Değişemeyen gündemler
Salgının seyri ile ilgili olmadık dedikodular iddialar ve kavgalar gırla giderken, milletin halinin ne olacağı ile ilgili de kafa karıştıran yaşanmışlıklara şahit oluyoruz.
Her kafadan bir avazın çıktığı, suni gündemlerin insanların kafasını allak bullak etmesi yetmezmiş gibi şimdilerde de Taliban üzerinden ya da cenaze merasimleri üzerinden dinime diyanetime edilen küfürler ….
Birkaç gündür Balıkesir Edremit’te bulunuyorum. Burada da gündem aynı aslında.
Bir türlü değişemeyen gündem bana bir hastamla yaşadıklarımı hatırlattı.
Hastamda kaygı bozukluğu vardı ve içindeki daralma ve sıkılma tüm tedavilere rağmen devam edince, şöyle bir teklifte bulunmuştu.
“Zanzibar’da bir yakınım var yaşadığı ortamın cennetten bir köşe gibi olduğunu söylüyor. Oraya gitsem acaba bu sıkıntı, bu darlık geçer mi?”
Cevap vermekte bir süre bekledim ve çaresizliğime çare olamayacağını bile bile gidebilirsin dedim.
Çok sevindi ve kısa süreli de olsa mutlu olmasına ben de sevindim.
Hastam iki veya üç gün sonra beni telefonla arayarak, hocam şikayetlerim benimle beraber buraya da gelmiş dediğinde vereceğim bir cevabın olmamasına üzülmüştüm.
Ülkemizde de maalesef benzer sorunlar var.
Cumhurbaşkanı ne yapsa ne etse boş.
Gecesini gündüzüne katması, milletin derdi ile dertlenmesi, ağlayanla ağlaması, gülenle gülmesi vesselam milletin ve devletin hayrına durmak yok yola devam demesinin hiçbir karşılığı yok.
Din düşmanları bir taraftan, devlet ve millet düşmanları diğer taraftan gavurlardan aldıkları gazla vurdukça vuruyor.
Kestiği dalın üzerinde bulunduğunun bile farkında değiller. Gaflet ve dalalet diz boyu. Kendi merteğini görmek varken başkalarının gözündeki zerrelere takılmış bir sürü hezeyanlı yaratıkla beraber yaşamak kolay değil.
Musalla taşına musallat olanların cenaze merasimleri bazı sanatçı bozuntularının gavurluklarını ifşa etme arenası olarak kullanılması en hafifinden abesle iştigalden başka bir şey değil.
Amerikan’ın 11 Eylül’ü tezgahladığı günlerde tıbbi bir toplantı için ABD’ye giden kültürel müslüman olduğunu göğsünü gererek ifade eden bir meslektaşımın sözlerini hep hatırlarım.
Sadece ismim müslüman vallahi benim dinle diyanetle hiçbir alakam yok dememe rağmen havaalanı polisi saatlerce sorguladı ve taciz etmişti demişti.
Geçen bir cenazede bir aceze de benzer cümlelerle bir çuval inciri berbat etmez mi.
Be yaratık.
İsmini verene rahmet olsun.
Sus bari de seni insan sanalım.
Nerde o akıl?
Nerde o feraset.
Hak getire.
Nasip işi inanmak.
Her insana nasip olmuyor işte.
•
Son söz
Edremit Güre’den
Gece yarısından sonra yerel bazı firmalar atıklarını arıtma ihtiyacı duymadan denize dökerek tatilcilerin morallerini bozuyor.
Yerel yönetimciler heykel yapma işi ile uğraştığı için mesaileri yoğun.
Çevre Bakanlığı elemanlarının mesai saatlerinde aldığı numuneler normal olunca kağıt üzerinde her şey normal.
Ancak vatandaşın dikkatinden kaçmayan şeyler var.
Denizden yayılan pis kokuların sebebinin gece yarısından sonra denize akan derelere bazı firmalar tarafından bırakılan atıklar olduğu söyleniyor.
Çevre Bakanlığımız ve ilgili kurumlarına ihbar mahiyetinde bir bilgi.
Denetleme ekibinin mesai saatleri dışında ve özellikle de gece yarısından sonra denetlemeler yapması halinde bu rezilliği yapan firmaların ortaya çıkarılabileceği konuşuluyor.
Benden söylemesi.
Dedikodu kazanında fokurdayan ve havada uçuşanları yazıya dökerek vatandaşın söylediklerini yetkililere aktararak vazifemi yapmak.
Gerisi yetkililerde.
Ya ciddiye alırlar ya da sümen altı ederek bedelini öderler.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







