Kadının beyanı esas olursa
Değerli okurlarım geçen hafta 6284 ve 5816 sayılı kanunlar üzerinden yasaklarla nereye kadar gidilebileceğini ya da gidilemeyeceğini hasbihal edip meseleyi enine boyuna aktarmıştım.
Bu iki yasak kanunla daha nereye kadar gidilecek doğrusu ben de merak ediyorum. Özellikle mesleğim gereği 6284 mağduru olmuş hastalarım olunca kanunla kadının korunamayacağını hatta tam tersine mağdurlar ordusuna her geçen gün yenilerinin eklendiğinin canlı şahidi olarak yetkililerimizi bu önemli konuda bir kez uyarma ihtiyacı hissediyorum.
Bu ucube kanunun mağduru sadece hanımlar veya erkekler olmuyor. Tüm aile ve çocuklar bu yasanın giyotinleri arasında lime lime doğranıyor.
İşin içine feministler ve durumdan vazife çıkarıcı güruh karıştı mı olan oluyor ve ortada ne yuva, ne huzur, ne de güven kalıyor.
Bir meslektaşım 14 yaşında bir kızımızı bana yolladı. Görüşmenin özeti ile meseleyi kısaca aktaracağım.
Kızımız dayısının tacizine uğradığını okuldaki kız arkadaşına söylüyor. Arkadaşı rehberlik öğretmenine durumu söyler söylemez mal bulmuş mağribici öğretmen, anlamadan dinlemeden ihbar ediyor ve okula gelen polisler kızın ifadesi doğrultusunda aile ve dayısının ifadesini alarak durumu savcılığa bildiriyor.
Tacize uğradığını ifade eden kızımızı aile benimle buluşturdu. Uzatmaya gerek yok on beş yirmi dakika içerisinde çelişkili konuşmalarından gerçekle ilgisi olmayan hayali bir taciz olayı ile karşı karşıya olduğumuzu anladım.
Kızın dayısı, anne ve babası ile konuştum.
Benzer hadiselerin günümüzde çoğaldığını maalesef sosyal medya ve basında çıkan haberlerden etkilenen yavrularımızın çeşitli sebeplerle benzer hayali yaşantılarını ciddiye alanların hataları sonucu hem emniyet, hem adalet, hem de aile içi sıkıntıların arttığından bahisle önce anne babayı sonra dayının yaşadıkları azaplı günlerden çıkmalarına vesile oldum.
Benzer başka bir hadise de özetle şöyle:
20 yaşlarında bir kızımız fonksiyonel ağrı yakınmaları ile ailesi tarafından muayenehaneme getirildi.
Muayene ettim.
Tetkikleri tahlilleri ve kullandığı ilaçları ile tedavilere cevap vermemesinin altında yatabilecek sorun ararken, kızımız çocukken babasının tacizinden bahsedince probleminin sebebinin bu sorun olacağını düşünerek sorularımı bu yönde sürdürdükçe ifadesindeki çelişkiler ve kopukluklar şüphemi farklı yönlere çekti.
Ablası ve annesi ile konuştuğumda, böyle bir durumun yaşanmasının mümkün olmayacağı babanın öğretmen olduğunu; evlatlarına, eşine düşkün olduğu ancak biraz otoriter olduğu ifade edilince, gerçeği anlamakta fazla gecikmedim.
Kızımızla bu bilgiler ışığında tekrar konuştuğumda ifade aynen şöyle:
“Kız arkadaşım babasından kurtulmak için böyle bu yolla babasını evden uzaklaştırmış ve baba baskısını bu şekilde yok etmiş.
Ben de denemek istemiştim.
Pişmanım...”
Durum özeti ile aynen böyle.
İlk vakamız savcılığa intikal etmişti. Savcılık ifadelerdeki tutarsızlığı gözeterek dayının suçsuzluğuna ve soruşturmanın açılmasının gerekli olmadığına kanaat getirmişti.
İkinci vakada ise savcılığa intikal eden bir şikayet olmadığı için sulhu selamet ile mesele çözülmüş oldu.
Baskın baba karakteri özellikle kız çocukları üzerinde kendini daha fazla hissettiriyor.
Özellikle soyut somut kavramları tam gelişmemiş genç erişkin kızlarımız sağdan soldan duyduklarının etkisi altında kalarak hem kendini hem aileyi hem de hayali mağdurları yakabiliyor.
Son bir olayda yine genç bir kızımızın yaşlı bir amca ile ilgili tamamen hayali olan anlatımları ile olay savcılığa intikal etmiş ve yaşlı bey bir süre cezaevinde haksız yere yatmak durumunda kalmıştı.
Feministler elbette benim bizzat şahidi olduğum böyle örneklerden hoşlanmazlar.
Onların tek ve ilk dertleri erkek düşmanlığı olduğu için mağdur mazlum dinlemez ulu orta konuşarak mangalda kül namına bir şey bırakmazlar.
Hastanede çalıştığım yıllarda hastaneye sık gelen ve herhangi bir hastalık bulamadığım hanımlara sebebini sorduğumda, hocam evden çıkmama vesile oluyor. Kayınvalide dırdırından evdeki iş yükünden bu şekilde kurtuluyorum diyenler olurdu.
Daha ileri gidenler de olurdu.
Anlattıklarımın sayısız örnekleri başka meslektaşlarımda ve mahkemelerde vardır.
Kısacası kadınlarımızı kanunla korumak gibi bir garabetle başlarını daha büyük belalara sokmayalım.
Kanunla kadın korunmaz.
Sevgi saygı ve muhabbet ikliminde karşılıklı hak ve hukuku önce insanlık adına sonra yüce dinimizin emaneti olmalarından dolayı koruyalım.
Cenneti anaların ayakları altına alan dinimizin aşkına, hanımlarımızı çocuklarımızın anneleri olması hasebi ile bir kez daha sevgi, saygı ve muhabbetle kucaklayalım.
En çok da, kadın erkek eşitliği martavalı ile hanımları işlerine geldiği gibi bedenen ve ruhen köle olarak kullananlara karşı da koruyalım.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.
Vefat ve başsağlığı
Değerli dostum Milat Medya Grubu sahibi Ali Adakoğlu kardeşimin muhtereme valideleri Hasene Annemiz rahmeti Rahmana kavuşmuş darı bekaya irtihal eylemiştir.
Merhum annemize rahmet, kederli ailesine sabrı cemil niyaz ederim.







