• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Tâlib Çelen
Ahmet Tâlib Çelen
TÜM YAZILARI

Kalanlar, gidenler; eskiler, yeniler

27 Temmuz 2026
A


Ahmet Tâlib Çelen İletişim:

Kalanlar, gidenler; eskiler, yeniler

AHMET TALİB ÇELEN 

Bir yılan hikâyesinin sonu göründü gibi. 

Hakkında birçok yolsuzluk ve irtikap suçlamalarıyla hapiste yatan bir zâtın siyâset sâhasındaki gladyatörleri sonunda ahlâk ve hukuk dışı yollarla ele geçirdikleri siyâsî teşekkülden ayrılabildiler ve yeni bir güruh oluşturarak yollarına devâm etmeye giriştiler. Böylece ülkenin ve milletin yüz yılına damga (yumruk da denilebilirdi) vurmuş bir siyâsî teşekkülün bitişine de şâhit oluyoruz gâlibâ. Şimdi kalanlar ve gidenler arasında bir mîras kavgası seyredeceğiz: “Atatürk benim, yok hayır benim!” Kavga şimdiden başladı. Yeni gürûhun lideri Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1920’de açılış günlerine gönderme yaparak ve Mustafa Kemal’e öykünerek Hacı Bayram Câmii’nde cuma namazı kılmış, namaz sonrası da ilk meclis binâsına yürümüş. Eski bir vekil arkadaşı onu ömründe namaz kılarken hiç görmediğini söyledi. Ömründe namaz kılmamış adamın bu hareketi çok ilginç bulundu hakîkaten. Necip Fâzıl’ın, bu gürûhun ayrıldığı parti için “Bu bir parti değil, Türk’e dînini, dilini ve özünü (veya târihini) kaybettirmeye memur bir katliâm müessesesidir» sözünü aklımızda tutarsak şaşkınlığımızın şiddeti anlaşılır. Bu mîrâsın sâhibi olduğunu iddia eden bir “yeni” yapının vekil liderinin cuma namazı ile yola çıkmasına şaşırmamak elde değil. Bunun Türkiye’nin muhâfazakâr çoğunluğunu etkilemeye yönelik bir hareket olduğu ortadadır. Aynı zamanda da Mustafa Kemal’in ilk meclis açışına öykünmedir. Güyâ bir kurtuluş hareketi oldukları îmâsını da ihtivâ eden müsâmere kokan bir hareket. Hareketin bundan sonrasında da Mustafa Kemal’in izlerine basarak devâm edecekler mi acaba? Mâlum, Türkiye’nin o günlerden sonraki târihi namazlı niyazlı gitmedi. Tam tersine bizi biz yapan bütün müessese ve değerler devrildi, savaştığımız bütün müessese ve değerler zorla tepemizden boca edildi. “Yeni” teşekkül bu mirasa da sıkı sarılırsa milletin yeni bir çile devresi başlayacak demektir. Allah fırsat vermez inşâallah. 


Bakalım “kalanlar”ın bu cuma namazı hareketine cevâbı ne olacak? Öyle ya, Mustafa Kemal’in mîrâsı göz göre göre bunlara mı bırakılacak? Derhâl misliyle cevap verilmeli. Bu cumadan tezi yok, kalanlar Hacı Bayram Camii’ne çıkarma yapmalı ve daha kalabalık bir grupla namaz kılmalı. Üstelik bu hareket “arınma” iddiasına da çok münâsip düşer. Partinin yüz yıllık tortularından arınması pek mümkün değil ama yine de denemeye değer. Bu yoldaki en küçük çabalar bile milletin gözünden kaçmayacaktır. “Hacca gidersen Muhammed seni orada alıkoyar” diye milletle alay eden tipler sistemin geri dönüşüm sepetine atılmalı ve bir daha günyüzüne çıkarılmamalı. Aksi takdirde “arınma” iddiaları inandırıcılığını kaybeder. 

Manzaraya bakınca rahmetli Kadir Mısıroğlu’nun “Zâten yakında ben daha Müslümanım diye yarışacaklar. Ey millet bana rey (oy) ver, ben daha iyi Müslümanım diyecekler!” sözünün ne kadar isâbetli bir görüş olduğunu teslîm ediyoruz. İnşâallah kalanlar ve gidenler arasında bu yarış devâm eder. Bu zihniyettekilerin arasındaki böyle bir yarış ülkenin ve milletin mutlak hayrınadır. 


Elbette mühim olan şu parti bu parti değil, zihniyettir. Zihniyet değişmedikçe partilerin isimlerinin değişmesinin bir kıymeti yoktur. Kalanlarda da gidenlerde de İslâm’la, milletin millî-mânevî değerleriyle kavga bitmezse değişen bir şey olmayacak demektir. Bu hastalık, ülkemizin en ağır prangasıdır. Bütün hayırlı iş ve faaliyetlere engel olan bu, milletin değerleriyle kavgalı olma hastalığıdır. Kemalist zihniyet aşılmadıkça milletin ve ülkenin geleceği sağlam değildir. Şimdi biz kalanlara ve gidenlere değil, bu zihniyetin gidip gitmeyeceğine bakacağız. Üstelik sâdece bu bölünen yapıda değil, bütün ülkede, bütün siyâsî sâhada gidip gitmeyeceğine… İstikbâlimiz hakkındaki karârı böylece vereceğiz. 


Eskiler “üslûb u beyan, aynıyla insan”, yani “insan; dilinin, üslûbunun aynısıdır” demişler. Dillerine, üsluplarına bakacağız. Aynı zamanda “Kurum, o kurumu temsîl eden insanın aynısıdır” da diyebiliriz. Kurumları temsîl eden insan malzemelerine bakacağız. Kötü insanın iyi kurumu; iyi insanın kötü kurumu olmaz. “Yeni”lerin insan malzemesi pek ümit vermiyor. 

Eski bir siyâsetçi ve belediye başkanının, hapisteki yönlendiriciyi kastederek, “Parti değil, onun muhâfız alayını kuruyorlar” sözünün gerçek olup olmadığını zaman gösterecek. 

 


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23