Diz ameliyatları ne kadar faydalı?
Geçtiğimiz hafta bel fıtığı ile ilgili tecrübi gerçekleri sizlerle paylaşmıştım. Meselenin ne kadar önemli olduğunu gelen desteklerden anlayınca, bu hafta da aynı öneme haiz sık yaşanılan bir hastalığı sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Akılsız başın cezasını ayaklar çeker” atasözü, aktaracaklarımla ilgili olmasa da önemli. Diz problemi olan hastalıklar ameliyat tehdidi ile sık karşılaşıyor. “Ameliyat olma kararı, ne kadar doğru” sorusu ile ilgili bilgileri size aktaracağım.
Daha önceleri yazdığım için tekrarlamadan şu gerçekliği bir kez daha hatırlatıyorum. Vücudumuzdaki herhangi bir hastalıkla mücadelede en büyük tamir ve tedaviyi; doku ve organlarımız zaten yapıyor. Hem de en mükemmel ve en kısa yoldan.
Burada bize düşen en büyük vazife, bu tamir ve tedaviye gölge etmemek. İlaçlar, ameliyatlar bazen gölge olabiliyor ve kaş yapalım derken gözlerimizden olabiliyoruz. Bu gerçekliğe sık şahit olan bir hekim olarak, diz ağrılarında ameliyat önceliğini mümkün olduğu kadar öteleyelim.
Mesela bel fıtığı, diz kireçlenmesi, menisküs gibi hastalıklarda en büyük tedavi yolu istirahattır. Tedavinin en önemli unsurunu ihmal ederek yapılacak tedaviler, genellikle sonuç vermediklerinden olsa gerek, hemen ameliyat durumu ile karşı karşıya kalabiliyoruz.
Ameliyat kararının insan üzerindeki psikolojik olumsuz etkisini de yabana atmamak gerekir. Yapılan bir çok çalışma ile sabit bir gerçeklik de şu: Diz bölgesi hareketli ve ağır yük taşıma sorumluluğu nedeni ile de yıpranmaya müsait. Mikro ve makro travmalarla da oldukça sık zarar görür.
Bu kadar hassas ve hareketimiz için de elzem organımıza yapılacak her müdahale, teorik olarak mantıklı gibi gelse de pratik olarak olumlu sonuçlanmayabiliyor. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da oluveriyoruz.
Böyle olumsuz bir durumu satın almak yerine, diz egzersizleri ile beraber uygulanan bir çok ameliyat dışı tedaviden öncelikli yararlanmak ortak menfaatimiz.
Fizyoterapi, ozon, capping, proloterapi, laser, lazerneedle gibi ameliyat dışı tedaviler genellikle daha iyi sonuçları ile yüzümüzü güldürebilir.
Ameliyat edilen ve edilmeyen hastalarla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar da bize ameliyat olmadan önce iki kez düşünmemizin kendi menfaatimize olduğunu söylüyor. Her iki grupta da çıkan sonuçlar hemen hemen aynı.
GENÇLİK BAYRAMINDAN
UMUTLANDIM
Cumhurbaşkanımız geçen gece gençlerle hasbihâl etti. Sorulu-cevaplı her şey konuşuldu. Beni umutlandıran şey, gençlerin öz güveni, cumhurbaşkanımızın ise samimiyeti ve tevazusu oldu. Gençlerden beklentilerini sıralarken aktardıkları, “dünde kalanlar”la ilgili hatıralarımı canlandırdı.
Dün, Lawrenslerle işini kolayca halleden alçak güruh, bugün Ahmetleri, Alileri, Ayşeleri Fatmaları devreye sokmuş durumda. Yerli ve bizden malzemelerle içimizden vurulmak ile karşı karşıyayız. Ya uyanarak yekvücut olacağız, ya da bir kez daha 50-100 sene geriden yeniden başlayacağız.
Tarihi; bu kez aynı yerden tekerrür ettirmeyelim, sevgili gençler. Abdulhamid Han döneminde bu senaryo uygulandı ve maalesef başarılı oldular. Bugün yaşanılan zilletin tohumları maalesef o günlerde atılmıştı.
Aradan geçen yıllara rağmen hâlâ kendimizi bulamadık. İslam ümmeti olamadık. Batının maskarası lider müsveddeleri cetvelle çizilmiş İslam topraklarında kedi fare oyunu oynamaya devam ediyor.
Hedefledikleri yere doğru savrulmaya devam edersek çil yavrusu gibi dağılır ve yeniden toparlanmak için şansımız olmayabilir.
Gün Rabbimin verdiği aklı kullanma günü. Ortak akıl ile kendini zeki zanneden ahmaklara bu kez haddini bildirebiliriz. Devletimiz güçlü. Parçalamak isteyenler ne yaptılarsa başarılı olamadılar. Bu da Rabbimin lütfu. Ellerimizi birbirine kenetleyerek düşman çatlatmaya devam edelim.
RÖPORTAJ
Sosyal medyada dolaşan bir röportajda gençlere, “bugün cennet için ne yaptın” diye sorular soruluyor.
Gençlerin verdiği cevaplar o kadar lakaydi ve o kadar akıl dışı ki, beni ziyadesi ile üzdü. Eğitim sistemimizin boşluğundan, değerler eğitiminin eksikliğinden, ölümsüzlük algısının aşırı kabullenilmişliğinden olsa gerek, cevaplar çok yakışıksız ve gayrı ciddi idi.
Aynı zamanda bir eğitimci olmamdan dolayı kendimden de utandım. Psikoloji, sosyoloji, din ve ahlak gibi; insanın aklını, gönlünü açan ilimlerle gençlerin içindeki boşluk acilen doldurulmalı. Bu günlük de bu kadar.
KANDİL TEBRİĞİ
Dün gece idrak ettiğimiz Beraat Kandili’nin Alem-i İslam’a ve insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum. Ramazan-ı Şerif ayının habercisi olan bu gecede beratlarımızı alanlardan olalım inşallah.







