‘Din’le savaşılmaz
Ülke gündemini meşgul eden eten püften şeyleri dev aynasında milletin görseline sunarak durumdan vazife çıkarıcı güruhun iflahının mümkün olmayacağı kanaatim giderek daha da netleşiyor.
Geçen hafta yapılan KPSS sınavı üzerinden oluşturulan algıyı pazarlayanların samimi olmadıklarına inanıyorum. DDK’nın hazırlayacağı rapor ve yargının vereceği karar beklenmeden sağdan soldan çatlak seslerden de anlıyoruz ki, bu meselede de samimiyet ve iyi niyet yok.
Malum zihniyete mensup siyasilerin akla mugayir açıklamalarından da anlıyoruz ki, fırsat bulsalar milletin dini ve diyaneti ile uğraşacaklar ve mazide yaşadığımız zilletin beteri ile milleti mahvüperişan edecekler.
Eski Türkiye’nin gündemini hallaç pamuğu gibi savurarak oluşturulan durumdan vazife çıkartan modası geçmiş programcıların ‘din’le olan savaşları maalesef aynı cehaletle bugün de devam ediyor.
Adana ilimizde lise öğrencisi bir grup gencin cemaatle namaz kılması, askerlerin de içinde bulunduğu başka bir mekanda kılınan cemaatle namazı ve yapılan dualar üzerinden algı oluşturuculuğu en hafifinden en tabii insan hakkı olan inanç hürriyetine saygısızlık olmasına rağmen, utanmadan sıkılmadan bu durumdan bile kriz üretmekten geri durulmamasını hayra yormak pek mümkün gözükmüyor.
Gün geçmiyor ki, bir garabete duçar olmayalım.
Nereden buluyorlarsa buluyorlar.
Etraf konu mankeninden geçilmiyor.
Yalan talan diz boyunu çoktan aşmış.
İnanan kerizler maalesef her gün biraz daha çoğalıyor.
Sokak röportajlarını izleyen aklıselim insanlar bu safsatalara inanmasa da inananların olması gerçekten acı mı acı.
Siyaset yapıyoruz diyerek milletin birlik ve bütünlüğünü dinamitleyenler, bel altı vuruşlarla insanlığa yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunanlar bindikleri dalı kestiklerinin farkına vardıklarında iş işten geçmiş olur
Röportajı yapan kişinin sorduğu soruların ne anlama geldiğini dahi sorgulamadan balıklama atlayan kerizlerin görseli beni ziyadesi ile karamsarlaştırıyor.
Çoğunun üniversite öğrencisi olması da cabası.
Orta ve ileri yaş grubuna uzatılan mikrofonlara konuşanların büyük çoğunluğu için iyimser olmamın sebebi ise, aklıselimi kullanarak ülke ve dünya gerçeklerine göre ülkemiz menfaatine bilinçli konuşma yapmaları.
Ne istiyorsunuz bu milletten ve bu memleketten.
Vatan bütünlüğümüze karşı olduğunuz yetmezmiş gibi şimdi de mavi vatan ve yeşil vatanımıza karşı algı peşindesiniz.
Milletin çoğunluğu ne mal olduğunuzu biliyor bilmesine de yularınızı elinde tutan puştlar bu gerçekliği bilmiyor.
Dünyayı kasıp kavuran ekonomik buhranın ülkemiz üzerinde dolaşan kara bulutları biraz dağılır ve millet gerçekleri arı duru görmeye başlarsa ki, başlayacağına inanıyorum, ayağımıza çelme takmaya çalışan tüm unsurlar bir bir yeni duruma göre hizaya geçecekler.
Devletimiz dün olduğu gibi bugün de garip gurebaya, geçim derdinden başka bir derdi olmayan sessiz yığınlara bekledikleri yardımı fazlası ile vererek bu zor zamanlarda sofralarına aş olacak.
Yeter ki, gölge edenler ellerini eteklerini bu necip milletin üzerinden çeksinler.
Küçük bir yala bile ram olacak sanatçı bozuntularının ulu orta ürümelerine bakmayalım. Ülke kervanı emin adımlarla yarınların Yeni Türkiye’sini ilmik ilmik işleyerek hızla yol almaya devam ediyor.
Aşağılık kompleksinin zehrini içen, içimizdeki beyinsizler anlamasa da, dünyanın beşten büyük olduğunu anlayanlar Türkiye’siz bir dünya düzeninin sağlıklı yürütülemeyeceğini geç de olsa kavradılar ve kabul ettiler.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







