Adalet Bakanı’na arzımdır
Değerli okurlarım, geçmiş yıllarda mesleğim gereği sağlık sisteminde yaşanılan sorunlarla ilgili Sağlık Bakanı’na makalelerimle bilgiler arz etmiş ve yararlı sonuçlarını görerek vatandaşlık görevimi ifa etmenin hazzını yaşamıştım.
Hastanelerimizin ve acillerinin çözüm bekleyen acil sorunları ile ilgili görüşmelerden olumlu beklentilerimi siz okurlarımla paylaşmıştım.
Şimdi de bizzat yaşadığım hukuki bir sorunu Adalet Bakanı’ma arz etmek istiyorum. Kira ödemelerini sağlıklı yapmayan ve oturduğu dairenin aidatlarını da ödemeyerek bendenizi mağdur eden 7 yıllık kiracımın ödemediği aidatlar yüzünden site yönetimi tarafından aleyhime icra takipleri yapılmış ve bana açık ve anlaşılır bir uyarı yapılmadan aracıma, banka hesabıma ve kredi kartıma haciz konularak elim ayağım bir anda bağlanmıştır.
Ne olduğunu anlamadan konulan bu haciz ve bloke işlemlerinin sebebi, aylardır kirasını dahi ödemeyen kiracımın ödemediği aidatlarını ev sahibinin ödemek zorunda olduğu şeklinde hukuki olmayan bir hukuk kuralının varlığıymış.
Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 20. maddesine göre: “ortak gider, aidat borcu için kat maliki ve kiracı müştereken ve müteselsilen sorumlu” imiş. Hatta kiracının aidat borcunu ödememesi tahliye sebebi bile değilmiş.
Bu yaşıma kadar hukuki sorun yaşamamış bir Türk vatandaşı olarak böyle bir garabetin hukuki(!) olduğunu bilmiyor olmam garip olsa da gerçek.
Ancak; tıpkı kira sözleşmesi gibi bir sözleşme imzalayarak aldığı elektrik, su, doğalgaz vb. hizmetlerin ödemelerini yapmayan kiracının, aldığı bu hizmetlerden mahrum edilerek düzenli ödeme yapmasının sağlanması nasıl hukuki ise, ödeme yapmaması durumunda bu hizmetlerden yararlanmasının engellenmesi gibi doğru olan bir uygulama, kira ve aidat ödemelerini yapmayan kiracı içinde geçerli olmalı ve aidatını veya kirasını ödediğini belge ile kanıtlayamayan kiracıya azami 3 ay süre verilerek derhâl tahliye edilebilmelidir.
Mal sahibi-kiralayan aleyhindeki mevcut yasal hükümler ve fiili uygulama değiştirilerek tarafların özgür iradeleriyle imzaladıkları kira sözleşmesinde kabul ettikleri şartlara mutlak üstünlük tanınmalı ve kiralayan ve kiracı sözleşmede kabul ettiği şartlara, sürelere, taahhütlerine kayıtsız şartsız uymak zorunda olmalı ve tüm toplumu etkileyen bu hukuki sorun ivedilikle çözülmeli.
Mevcut durumda ev sahibinin kirasını bile ödemeyen kiracısının aidatından sorumlu tutulması gibi bir garabetten mağdur olanlar adına bu arzımın dikkate alınmasını talep ediyorum.
Son zamanlarda giderek daha da içinden çıkılmaz hale gelen, yazılı ve görsel basında sıkça duyduğumuz ev sahibi-kiracı sorunlarının üzeri örtülerek, görmezden gelinerek çözümlenemeyeceği kesin.
Ev sahipleri aleyhine açık olan hukuki boşluklar ivedi olarak doldurulmazsa, tarafların özgür iradeleriyle imzaladıkları kira sözleşmesine kiracı lehine müdahale edilmeye devam edilirse daha büyük sorunların yaşanacağı da kesin.
Hiçbir haklı gerekçeye dayanmayan bu garip uygulama ile eli ayağı bağlanan bir vatandaş olarak yaşadığım mağduriyeti sonlandırmak için kiracının ödemediği aidatları imkanım olduğu için ödedim ve haciz işlemlerinin kaldırılması için mücadelem maalesef sürüyor.
Çünkü mevcut sistem hantal, muhatap bulmak da gerçekten zor.
Hem suçlu hem güçlü olan ve kiraları ve aidatları ödemeyen kiracım ise yaşadığım bunca mağduriyete rağmen “Beni çıkaramazsın, hukuku biliyorum, senelerce uğraşırsın, istediğin yere başvur!” diyebiliyor.
Benzer sorunları yaşayan ve cinayetlere kadar varan olaylardan ve bizzat yaşadıklarımdan da anlaşılıyor ki, sadece kiracılar korunmamalı, ev sahipleri daha fazla mağdur edilmemeli.
Kiracı, sözleşmede kabul ettiği şartlara ve sürelere kesin olarak uymak zorunda olmalıdır. Mal sahibi tahliyesini istediği halde sözleşmede belirtilen sürede tahliye etmeyen kiracı basit bir icra takibi ile en geç 3 ay içinde tahliye edilmelidir. Sözleşmeye ve taraf iradelerine üstünlük vermeyen ve sadece kiracıyı kayıran bir sistem ve hukuk evrensel olamaz.
Mahkemelerin ve arabuluculuk sisteminin bu şartlar altında çözüm yerine çözümsüzlük getireceğini ve zaten uzun olan yargılama süresini daha da uzatarak ev sahiplerini mağdur edeceğini düşünüyorum.
Bu önemli meseleye şahsilik perspektifinden bakmıyorum.
Kirasını alamadığı gibi, kiracının ödemediği aidatlar nedeniyle haciz mağduru olmuş, kira gelirinden başka geliri olmayan vatandaşların haksız ve hukuksuz yere haciz işlemi ile elinin kolunun bağlanarak içine düşürüldüğü çaresizlik karşısında nerede ise hukuki hiçbir hakkının bulunmaması büyük bir mağduriyet.
Kiracının ödemek zorunda olduğu aidatı ve kirayı ödememesine rağmen yıllarca hukuk şemsiyesi ile korunması da başka bir garabet.
Mahkemelerin hızlı karar verme gücü de olmayınca olanlar hem vatandaşlar arasında onulmaz yaralara yol açıyor hem de hükumet edenleri zor durumda bırakıyor.
Benim başıma gelenlerin başka vatandaşların da başına gelmemesi için bu makaleyi kaleme aldım.
Bu haftalık da bu kadar.
Kalın sağlıcakla.







