İletişimin büyüsü
“Dördüncü kuvvet” denen medya, günümüzde nerede ise her alanda birinci kuvvet olarak öne çıkıp, ortalığı toz duman bulutu ile kirletmek için kullanılmaktadır.
Gücü elinde tutanların arlanıp namuslanmaya hiç mi hiç niyetleri yok. Dünyanın neresinde ne olması isteniyorsa onun oluşturulması için altyapı hazır bekletiliyor.
İletişim denen sihirli kelimenin açmadığı bir kapı yok desem yalan olmaz. Bu sihirli kelimenin gücünü siyasetten ticarete, sağlıktan ekonomiye insanı ve dünyayı ilgilendiren her alanda dayanılmaz gerçekliğini bizzat yaşayarak görüyoruz.
Ülkemizin son yirmi yılını film şeridi olarak hafızalarımızda canlandırdığımızda akla hayale gelmeyecek ya da geldiğinde bu da olmaz be ya denebilecek ama yaşadığımız ne kadar çok unutulan gerçeklik var değil mi?
Günümüzde pek itibar görmese de “et tekraru ahsen, velev kane yüz seksen” darbı meselini önemseyen bir vatandaş olarak bu darb-ı meselin hatıralarda kalmasının yararlı olduğuna inanırım.
İnanırım çünkü hafızayı beşer nisyan ile malûldür.
Yol kazaları bedeni sakatlık ve ölümle sonlanırken iletişim kazalarının sosyolojik sonuçları bazen daha ölümcül olabilir.
Tüm dünyada sosyal medya birinci kuvvet olmanın zirvesinde. Hem görüntülü hem de yazılı unsurları ile neyi nereye savurması gerekiyorsa vazifesini yerine getiriyor ve kime neyi nasıl vermesi icap ediyorsa öyle de yaparak bu gücünü acımasızca kullanıyor.
Bu kadar önemli olan bu alan ihmale gelmez ve gelmemeli de.
İğneyi başkalarına batırırken çuvaldızı kendimize batırarak yol alınırsa önümüzdeki yıllara daha bir güvenle gidebiliriz.
Bir zamanlar çok önemli olan sadece yazılı basın olabilirdi.
Ancak bugün görüntülüsü ve sosyal zenginlikleri ile ben de varım demek dışında ayakta kalmanın başka bir yolu yok gibi.
İletişim teknolojisinin sunduğu imkanlar evrensel bilgi ile harmanlandığında ortaya çıkacak olandan istifade edeceklere yeni hazlar sunulmalı.
İstismara ve her türlü yola önü açık olan gençlerimize sahip çıkmak için bugün en hayırlı ibadetlerden biri iletişim kanallarından devlet ve millet lehine yararlanmak. Milli ve manevi dinamiklerimizi güçlendirmek için kullanmak.
İnsanların konuşa konuşa tekamülüne vesile olunamadığında, koklaşa koklaşa hayvanileştiğini de göz ardı edemeyiz.
İbadet sadece Allah’a kulluk olarak algılanmamalı.
Onun eşrefi mahluklarına dokunmak ve emri bil marufa, nehyi anil münker ile yükümlü olduğumuzu unutmayalım.
Her ne yapıyorsak yapalım ama sözde değil özde olsun.
Sözde kalmasın.
•
Mütefekkir dostum Mehmet Nuri Yardım’ın, önemsediğim bir teklifi var. Sağlık Bakanımız Fahreddin Koca beyin geçen yıl pandemide “Mustafa Kutlu’nun kitaplarını okuyun” tavsiyesi, beklentinin çok ötesinde kitapseveri Mustafa Kutlu ile buluşturmuş.
Bu gerçeklikten yola çıkarak bakan beyimiz bu sene de Sezai Karakoç’u tavsiye etsin de, gençlerimiz Sezai Karakoç’un kitaplarını okusunlar diye samimi bir teklifte daha bulunmuş.
Ben de bu teklifine sıcak bakarak, değerli mütefekkir yazarımızın samimi gayretini hatırlatıyor ve bakan beyin bu öneriyi hayata geçirmesini umuyorum.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







