Küba-Meksika
Komünist ideolojinin ülkesi olmaya direnen Küba’nın başşehri Havana.
Bizim komünistler Küba hayali ile yaşarken, buralara gelenlerin gördükleri ve yazdıklarını okudukça, haklı olarak büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarına şahitlik yapan bir vatandaş olarak, kendi gözlemlerimi kısaca özetle derseniz; tek cümle olarak “ülke halkı, yoksullukta eşitliği yaşıyor” derim.
Bir zamanlar “komünistler Moskova’ya” der ve kapalı Sovyet rejimi ile ilgili ön yargılarımızı paylaşırdık.
Rusya’nın dünyaya açılması ile beraber gidip görenlerimizin anlattıkları ile hiç de öyle olmadığını görenlerimiz olmuştu.
Küba hiç de öyle değil dostlar.
Ne market ne bakkal ne de özel sektör var. Her şey devletin sıkı kontrolü altında; paranın pulun hiç ama hiç değeri yok.
“Paran kadar konuş” denecek bir ülke değil buralar.
Yoksulluk, yolsuzluk, umutsuzluk halkın gözlerinin ferini söndürmüş.
Amerikan ambargosunun acımasız giyotini adeta ülke insanının tüm değerlerini paramparça etmiş, komünist iktidar da bu gelişmeye adeta çanak tutmuş.
Hak hukuk özgürlük adalet gibi kurtuluş umudu olacak kavramların köküne kibrit suyu dökerek bu dağılmışlığın adeta toparlanmaması için elinden geleni yapmış.
Dünyada olup bitenlerden haberdar olan gençlerin arada bir cesaretlenip yaptığı nümayişler ise anında sert tedbirlerle daha başlamadan bitiriliyor.
Küçük ve şirin bir ada ülkesi, yanlışta ısrarın sonucu olarak yoksullukta zirveleri egale ederek inadım inat, malum sistemi tartışmaya açanlara bile tahammül edemiyor.
Pandeminin zirve yaptığı günlerde ABD ajanlarının marifeti ile ülkede çıkarılan kargaşa gençleri heyecanlandırsa da baskıcı rejimin acımasız önlemleri ile kısa sürede olaylar etkisizleştirilip eski tas eski hamam halk çaresiz yoksullukta eşitlenmenin acımasız dişlileri arasında aydınlık hayali ile yaşamını sürdürüyor.
Biraz da Meksika’dan bahsederek makalemi sonlandıracağım.
Dünyanın 13. büyük ekonomisine sahip Meksika’da gördüklerim hiç de böyle değildi.
Zengini çok zengin, fakiri ise çok fakir.
Durumları bizden çok daha vahim.
Sosyal devlet olma ilkesi sınıfta kalmış, mafya ve kartellerin yönetimde hakim olduğu, rüşvetin nerede ise her alanda meşru olduğu bir ülke.
Halk yöneticilerden umudunu kestiği için mafya nerede ise her alanda açılmaz kilitlerin açıcısı.
Polise giderek işini çözmeye çalışmak, hukukta hak aramak gibi temel hak ve hürriyetler yok mesabesinde.
Başkent Meksiko City 30 milyon nüfuslu kocaman bir köy.
Trafikteki karmaşa İstanbul trafiğine rahmet okutuyor. Amerika adeta ülkeyi kendi eyaleti gibi yönetmeye kalktığı için seçimle iş başına gelenlerin yapacağı hiçbir şey yok.
Büyük şeytanın binlerce kilometre uzağında bulunan cennet vatanımızda yediği herzeleri bilen bir vatandaş olarak, Meksika gibi burnunun dibindeki bir millete yapmayacağı kötülük elbette olmaz.
Zaten kısa süreli Meksika ziyaretimde de bu acımasızlığı bizzat gözlemledim.
Meksika petrolü olan bir ülke olmasına rağmen yoksullukta bizden fersah fersah ilerde.
Ülkemizin son yıllarda yaşadığı olumsuzluklara rağmen Meksika’dan fersah fersah, Küba’da ise tahmin edilmeyecek kadar ilerde çok şükür.
Bu haftalık da bu kadar
Kalın sağlıcakla.







