--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Garnitürsüz kavramlar tad vermiyor

Ali Akben
Ali Akben

Değerli okurlarım her şey ayan beyan ortada. Saklı gizli bir şey kalmamakla beraber illüzyonistlerin el çabukluğu ile göz algımızı bozmasına fırsat vermememiz gerekiyor. Çok yönlü karmaşık ve kaotik bir yere doğru savruluyoruz. Aramızdaki küçük meseleleri büyüterek bizleri bir arada tutan bağları farkında olmadan gevşetirsek fitne ve fesat ekicilere fırsat vermiş oluruz.

 Hak, hukuk, demokrasi, hürriyet, eşitlik, adalet gibi evrensel kavramların hepsinin içi boşaltılarak birer kof haline getirildiğinin farkına varmamış isek vay halimize. Ülkemiz bulunduğu coğrafya nedeni ile tarih boyu çalkantılara hiç yabancı değil.

 Cennet mekan Abdülhamid Han döneminde yaşanılanların nerede ise aynısını bugünlerde yaşıyoruz. Tarih tekerrür ediyor. Aynı teraneler, aynı söylemler ve tabii aynı entrikalar, ihanetler ve hıyanetler. O zaman ki aklıselim maalesef cennet mekanla zıt düşerek sonun başlangıcına odun taşımış ve kaçınılmaz son gerçekleştikten sonra da feryadı figanları arşa çıkmış ama malum süreç devam ederek bugünlere kadar gelmişiz. 

 Osmanlı yıktırıldıktan sonra yerine inşa edilen devletimizin bugünlere gelmesi hiç de kolay olmadı aslında. Bizim nesil büyük bir kısmına vakıf ama günümüz gençleri gerçek vesikalarla tarihe bir göz atsalar gerçek olarak yaşanmış bir sürü garabeti daha iyi anlayarak ülkemiz üzerinde bugün de oynanan oyunları daha çabuk anlarlar.

  Cumhuriyetimizin ilk elli yılında garnitürsüz kavramlar o kadar kabak tadı vermişti ki, bugün birçoğunu hatırladıkça hâlâ içimizi acıtıyor. İçi boş ideallerle mermer kafalı bir azınlık tarafından yerli masum halk bu boş kavramlarla uyuşturulup yıllarca zehirlenmeye çalışıldı.

 Bu çileli halka yakıştırılıp uygun görülen isim ve sıfatlar düne kadar çoğu insanımızın hafızlarında taze ve tüm detayları ile duruyor. Sürü, koyun, cahil, inek, geri zekalı, göbeğini kaşıyan, makarnacı, irticacı, gerici vs… Rey verme, seçme, seçilme gibi haklar verilsin verilmesin tartışmaları bile hafızalarımızda hâlâ canlı ve taze duruyor. Bu necip millete tepeden bakıldı. Adam yerine dahi konmadı.

 Kendini idare etmekten aciz görülerek ithal idarecilerle kurtarıldığımız(!) günler de hâlâ hafızalarda. Rahmetli Erbakan ve Özal ile toprağa atılan tohumlar meyveler vermeye başlayınca özgüvenimiz gelişti ve şükür bugünlere kadar da geldik.

 Kazanımlarımız ve kayıplarımız teraziye konduğunda hangi taraf ağır basar onu pek bilemiyorum. Çok şey kazandığımız doğru. Aynı zamanda çok şey de kaybettik. İhlas, samimiyet, muhabbet, manevi dinamiklerimiz, diğergamlık, doğru ve dürüst olma, adam kayırıcılık, mal, mülk, servet ve şehvet imtihanında karnemizdeki not ortalaması vs… İçimizdeki gerçek ben ile kendimizi yüzleştirecek aynalara bakma cesareti kaçımızda var acaba?

 Her şeye rağmen düne göre daha şanslıyız gibime geliyor. Kırık notlarımızı düzeltme imkanımız hâlâ var. 15 Temmuz miladı, kendimizi resetleyerek fabrika ayarlarına dönmemiz için iyi bir fırsat oldu bize. Dost görünümlü düşman müsveddeleri, sözde değil özde öze dönüşten başka çıkış yolu bırakmadı bize. Şimdi canlarımız mallarımız ve namusumuza göz dikmek isteyenlerle dedelerimiz gibi mücadele dönemine girdik.

 Topyekûn bir mücadele bu. İçerden, dışardan, maddi, manevi birçok cephede savaşmak durumundayız. İstesek de istemesek de savaşmak zorundayız. Rabbimin yardımı ile de kazanacağız. Üzerimize gönderilen karabulutları birlik ve beraberlik duruşu ile dağıtarak bir kez daha hadsizlere hadlerini bildireceğiz.                       

DÖVİZ SAVAŞI

Tek cephede değil tüm cephelerde maalesef savaş var. Ekonomimizi çökerterek bizi hizaya sokmak niyetinde olanları hüsrana uğratalım. Dövizlerini yüzlerine gözlerine çalalım. Ülkemiz büyük ve kendi yağı ile kavrulabiliyor. Özellikle sosyal medya üzerinden döviz savaşını kışkırtan yerli işbirlikçilere karşı mevduatlarını döviz olarak tercih eden dostlarımız bu yangına bir damla da olsa su olsun niyeti ile dövizlerini bozdurarak son umutları olan bu savaşı da kazanalım derim.

 Aynı şekilde ekonomik kriz tüccarlarının da defterlerini dürebiliriz. Yatırım yapmak isteyen dostlarımız projelerini ertelememeli ve ötelememeli. Ülkemiz kaybederse ne dövizimiz işe yarar ne de yastık altı edilen varlıklar işe yarar.

 Ülkemizdeki istikrar ve huzur ortamı açık ve net olarak düşmanlarımızı çatlatıyor. Çatlasınlar patlasınlar. Bu millet uyandı. Kimse kolay kolay uyutamaz. Yeter ki içimizden çıkan hainler arkadan bizi hançerlemesin.

 Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle