimize düşen görev ve sorumluluklarla ilgili duruşumuzu düzeltebilmeliyiz.
Tenkit etmek, yıkmak elbette çok kolay ve kulağa hoş da gelir. Yapmak, adam gibi adam olup diğergam olmaya çalışmak ise zor ama mümkün ve mutlu edici bir davranış.
Dünyanın çivisini çıkartanları ve onların piyonu durumunda olan yerli işbirlikçileri iyi tanıyalım ve demir bilyeler gibi sağlam olalım.
Dünyanın fani olduğunu unutmadan ve unutanlara hatırlatarak her iki dünyamıza yetecek azıklarla mutlu olmayı deneyelim.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







