Boşuna yorulmayın
Değerli dostlar, Selçuklu’dan Osmanlıya kadar arada kurulan küçük beylikler de dahil bu milletin içerisinden hep hainler çıkmış ve tarihin akışını olumsuz yönde değiştirmeyi başarsalar da dünyadan hükmümüzü kaldıramamışlardır.
Cumhuriyetimizi dualarla kuran dedelerimizin o yıllarda yaşadıklarını tarih kitapları yazıyor. Yokluk çekmişler, itilmişler, kakılmışlar ama bağımsız yaşayabilecekleri devletlerini kurmak için sayısız ödün verseler de devletimizi kurmuş ve bizlere emanet etmişler.
Son yirmi yılda eskimiş köhneleşmiş yapıdan zor da olsa çıkmayı başararak yeni Türkiye olarak kendini dünyaya lanse eden, tarihi bağları nedeni ile de birçok milletin ve devletin korkulu rüyası olma yolunda hızla yol alan devletimizin bu dik duruşunu ben çok önemsiyorum.
Hafta içerisinde Çanakkale Şehitliği ziyaretim oldu. 1915 Çanakkale Köprüsü’nden geçerken hem duygulandım hem de gözyaşlarıma hakim olamadım. Ülkemizin son çeyrek yüzyılı içerisinde yapılan sayısız eserler dosta güven verirken elbette düşmana korkunun ötesinde bir tedirginlik veriyor.
Yıllar önce ziyaret ettiğim Çanakkale ile dünkü Çanakkale arasında gördüğüm farkı anlatmam, bu makalemin satırlarına sığmaz. Erdoğan dönemi ile başlatılan ve tüm şehitlik bölgesindeki kaleler, ören yerleri, tabyalar ve bağlantı yolları yenilenmiş ve eski mezbelelik durumundan eser bırakılmamış.
1940 yılında projesi tamamlanarak yapımına başlanan şehitler abidesi 1960 yılına kadar hırsız müteahhitler yüzünden tamamlanamamış. 1960 yılına kadar açgözlü hırsızlara devlet para yetiştiremeyince çareyi halka başvurmakta gören o günün idarecilerinin topladığı paralarla abide kısmen tamamlanmış, ama son kalan eksiklikleri yine Erdoğan döneminde bitirilerek bugünkü natamam hale gelmiş.
Projenin aslında bugünkü mevcut yapının en üstünde süngülü Çanakkale gazisinin denize doğru eğik ve vakarlı duruşu ile düşmana meydan okuması varmış ama hâlâ tamamlanamamasının sebebini merak ediyorum.
Çünkü Amerika Marshall yardımının maddeleri arasına gizli açık şartlar koymuş ve bunlardan bir tanesi de Kut’ül Amare Zaferi’nin kutlanmasının yasaklanması. O günden birkaç sene öncesine kadar bu zaferi milletimizin bilmemesinin en önemli sebebi bu olsa gerek.
Çanakkale’yi o gün geçemeyen zinde gâvurlar yüzyıllardır uyguladığı taktik ile milletimizin birlik hamurunu bir kez daha sulamakla meşgul. Satın aldığı yerli görünümlü kuklaları vasıtası ile bugün aynı kin ve düşmanlıkla devletimizi tarumar etmenin peşinde.
O gün on binlerce şehit vermiş ama topraklarını düşmanların çizmeleri altında ezdirmemiş dedelerimi şükran ve minnetle yâd ediyor, şehadetleri mübarek olsun diyorum.
Merhum Menderes döneminin Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut Paşa, Mehmet Akif’in Çanakkale şiirindeki Kâbe benzetmesinden esinlenerek yaptırdığı anıtı ziyaretimde, merhum paşaya yaşatılanları işitince bir başka olmamak ne mümkün. Rahmetli paşa kendi imkânları ile bu anıtı yaptırıyor ve bir günde şehid edilen binlerce askerin kafataslarını yaptırdığı anıt içerisinde muhafazaya alıyor. 27 Mayıs darbecileri bu paşamıza da olmadık eziyetler ve eza cefalar yaparak daha yargılanmadan şehid ediyorlar.
15 Temmuz’da yaşanılanları birçok yönden bir kere daha düşünelim. Düşünmeyenlerin düşünmesi için hiç olmazsa gayret edelim.
O günün darbecilerinin bugünkü torunlarının onlardan daha acımasız ve zalim olduklarını düşünüyorum.
Gün birlik ve bütünlük içerisinde zalimlere tek yumruk olup devletimize ve milletimize musallat olmak isteyenlere demir bilyeler olduğunuzu gösterme günü. Oyunda oynaşta olanlara duyurulur.
Van minutta altına edenler, NATO ile ilgili Erdoğan’ın yerinde ve haklı tavrını görünce kraldan çok kralcıların yediği haltları hep beraber izliyor ve görüyoruz.
Korkunun ecele faydasının olmadığı evrensel bir gerçeklik..
Sabere zafere.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







