--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Devletimiz var olsun

Ali Akben
Ali Akben
7

Değerli okurlarım geçtiğimiz cuma günü şirin İzmir şiddetli bir depremle sarsıldı. İstanbul’da dahi hissedilen depremin korkutucu ve ürkütücü soğuk yüzü devletimizin dirayeti, hızlı müdahalesi, yaraları sarıcı müşfik tutumu ve gayreti sayesinde herhangi bir kaos ve kargaşaya sebep olmadan çok şükür panik atlatıldı. 

Devlet varsa millet var. Devleti yaşat ki, millet yaşasın gibi bildik sözlerin anlamını ve önemini bugün daha iyi kavradığımı itiraf etmeli ve başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm ilgili birimlere teşekkür ederek makaleme başlıyorum.

Depremde ölen kardeşlerime Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Böyle olağanüstü bir zamanda dahi durumdan vazife çıkarıcı malum zihniyete mensup güruha teessüflerimi bildiriyorum. 

Hiç olmazsa bugün devletimizin yanında olun. Birlik ve bütünlüğümüze helal getirerek yerli ve yabancı timsah gözyaşlıları memnun etmeyin derim ama nafile.

Çünkü azgın azınlık her türlü olumsuz gelişmeden kendine vazife çıkarıp esip gürlüyor. Niyeti üzüm yemek olmayınca vatandaştan yüz bulmasa da etraftan üzerlerine saçılan tükürükleri yağmur zannederek sevinmek gibi bir garabetin içinde olduğunun farkında da değil.

Aynı güruh dün S-400 için atıp tutuyordu. Kimisi havlamaktan, kimisi eşek gibi anırmaktan kimisi de füzelerin üzerine çıkıp oturmaktan bahsederek eski Türkiye’de yaşadığı zannı ile avunuyordu. Bugün dut yemiş bülbüle döndüler, ne havlayan ne anıran ne de kendini Taksim meydanında yakacak olan var. Toz duman olup ortalıktan kayboldular.

Ekonomik siyasi ve sosyal her türlü tuzaklara karşı devletimizin vatandaşından aldığı destekle dimdik ayakta olduğuna inanın artık.

Her ne kadar yeni sistemden kaynaklı sorunlar olsa da, devletimizin kurumlarını emanet ettiğimiz kişilerin tepeden tırnağa dünkü gayretlerini görünce umutlandım. 

Sivil ve resmi tüm kurumları eşgüdüm içerisinde enkaz altındaki vatandaşlara bir bir ulaşarak onlara müşfik elini saatler içerisinde uzattı. Vatandaşını aç ve açıkta bırakmadı. Yedirdi, giydirdi ve barınmasına sağlıklı zeminler ayarlayarak maddi ve manevi olarak yanlarında olduğu güveni verdi. 

Fırsatı ganimet zanneden güruhun art niyetli fitne ve fücuruna fırsat dahi vermeden elebaşları ile birlikte derdest ederek durumdan vazife çıkarılmasına da fırsat vermedi. 

1999 İstanbul depremini bizzat yaşayan bir hekim olarak o günlerle bugünleri karşılaştırmak istemem. Ancak şunu tüm samimiyetimle söylemek isterim ki, o günlerde deprem sonrası Batı Trakya seyahatim olmuştu. Sınırda Yunan polisi sırıtarak maaşlarınız bizim deprem için yolladığımız paralardanmış demiş istihzalı bakışları ile içimi cız ettirmişti.

Nereden nereye.

Çok şükür bugün Yunanlıya depremden zarar gördüyseniz yardıma hazırız diyebiliyoruz.

Timsah gözyaşlı Amerika’nın yarım ağız yardım teklifine teşekkür edebildik.

Avrupa ülkelerine, çok şükür kendi yağımızla kavruluyoruz teşekkür ederiz diyebildik.

Tüm dünya zindelerine yüzlerine karşı daha neler neler dediğimizi; kulakları işitenler, gözleri görenler ve aklıselim ile dünyamızdaki asimetrik patolojik gidişi görenler biliyor anlıyor ve bugünümüze her türlü olumsuzluğa rağmen şükrediyor.

Yok, milli gelir düşmüş, yok döviz çıldırmış, yok şurada burada ne işimiz var tamtamcıları artık duygusal körlükle etrafa gülünç olmaktan vazgeçin.

Deprem gibi doğal afetler bari aklınızı başınıza devşirmenizin sebebi olsun.

Gâvurun timsah gözyaşları sizi daha fazla avutmasın. Bugün güvendiğiniz hak ve hukuk var hüsnü zannı ile özendiğiniz gâvurda ne insanlık ne hak ne hukuk nede hürriyet var. Hepsi yalancık ve yapmacık ve sanal.

Bizim gidecek bir yerimiz yok. Dedelerimizin genlerini taşımanın bir sorumluluğu var ve bir kaderi paylaşıyoruz. Yeter artık içine düşürüldüğümüz aşağılık kompleksinde oyalandığımız.

Kendi kendimize yetemememiz için her türlü yolu kendine mübah gören güruhun yaktığı ateşe odun taşımayalım. Kendimize güvenelim artık. Biz bize yeter hale gelirsek başına işler açacağımız yerli ve yabancı güruhun sağa sola döşediği mayınlara basmamak için dikkatli olalım.

Puslu havayı seven yaratıkların her türlü engellemelerine rağmen kervan yürüyor şükür. Bu gerçekliği Cuma günü yaşadığımız İzmir depreminde bir kez daha gördük. Devletimiz dimdik ayakta. Bir tarafta virüs diğer tarafta felaket tellalları olmasına rağmen kervan yürüyor şükür.

Bugünlük de bu kadar.

Kalın sağlıcakla.

 

Yorumlar

(7)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Alperen

1 Kasım 2020 14:03

Bu yapılanları rus devleti de Amerikan devletide yapıyor..Makbuliyet için iman şart.. 

Sahin

1 Kasım 2020 11:07

Devleti yönetenlerin hergün kendilerini övdükleri yalan haberleri yetersiz bulmusunuz birazda siz takviye yapmisiniz Askida ekmek asrin projesini gelistirmemiz lazim bir önerim var.Askida ekmek yaninda keyf cayi olsa daha bir anlam kazanir gibi geliyor ne dersiniz yazar bey

Can

1 Kasım 2020 11:03

1999 depremi gibi simdi 7.8 siddetinde bir depremin merkezi tam Izmir olsaydi acaba ne olurdu. Yardima kat kat ihtiyac olurdu ondan iki depremi karsilastirmasini sanki esdegermis...

Okur

1 Kasım 2020 09:29

Siz bile daha yeni umutlanmışsınız.

Devletimiz var olsun

1 Kasım 2020 08:00

Bu doğru da; balığın çam ağacına tırmandığı gün, muharrem de cumhurbaşkanı olursa ben de hemen o gün almanyaya sığınacam, kayıkla. Bu ülke nerde Fetö kaçağı varsa aldı, herhalde Muho kaçaklarını da alır artık diye düşünüyorum..

Samet

1 Kasım 2020 07:37

Makalenizi samimi ve içten buldum.Teşekkür ediyor depremde vefat edenlere rahmet yaralılara acil şifa Cumhurbaşkanına hayırlı uzun ömürler diliyorum.

Mustafa

1 Kasım 2020 03:32

Dr Ali Akben abi o nefis üslubunla deprem felaketini yorumlamanı hüzünle ve ibretle okudum. Rabbim senden razı olsun.

Ali Akben Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle