--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bendeniz küçük işlerin adamıyım!

Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
0

Büyük işleri konuşmaktan küçük işlere bir türlü sıra gelmiyor. Oysa biz küçük küçük birçok kıymetli iş ve faaliyetten yapılıyoruz. Taa çocukluğumuzdan beri bu küçük işler -bir binanın kum tânelerinden oluşması gibi- birike birike şahsiyetimizi meydâna getiriyor. Bir medeniyetin güzelliği de daha çok böylesi “küçük işler”de ışıldıyor. Yazar Kemal Ural’ın o pek güzel kitap ismi gibi, aslında “Küçük Şey Yoktur”. Belki ehemmiyetini idrâk edemeyerek küçük sandığımız şeyler var. 

Bugün kıymetli dostum Ahmet Kemal Öncü Bey’in tam da duygularıma denk düşen bir yazısını okuyucularımla paylaşmak istiyorum. Yazı o kadar güzel ki, iki dostun arasında kaybolup gitmesine gönlüm râzı olmadı. Sizin de bu yazıda kendinizi bulacağınızı zannediyorum. 

KÜÇÜK İŞLERİN ADAMI

Bendeniz küçük işlerin adamıyım. 

Büyük işler başımı döndürüyor nedense. 

Ürkütüyor. 

“Kocaman(!)” meselelerin gölgesinde kalmış, basit ama hayatî problemleri çözen o sessiz kahramanları kendime daha yakın hissediyorum. 

Hatta daha çok saygı duyuyorum.

Mesela ömrü boyunca memleketi kurtarıp duranlardan daha çok “bir yetimin gönlünü alanları takdir ediyor, yaz ya da kış, penceresinin önüne gelen kuşlarla dost olan o zarif kalplileri daha çok seviyorum.

Sessizce bir fakiri kollayıp bunu hiç kimseye çaktırmadan icra edenlere imreniyorum. 

Yüz yıldır ekosistemi kurtaran formülleri üretmekle meşgul “pek yoğun” bilim adamı ya da siyasetçileri değil de üç kuruşa aldığı bir fidanı evladıyla birlikte nereye dikeceğini konuşan babaya daha çok hürmet ediyorum. 

Dünya’ya huzur ve güven reçeteleri sunanlar sıkıcı ve çekilmez geliyor bana.  

Büyük nutukları sevmiyorum. 

Beylik cümlelerden hoşlanmıyorum. 


Sözlerin bile en sadesi, sesçe az, anlamca çok olanları ilgimi çekiyor. 

Belki de şiirde sadeliği, sanatta muhataba saygılı olan icrayı beğenmem bu yüzden. 

Bendeniz küçük işlerin adamıyım. 

Bütün insanlığı kurtarma iddiasında olanlara değil, kendi insanlığını kurtarma mahviyetinde olanlara hayran oluyorum.

Bir türlü sahip olamadığım tevazuyu şık bir elbise gibi üzerinde taşıyanlara meftun oluyorum.

Yüksek yüksek standların, elektronik kasaların, kusursuz hesap yapan barkot okuyucuların arasında kaybolmaktansa, bir kilo şeker istediğimde hak geçmesin diye bir kilo elli gram veren bakkal amcaya o elli gramlık hakk hukuk duygusu için teşekkür etmeyi daha asil buluyorum. 

Dev üniversitelere eyvallah ama minik öğrencisine hayatı boyunca lazım olacak bir bilgiyi veren, ona öğrenme ve çalışma azmi aşılayan o ilkokul öğretmeni başımın tacı. 

“Bak evladım, çağ bilim ve teknoloji çağı değil; ahlâk çağıdır” diyen amcaların hepsini babam biliyorum. 


Çocuklarını okula hazırlayan anne, “para üstünü unuttun abi” diyen kalfa, çöp kutusu bulana dek çöpünü elinde dolaştıran delikanlı daha onurlu, daha şık geliyor.

Alın teri, helâl lokma, geceyi bölen secde, secdesini saklayan alın, başkası için yapılan habersiz dua, kalp kırmaktan korkan kalp benim en büyük kutsallarım. 

Küfürsüz bir ağız, sigarasız bir hayat, yalansız bir dünya, dümensiz bir düzen, tok gözlü ticaret, kibirsiz bir iman, çalışkan bir nesil en büyük hayâllerim. 

Bilmem anlatabildim mi? 

Yaşım elli üçe geldi.

Galiba öğrendikçe, gün geçtikçe, yaşadıkça ve yaşamı tanıdıkça hayâllerim büyüyor, beklentilerim küçülüyor. 

Kalabalıklar indinde suni şöhretlere kapılmaktansa nefsinin terbiyecisi, rûhunun tek kişilik meşhuru, Rabbinin sessiz bir kulcağızı olmayı arzu edenlerin peşindeyim.

Evvelce mühim bildiğim dertler, kaygılar, endişeler birer ikişer önemsizleşiyor.

Keşke gözümüzde çok büyüttüğümüz şu koca Dünya’yı da küçültüp avucumuza alabilseydik! 

Neyse, küçük işler adamıyım vesselam. 

Kardeşiniz, Ahmet Kemal.

 

Ahmet Tâlib Çelen Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle