--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Four Season Tevkifhanesi

Ali Akben
Ali Akben
7

Merhum Mehmet Şevket Eygi bey, Sultanahmet camiine yakın bir sokakta otururdu. Son yıllarında geçirdiği hastalıklar nedeni ile hekimi olarak Sefa Saygılı hocamla beraber sık sık ziyaretine gider, kendisi ile o bölgede küçük yürüyüşler yapar ve etrafındaki tarihi eserler hakkında da bilgiler alırdık.

Böyle bir gezinti sırasında evine birkaç yüz metre mesafede bulunan ve yeni açıldığı için de etrafa pırıl pırıl ışık saçan bir binanın önünde durdu. 

Durduğumuz yer Sultanahmet semtindeki Four Season otelinin önü idi.

Otelin isminden de kaynaklanan ünü, birçok insanın malumu. Ancak otel binasının parıltısının gölgesinde kalmış bir kitabede, Osmanlıca tevkifhane yazısını sanırım merhum üstadımdan başka gören yok derken, geçtiğimiz gün bir dostumla sabah kahvaltısından sonra yaptığım sohbet sırasında, konu döndü dolaştı bu otelin kitabesine geldi.

Tıp fakültesinde sınıf arkadaşım olan genel cerrahi uzmanı Ali Çetin bey, tarihe ve kültüre merakından olsa gerek Four Season otelinin önünden geçerken bu kitabeyi görmüş ve kapıdaki güvenlik elemanına “bu kitabede ne yazıyor?” diye sormuş.

“Tevkifhane yazıyor” deyince de sevinmiş ve tanışmak istemiş, görevlinin Afgan uyruklu olduğunu öğrenmiş. Nasıl okuduğunu sorduğunda da, “bizim yazımız değişmedi” cevabını almış.

Makalelerimde sık tekrarladığım acı bir gerçeği hatırlattı bu olay bana. 

Acı mı? 

Hem de çok acı.

Yıllar önce Merhum Şevket Eygi bey ile Selanik gezimizde yaşadıklarımız aklıma geldi. O gezide de, şimdi kilise olarak kullanılan Osmanlı dedelerimizin Fetih camisinin girişindeki kitabeyi Şevket bey okuyunca, görevli kişi, “Buraya ziyaret için sizin ülkenizden gelenler bu kitabeyi okuyamıyor” demişti. O gün de aynı acıyı yaşamıştım. 

Bu acı çok derin, öyle bir derin ki, küllense de unutulması mümkün değil. Bugün yaşadığımız sorunların büyük kısmında bu acının şöyle ya da böyle etkisi var. 

Anlayana tabii.

Zenginlik, fakirlik

Her ikisi de izafi bir kavram. 

Merhum Mehmet Şevket Eygi bey çok zengin olduğunu sık tekrarlar bazen de cebinden çıkardığı paraları göstererek zenginliğini ispat etmeye çalışırdı. İspat için çıkardığı kağıt paraların üç beş yüz liradan fazla olmadığına defalarca şahit olmuş birisi olarak, bu zenginliğinin sebebini sorduğumda da  kanaat zengini olduğunu ve bu zenginliğin tadına doyum olmadığını söyleyerek bendenize örnek olmaya çalışırdı.

Sağlıklı olmasını, yaz kış hastalık sayrılık demeden her gün yazıları ile insanlara dokunabildiğini, yaşına rağmen görebilmenin işitebilmenin hatta yürüyebilmenin ibadetlerini erkanına ve adabına göre yapabilmenin birer zenginlik olduğunu da sık sık aktararak örnek olmaya devam ederdi.

Ramazan ayı geldiğinde tuttuğu orucun zenginliğini hiçbir şeye değişmediğini ve hele ay boyunca zekat olarak kendisinden yardım isteyenlere, dostlarından gelen zekat paralarını dağıtırken yaşadığı hazdan çok bahsederdi.

Zekat verilecek insanlar hususunda çok dikkat eder adeta kılı kırk yarardı. Cep telefonu olan birine zekatın verilip verilmeyeceği hususunda zaman zaman zorluklar yaşardı. Onun kendi fakirleri vardı. Kadırga semtinden bazı fakirlerinin bir tek odada yaşadıklarını ve bu mahallelerden tanıdığı muhtarların yardımı ile zekat paralarını hakkedenlere verirdi.

Günümüzde kanaat Hakk’ın rahmetine kavuşunca zenginler de fakirleşti. “İşler nasıl gidiyor” demeye korkar olduk. Şükür kelimesi nerede ise tarihe karıştı. Çarşılar pazarlar avm ve mağazalar tıklım tıklım caddelerde sokaklar cıvıl cıvıl ama herkes fakir.

Değerli okurlarım aynalara bakmak gerekiyor. Herkes yalan söylese de aynalar söylemez. Onların gördüğü gerçekler işimize pek gelmese de bakmaya ve görmeye çalışalım. Göremediğimiz gerçekleri görmek için çalışalım, kendimizi ve başkalarını aldatmaya da son verelim.

Bu haftalık da bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Zahid

7 Mart 2022 22:21

Ali bey yazıların bağımlılık yapıyor daha sık yazabilseniz.

afganistan medeniyeti

6 Mart 2022 23:58

afganistan’a arap alfabesi pek bir fayda sağlayamamış

÷÷÷

6 Mart 2022 19:17

Side,ye tatile gidiyorum hocam, bu yazdıklarının orda bana faydası yok. Karamsarlığa gerek yok hayat devam ediyor, imkanın varsa hayatın tadını çıkaracaksın. Oku oku nereye kadar. Keşke kısa yazsaydın

Can

6 Mart 2022 09:40

kuran kitabinda arapcayi nasil okundugunu bir de aciklayin o zaman eger osmanlica okunmasi bilemiyorlar ve bunu sirf afganli birisi biliyorsa yakiniyorsaniz. osmanlica da farsca oldugunu ve türkce ile alakasi olmadigindan mi. siz niye türkce sahiden kullaniyorsunuz günlük hayatinizda bu kadar farsca hayranliginiz var iken

Zafer

6 Mart 2022 07:39

Allah razı olsun sizden.Unutulan gerçekler bu kadar net ve öz başka türlü izah edimemezdi.

Mustafa

6 Mart 2022 06:32

Ailemizin doktoru Ali bey hatıralarla ve Üstad M. Ş. Eygi ile süslediğiniz yazı hoş ve ders verici olmuş. Lütfen böyle yazmaya devam edin. Eline koluna emeğine yüreğine sağlık Ali doktorum

fetösavar

6 Mart 2022 05:27

aman çok bilen, herkesi cahillikle suçlayan ama kendi herhalde ucundan acık osmanlıca karıştırmış bi prof duymasın. osmanlı alfabesi türkçeye uygun değilmiş. bunu d&r.ların girişlerinde boyboy reklamı yapılan kitabında buyuruyor...

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle