Donan donana
Değerli okurlarım, malumun ilamı gibi olacak ama tekrarlamak ve hatıraları canlı tutmak birçok bakımdan gerekli ve elzem.
İnsan hafızası nisyanı ile bilinirliği hepimizin malumudur.
Sık unuturuz ve aslında belki de birçok bakımdan da bu mucizevi yön ile de kazanımlarımız olur.
Mesela kaybettiklerimizin acısını; “unutma” sayesinde küllendiririz.
Bazı şeyler var ki, “delerek geçti” der ve meselenin ciddi olduğunu anlar ve anlatırız.
Bodrum sahiline vuran cansız bedeni ile tüm dünyaya, “yetsin artık bu zulüm” diyen Aylan bebek bugün yaşasaydı 10 yaşında olacaktı.
Aylan bebek hadisesini tüm dünyanın gözlerinin içine sokarcasına duyurulmasına rağmen medeni(!) batının vicdan ibresi milim dahi oynamamış ve bildik tutum ve davranışları ile “dediğim dedik çaldığım düdük” misali günler günleri kovalayıp dururken, hafta başında Yunanistan’dan acı mı acı bir haber daha geldi.
Yunanistan sığınmacı olarak sınırına dayanmış 19 masum ve mazlumun donarak ölmesine sebep olmuş, yarı çıplak, ayakkabıları dahi alınmış ve bilerek ölüme terk edilmiş mazlumların cansız bedenlerini gören dünya medyası ve devletleri bir kez daha suspus olup üç maymun oyununu sahnelemekle meşguller.
İnsanlık adına sınıfta kalan batı dünyası sadece mazlumlara karşı değil, kendi vatandaşına da aynı acımasız tutum ve davranışı sergileyerek tek dişli canavar olduklarını bir kere daha tescillendirdiler.
Örnek mi?
Rene Robert, dünyaca ünlü Fransız fotoğrafçıdır. 18 Ocak 2022 tarihinde Paris’in en kalabalık caddesinde yürürken, yüz üzeri yere düşer. Cadde, işyerlerinin ve eğlence merkezlerinin yoğun olduğu bir mekân. Sürekli insanların gelip geçtiği bir yer. Rene Robert; saat 21.00’den ertesi gün sabah saat 06’ya kadar, 9 saat olduğu yerde ve düştüğü şekli ile kalır.
Oradan gecen bir evsizin polise haber vermesi üzerine hastaneye kaldırılır. Soğuktan donarak öldüğü tespit edilir. En samimi arkadaşı, Robert’in ilgilenilmemesi üzerine öldüğünü söyler. Buna rağmen, ‘Ben de yerde yatan birini görseydim, durup yardım edeceğimden yüzde yüz emin değilim’ ifadelerini kullanır.
Sonuç olarak, bugün, batıda insan leşleri sokaklardan ve lağımlardan toplanır hale gelmiştir.
Batı insanının çıkmazı ile ilgili örnekler saymakla bitmez.
Batıda bir domuz mezbahasında çalışan işçilerden birine, ustabaşı sürekli psikolojik baskı yapar. İşçi kendisine yapılan haksızlık ve baskılara dayanamayarak cinnet geçirir. Eline aldığı bıçakla çalışma arkadaşlarına saldırır. Fabrika içinde başlayan saldırı, şehrin en kalabalık caddesinde devam eder. Sonunda saldırgan ile bir işçi baş başa kalır. Saldırgan, elindeki kesici aletle işçiyi şehrin en kalabalık caddesinde öldürür. Polis gelir saldırganı yakalar. Belediye görevlileri de cenazeyi kaldırır. Fabrika sahibi işçileri toplar. ‘Bu gün bir arkadaşınız, bir arkadaşınızı öldürdü. Ama bizim çok domuz eti siparişimiz var. Çalışmaya devam edeceğiz’ der. Hiç bir şey olmamışçasına işe devam ederler. En dramatik olan ise bu olaya sokaktaki insanların hiç tepki göstermemesidir. İnsanların, gözünün önünde cereyan eden olaya karşı duyarsız kalmasıdır. İş sahibinin ifadeleri ise daha da acı bir durumdur. İnsanlar ölüme giderken bile, bir acıma ve üzülme duygusundan yoksun olmasıdır. İnsani ve ahlaki değerlerden söz etmek mümkün bile değildir.
Bizim coğrafyamızda, böyle vahim bir olay meydana gelse, olaya o anda insani ve ahlaki bir yaklaşımla engel olunmaya çalışılır. Toplum vicdanı, rahatsızlığını o anda ortaya koyar. Bugün Avrupa medeniyeti bireyselleşmiş bir medeniyettir. Toplumsal sorumluluk projeleri üretemiyor. Dünyayı ve insanı sömürmekten başka bir hedefi yoktur.
Bu gerçeklikle nerede ise her gün karşılaşılmasına rağmen vicdanı donmuş vahşi batıdan cılız da olsa bir ses çıkmıyor. Zulümle abad olunmayacağına göre berbat oldukları günü görmek dileği ile…
Bu haftalık da bu kadar. Kalın sağlıcakla.







