--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Er kişi olmak

Ali Akben
Ali Akben

Dün başbakanımızı dinlerken aklımdan geçenlerin çoğu sizlerin de aklından geçmiştir. Aklıselim neyi gerektiriyorsa onu yapabilme erkini göstermek çoğunlukla kolay olmaz. Bir tarafta nefis, bir tarafta şeytan; insan kolayca savrulabilir.

Son yıllarda biraz palazlanan ve tüm dünyaya, “ben de varım” dedirten bir beden dili duruşumuz, dost-düşman her kesimde şaşkınlık meydana getirdi. Üzerimizdeki ölü toprağını attıkça içerden ve dışardan bel altı vuruşları sanki kaderimiz oldu.

Tam bir ve birlik olma vakti olan bugünlerde sağda solda işittiklerimizle görüp yaşadıklarımız arasındaki farklılıklar birçoğumuzu çileden çıkardı. Hangisi doğru sorusu kafalarımızda ciddi bir soru.

Son günlerde yaşadıklarımızı doğum sancısı olarak yorumlamak istiyorum. Aksini düşünmek ruh sağlığımı bozabilir.

Başbakanımızı yıllardır yakından olmasa da tanıyan, takip eden birisi olarak; iyi bir Müslüman olduğuna, zor ve zahmetli günlerimizdeki olağanüstü gayretlerine şahitlik yaparım. Nerden bakarsak bakalım, artılarının çok fazla olduğu da bir gerçek. Son iki yıl içerisindeki performansına da “maşallah” demek gerek.

Son birkaç aydır yaşanılan ve bir türlü anlam veremediğim gelişmeleri, aklıselim ile yorumladığımda da, geçerli bir sebep bulamadığımı itiraf etmek zorundayım.

Bilmediğimiz ne ola ki böyle bir durumla yüz yüze geldik. Dünü doğru yazan tarih bugünü de elbette yazacak. Ancak bizde hüküm zahire verilir. Niyet okuma, allem gallem işler ya da hezeyan derecesinde şüphe ile insanları yaftalamak en azından işimiz olmamalı.

Bugün daha iyi tahmin ettiğimiz dün ile ilgili tüm gerçeklere rağmen dün verdiği karar ile içimizi ferahlatan başbakanıma kalbi teşekkürlerimi arz ediyorum. Çok zor olsa da er kişiye yakışır bir karar bu. 

Bu karar ile durumdan vazife çıkarma heveslisi güruhun hevesini kursaklarına tıkadı. Kaos tüccarları, kriz lobileri ve fitne odaklarının ocağına incir dikti.

Bundan sonra ne olacak sorusunun cevabını bilenlerden değilim. Bildiğim bir şey var. Devletimiz ve milletimiz dimdik ayakta. İdarecilerimizin sağ duyulu yatıştırıcı ve birleştirici olması ve güç zehirlenmesi ile zülfü yâre dokunacak aykırı kararlarla bizi bir kez daha karamsarlığa düşürmemesi gerekir. 

İşini doğru yapmayan, adaletten sapmış, haksızlık üzerinden rant peşinde koşan, maskeli akgörünümlü güruh bizlerden fersah fersah ilerde Üsküdar’ı çoktan geçmiş durumda. Fısıltı gazetelerinde yazılan o kadar çok “olmaz” dediğim haber var ki, bana ateş olmayan yerden duman tütmez dedirtiyor. 

Şeffaflık zırhımız olmalı. Dünün çulsuzuna bugün bindiği lüks arabanın kaynağı sorulmalı. Dedikodu üretim merkezlerinin hammadde olarak kullandığı malzeme üretim merkezlerine ani baskınlar yaparak bu yoğurdun bolluğunun kaynağı sorulmalı diye düşünüyorum.

ÖLÜM VAR ÖLÜM

Rahmetli demirci Şevket ustanın sık hatırlattığı bir gerçek bu. Dünyaya dalmışlığımın zirve yaptığı zamanlarda arardı. Hal hatırdan sonra da “ölüm var ölüm, Ali efendi” derdi. 

Yaşamanın bir mucize olduğunu çok yakinen bilen bir hekimim. Biyolojik olarak doku ve organlarımız arasındaki ilişkiye göre hareket edersek aslında her an ölümü yaşıyoruz. Şu satırları yazarken bile binlerce hücrem ölürken binlercesi de yeniden doğuyor. Her an ölüyor ve yeniden diriltiliyoruz. Bize çok yakın olan ölüm gerçeğini de bir türlü kabul etmeyiz.

Emri hakkın bugün vaki olacağını düşünerek kendimizi ölüm rabıtası ile test etmeye var mısınız? Gözlerimizi kapatalım ve ölüm meleği ile yüzleşerek ruhumuzu teslim ettiğimizi düşünelim. Detaylarda boğulmamak için de kul hakkındaki karne notumuzdan başlayalım.

Bu kadar mutlak bir gerçeklik neden ilk unutuluyor sorusunun cevabı çok ama, ölümü yok olma olarak algılıyor veya hesap vermekten korkuyor olabiliriz. Aslolan ve gerçek olan ise unutmadan yaşamayı başarmak.

Bunu başaranlar önlerine çıkan tuzaklara takılmadan mutlu ve huzurlu yaşarlar. Yollarına şeytanların döşediği mayınlara çarpmadan sırat’ı müstakimde kalırlar.

Ölümsüzlük iksiri içtiği zannı ile yaşayanlar ise beklemedikleri bir anda gelen ölüm ile yaşadığı hayatın beyhudeliğini anlamadan hesap alemine dahil olurlar. Bugünlük de bu kadar.

 

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle