Irak’ta Türkiye yüzyılı
Değerli okurlarım yılların hayali olan Mezopotamya ve Bağdat seyahatim gerçekleşti çok şükür.
İslam beldelerini ve dünyanın çeşitli bölgelerini görerek ibret almak ve yaşanılmış gerçeklerle yüzleşmek için seyahati hem sağlığımız hem de inancımız yönünden her zaman değerli bulmuşumdur.
Irak’a gitmeye karar verdiğim günlerde eş dost, ‘orada kan gövdeyi götürüyor bu ne cesaret’ dediklerinde hiç aldırış etmedim ve meseleye kader perspektifinden bakmıştım.
THY ile üç saatlik bir yolculuktan sonra uluslararası Bağdat havaalanına indiğimde doğrusu biraz tereddüt yaşasam da çok uzun sürmedi.
Havaalanında ilk izlenimime gelince, yarım asırdır savaştan gözü ayıkmayan bir beldede gördüklerimi bu gözle yorumladım.
Sabahın ilk ışıklarında gördüğüm Bağdat kendini öyle bir sevdirdi ve öyle bir sıcak geldi ki, doğrusu yaşadığım tedirginlik dolayısı ile kendimi suçlamadan edemedim.
Önümüzdeki günlerde izlenimlerimi siz değerli okurlarla paylaşacağım için şimdi kısa bir özetle makalemin başlığına döneceğim.
Uzun süren savaş yıllarının yaralarını sarmaya çalışan Irak halkını canlı ve heyecanlı gördüm.
Özellikle TİKA’nın yerinde ve zamanında çalışmalarını ve gösterdiği performansı Abdülkadir Geylani ve İmam-ı Azam Ebu Hanife külliyelerinde yaptığı hizmetleri görünce Türkiye yüzyılı bu olsa gerek derken, gözyaşlarıma engel olamadım.
Değerli dostlar Irak halkının ekseriyeti Şii mezhebine bağlı olunca, savaşın halkı ve devleti zayıflatmışlığı da göz önüne alındığında İslam ümmeti için çok önemli olan bu iki beldenin metruk durumda kalması beklenemezdi.
Yeni Türkiye’nin yüzyılında bu iki külliyenin bakım ve onarımını devletimiz TİKA vasıtası ile yerine getirmiş ve üzerine düşen vazifeyi layıkı ile yapmış.
TİKA’nın Balkanlar’da, Avrupa’da, Asya hatta Amerika’da hizmetlerini bizzat görmüş bir vatandaş olarak biliyordum ama Irak’ta yaptığı hizmetler gerçekten takdire şayan.
Yeni Türkiye yüzyılının vizyonunun açıklandığı günde Irak’ta TİKA vasıtası ile yapılanları görmek ise bambaşka bir anlam taşıyor.
Her iki külliyeyi Osmanlı dedelerimiz defalarca tadil eylemiş, yaşanılan tüm zorluklara rağmen de bu hizmetleri hiç aksatmamışlar.
Kanuni’den Abdulhamid Han’a kadar her durum ve şartta bu hizmetler yapılmış.
En son tadilat ise pandemi, savaş şartları ve yaşanılan tüm ekonomik zorluklara rağmen olağanüstü bir çaba ve gayretle Erdoğan’a nasip olmuş.
Külliye ziyaretimde tanıştığım insanların TİKA’yı ve Erdoğan’ı tanıyor ve biliyor olmaları bu zor şartlarına rağmen ülkemizin fedakârane tutumunun etkisi yadsınamaz
Geçmiş yıllarda özellikle mazlum dünyaya yaptığım seyahatlerde Türkiye dediğimde Erbakan derlerdi.
Şimdi de Erdoğan diyorlar.
Yurt dışı mazlum dünyada durum bu. Kabul etmek veya etmemek okuyucuya ait.
Türkiye yüzyılı manifestosu elbette yerli azgın azınlığı mutlu etmeyecek. Onlar için karanlık çağda Erdoğan’sız yaşamak daha doğru bir tercih.
Yeter ki, Erdoğan gitsinci öyle bir güruh var ki, düştükleri lağım çukurundan çıkmayı kendilerine zül sayarak pespaye bir yaşamın dayanılmaz şartlarına uyum sağlamayı yeğliyorlar.
Ülkemiz yedi kıtada isminden bahsettiriyor, mazlum dünyanın ezilmişlerinin hakkını koruyan sessiz yığınların sesi olmuş ve dünya beşten büyüktür sözünü sırça köşk sahiplerine ve dünyamızı yaşanmaz kılanların tam alnının çatına söylemenin hiçbir kıymeti harbiyesi yok.
Mahkemelerde hakimlerin üzerine yürüyen, hekimlik gibi kutsal bir mesleği terör sevicileri korumak ve devletine, askerine alçakça saldırmak için kullanan millet düşmanlarının yediği herzeleri ifade özgürlüğü yaftası ile basite alan alçaklar aramızda cirit atıyor.
Yeni Türkiye’mizin yeni yüzyılı bu pespayeliği sonlandıracak ve bir türlü akıllanmak istemeyen gerici, bağnaz, çağdışında kalmışlara belki yeni bir fırsat verecek.
Buradan iletişim başkanlığına da bir çağrım var. TİKA nasıl yapıyorsa siz de kendi adınıza yakışanı yapın ve hiç olmazsa komşu ülkelerden başlayarak TRT kurumunu bu ülke televizyonlarından izlemek imkanımız olsun.
Ülkemizden yayın yapabilen ülkelerden başlayarak TRT kanallarımız bu ülkelerden izlenebilsin.
Irak’ı bir baştan bir başa gezme fırsatım oldu. Kaldığım hiçbir otelde ülkemizdeki TV kanallarını izleme şansımın olmamasına üzüldüğümü ifade ederek, yetkililere bir kez daha TİKA gibi ülkemiz adına yakışanı yapın diyorum.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







