İnsanlık dip yapınca
İnsanlığın dip yaptığı ve her türlü ahlaksızlığın marifetmiş gibi kapış kapış satıldığı bir döneminde yaşıyoruz.
Teamülmüş, insanlıkmış, ayıpmış, günahmış hepsi batıl(!). Tek doğru ve tek gerçek, güç ve onun acımasız gayrı insani kuralları.
Taşlar bağlı, köpekler serbest.
Böyle bir dünyada omurgalı durabilmek, savrulmanın sınır tanımadığı bir düzende ayakta kalabilmek ancak ve ancak vertikal gücün yardımı ile olur. Nasrun minallahi ve fethun karib.
Dünya jandarması çakacak çivi bırakmadı. Çivisi çıkmış dünyada ayakta kalmak ancak Rabbimizin izni ile olur.
Bunun da olmazsa olmazı bu lutfa ve kereme layık olabilmektir.
Her bir ferd olarak miskinler, garib gureba, sabi, topyekûn ellerimizi açıp ya Rab ile başlayan yakarışlarla gavurun oyununu başlarına ters yüz geçirmeli. Fiili ve kalbi bu duaya “Amin” diyerek katılmalıyız.
Eski Türkiye beklentileri ile yolumuza taşlar koyan yerli-yabancı güruhun aykırı sesleri it dırıltısı olarak algılanarak onlara “Hoşt” diyoruz.
Bunlara kalırsa hedef tek...
“Tayyip gitsin, biz her türlü zillete dünden razıyız” derler. Başka bir hedefleri yok.
•
Hırs aklın önüne geçerse...
Günümüz insanı hırsının kurbanı olmaya o kadar sevdalı ki, yaşadığı onca olumsuzluğa rağmen bu illetten kurtulamıyor.
Ders alması gereken her bir yanlışını düzeltmek şöyle dursun daha da beteri ile yüzleşmek gibi bir kaderi adeta yaşamaktan zevk alıyor. Celladına aşık idam mahkumu gibi bir paradoks sürüp gidiyor.
Dün Suriyelilerdi, bugün ise Afganlılarla yatıp Afganlılarla kalkıyoruz. Nedir bu kin ve garaz?
Amerikan gavuru ellerini ovuşturarak izliyor ülkemizdeki gelişmeleri.
Fitne tohumunu ekti. Irak, Suriye ve Libya’ya götürdüğü özgürlük ve demokrasiyi Afganistan’a da götürdü ve güllük güllistanlık(!) haline getirdiği toprakları şimdi sahiplerine(!) teslim ederek harap ettiği ülkeden çekiliyor.
Afganlı şaşkın ve çaresiz.
Ülke her gün biraz daha karıştırılarak bir meçhule doğru hızla ilerliyor.
Son yıllarda devletimizin gücü ile yaşadığımız olumlu gelişmeleri bir türlü içine sindiremeyen hazımsızlar şimdi de Afganlılar üzerinden algı operasyonu geliştirmekle meşgul.
Özellikle Van ilimizden bir dost, “Türkiye eski Türkiye değil hocam, kuş uçurtmuyor devletimiz. Yazılanlara çizilenlere bakmayın” diyerek içimi ferahlatsa da dedikodu kazanını fokurdatanlar habire kazanın altını harlamakla meşgul.
Yıllar önce Van ilimizi ziyaret ettiğimde aracımıza yerli yakıt alacak istasyon bulamadığımızı hatırlayarak dostuma bugünkü durumu sordum.
“Tam tersi hocam” demez mi!
Kaçakçılık ve haram kazancın nerede ise tüm yolları kapatılmış. Lüks araçlar, altı silindir jipler yerini normal araçlara bırakmış. Eczanelerden terör örgütüne ilaç sevkıyatı asgariye inmiş. Van ilimizin asayiş sorunu da kalmamış.
Ülkemiz yavaş da olsa normalleşmeye doğru emin adımlarla gittikçe yaşanılan garipliklerde de bir artış oluyor.
Ülkemize sığınmış mülteciler üzerinden yeni provokasyonlar, işlenen bazı cinayetler üzerinden durumdan vazife çıkarma gayretleri ve daha neler neler…
Rabbim bu milletin yardımcısı olsun inşaAllah.
Bu haftalık da bu kadar. Kalın sağlıcakla.







