Çökertme harekâtı
Bunu da yaptınız ya.
Sanki başka bir geminin yolcularısınız da gemiye devamlı su vererek bindiğiniz dalı kesmiyorsunuz.
Allah akıl fikir versin demeden makaleme devam etmeyeceğim.
Bu düşmanlık kime?
Millete mi?
Devlete mi?
Aynalara baksanız aslında bu kadar aymazlık yapmaz en azından gemiyi batırdığınızda içinde kendinizin de bulunduğunuzu görürsünüz ama nerede o feraset.
Gezi zekâların ülkemizi tarumar etmesinin üzerinden geçen 9 yılda bile akıllanmadığınıza göre Allah bu millete yardım eylesin.
Zulmün başlangıç yılını 1453’e götürmeniz zihniyetinizi anlamamızı kolaylaştırdı.
Anladık ki, millet hayrına hiçbir şeye katkınız bundan sonrada olmayacak. Şerre gaz vererek daha kötü günlerle karşılaşmak için elinizden geleni geri koymuyorsunuz.
Bari susun da milleti daha fazla germeyin.
Sessiz çoğunluğun ferasetinden korkmuyorsunuz bari Allah’tan korkun diyeceğim ama ona da inancınız şaibeli.
Bezmialem Valide Camii müezzin kayyımını kirli işinize alet ettiniz ya iki yakanız bir araya gelmesin temennisini açık yüreklilikle yüzünüze söylüyorum.
İki yakanız bir araya gelmesin.
Müezzin kardeşimizin hastalığı bari içinizi sızlatsın.
Yazık değil mi bu yaptıklarınız; sizden birine yapılsa nasıl bir tepki verirdiniz bir düşünün.
Müezzin açık ve net ifadelerle bu meseleyi suiistimal edenlerin insafına sesleniyor ve o gün camide yaşananların emniyette kayıtlı bilgisinin olduğunu söyleyerek işin gerçek sorumlularını net bir şekilde ifşa ediyor. Gezi kalkışmasına alet olanlar aslında bu garabetten yola çıkarak devlet ve millet düşmanlarının kim olduğunu bilmeliler, ama amaç keşke üzüm yemek olsa.
Elbette amaç üzüm yemek değildi.
Nereden biliyoruz.
Devlete başkaldıran azmanların devletle pazarlığa oturup olmadık şartlar ileri sürerek neyi hedefledikleri ortada.
O günün cumhurbaşkanı ve bir parti yetkilisinin tutum ve davranışlarını da biliyoruz. O günün başbakanı olan Cumhurbaşkanının son sözünü ve daha sonraki süreci de biliyoruz.
Neler oldu neler.
Devletimizin yıldızı parladıkça içerden dışardan kurulan tuzaklar sahiplerine iade edilme sürecinde yaşanılan garabetler devlet ve millet kenetlenmesi sonucunda çorap söküğü gibi çözüldü.
Ülkemizin doğusuna gitmenin mümkün olmadığı günlerden: Tendürek, Munzur, Şemdinli, Yüksekova hatta Ağrı dağı bugün gece gündüz güvenli bölge olarak ziyaretçi ve turistlerle şenlenmiş durumda.
Ülkemiz doğusundan batısına terörün her türlüsünün şerrinden emin hale geldi.
Şimdi işte bu hazmedilemiyor.
Yeniden bir daha diyenlerin soluğu ve enerjisi yetmeyince salya sümük sağı solu kirletme eylemi üzerinden durumdan vazife çıkarma çabaları var.
Pandemi ve savaş şartlarının olağanüstü olumsuz şartları tüm dünya gibi ülkemizi de etkiledi. Bu zor günlerimizde ekonomik çökertme çabalarınız ve yıpratma girişimleriniz de boşa çıkınca bulduğunuz her bir fırsatı kollamak dışında yapacağınız hiçbir şeyiniz yok artık.
Onun için millet bahçesine düşmansınız.
Devletine ve milletine zor günlerinde sahip çıkan vatandaşa da düşmansınız.
Düşman olmasanız vatandaşa geri zekalı, göbeğini kaşıyan adam, makarnacı gibi aşağılayıcı ifadelerle yaklaşmaz ve insan olduklarını hatırlayarak buna göre hareket ederdiniz.
Dokuz yılda köprünün altından çok sular aktı.
Türkiye eski Türkiye değil ve olmayacak da.
Boşuna uğraşmayın.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







