Doğrusu ne?
Değerli okurlarım “bu sorunun cevabını vermek, deveye hendek atlattırmaktan daha zordur” desem kabul edenler olur.
Nur ve kirin iç içe aktığı bir oluk düşündüğümüzde demek istediğim daha iyi anlaşılır.
Görüntülü yazılı ve geleneksel medya organlarından akan nur ve kiri ayırt edici en sağlıklı ayıraç akıl. Bundan dolayıdır akla hitap var ve “akledenlerden olunuz” düsturu evrensel bir gerçeklik.
Akletmek için beynimizi ve duygularımızla beraber zihnimizi ve gönlümüzü devrede tutmak icap ediyor.
Beyin ve sinir hekimi olmam hasebi ile akıl ve zekâ konusundaki merakım bana şunu öğretti. Zeka merkezinin beynimizde sağlıklı olması yanında kalp, gönül ve zihin ile birlikte hareket etmesi durumunda akledenlerden olmak mümkün oluyor.
Beni en çok üzen meselelerden bir tanesi işte bu akledenlerden olunuz düsturunu bildiği halde; hırs kibir, nefsani heva ve hevesin
anaforuna kapılıp hasedinden dolayı akletmeyi akledemeyenlerin çokluğu.
Son yıllarda sayıları iyice artan sağduyu sahibi yakından tanıdığım bazı dostlarımın bindiği dalı kestiklerini görünce içinde bulunduğumuz birlik gemimizi daha fazla zedelememelerini salık vermeme lakaydi durumlarından üzülüyorum.
Batarsak batalım yeter ki Erdoğan gitsinci bir güruhun dümen suyunda yüzmemek gerekir diye inananlardanım.
Cennet vatanın batması da dahil feda edemeyecekleri bir değer yok. Daha doğrusu bu güruhun din düşmanlığı dışında bir değer ölçüsü yok. Son zamanlarda iyice azıtmalarının sebeplerinden bir tanesi de hükumet edenlerin yaptığı hatalar.
Bize ne oldu da böyle bir savrulmanın tam ortasında sağa sola yalpalayıp duruyoruz.
Kör topal bugünlere gelen ülkemizi daha üst liglere beraber taşımak varken, rahatlığın neresi batıyor da vur patlasın çal oynasıncıların dümen suyunda bocalayıp duruyoruz.
Bu güruhu biz Geziden, 15 Temmuz’dan ve ülkemizin hayrına çakılan her çivinin bir yerlerine batmasından dolayı çıkardıkları gürültüden tanıyoruz.
Ağa babalar sırça köşklerinde dün olduğu gibi bugünde bir elleri yağda diğer eller balda. Piyasaya sürdükleri fondaş ve yoldaşların marifeti ile işlerin tıkırında gitmesi sağlanıyor.
Yalanın binbir türü allanıp pullanıp pazarda rengârenk cümbüşlerle boyandıktan sonra alıcı kerizler vasıtası ile milletin ensesinde boza pişiriliyor.
Büyük çoğunluk durumun vahametinin farkında.
Millet tuzak kurucuları tanıyor ve biliyor.
Bayram iklimine doğru yaklaştık.
Cehennem ateşinden korkan bizler için bugünler fırsat günleri.
Hesabın hasbi olduğu, ne yaptı isek her birinden bizzat hesaba çekileceğimiz o günlere azık hazırlamak varken oyunda oynaşta olmayı öncelikle kendime zül kabul ediyorum.
Yol yakınken dönmek gerek.
Piyasayı allak bullak eden bu güruh işi iyice azıtsa da milletimizin sağduyusu ve feraseti yine galip gelecek ve birlik hamurumuza su katanlar bir kez daha mahcup olacaklar.
Dünyayı alt üst eden pandemi ve hemen yanı başımızdaki savaş elbette maddi ve manevi olarak vatandaşımızı yoruyor.
Devletimizin müşfik ellerini uzatabildiği kadar uzatarak vatandaşın ekmeğine katık olmaya çalışıyor.
Sosyal devlet yanında, hamiyetperver zengin Müslümanların bu mübarek günlerde zekât fonundan dağıttığı yardımlar zorda olan kardeşlerimize can suyu oluyor.
İşleri güçleri yalan dolan ve algı olan kökü dışarda güruhun tüm engellemelerine rağmen kervanımız yürüyor çok şükür.
Azgın azınlık ve cinsi cibilliyeti bozuk olanlar istemese de Allah nurunu tamamlayacağını vaad ediyor. Bu müjdeye layık olanlara ne mutlu.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







