• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Can Karahasanoğlu
Ahmet Can Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Tecrübeli ruhsuzlar

01 Ağustos 2026
A


Ahmet Can Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Tecrübeli ruhsuzlar

AHMET CAN KARAHASANOĞLU

Bazen bir ifade biçiminin gücü, kimin söylediğinden değil de, insanda bıraktığı izden gelir:

“İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi ve kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların tecrübe dediği şey de budur. Kalbiyle bağlantısını kesmiş bir insana tecrübeli denir.”

Toplumu sadece adalet, ahlak ve yoksulluk dönüştürmez, burada güven duygusu da çok önemli bir domino taşıdır. Güvenini yitiren toplum, merhameti, zihninin bodrumuna gömer. 

Medyada çokça konu edilen Ahbap Derneği ve Haluk Levent haberleri yukardaki alıntıyı bir daha hatırlattı. 

Bahse konu derneğin birtakım kirli işler için nasıl kullanıldığından herkes bahsetti. Ama unutulan sosyolojik bir vakıa vardı. Darmaduman olmuş merhamet duygusu. Yara alan merhamet duygusu dikiş tutmaz ve artık kanayan yer belleğin rahmindeki inançtır.


Sessiz acıların şairi Ferruhzad, Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.” demişti. Ama bu olaydan sonra insanlar öyle kırıldı ki, ne kuşa bakabilir, ne de uçuşu hatırlayabilirdi artık.

Hassas duyguları yıkılırsa geriye insana dair ne kalır? 

İşte asıl trajedi de burada başlıyor.


Bugün “tecrübeli” dediğimiz insanların önemli bir kısmı aslında hayata karşı daha bilge oldukları için değil, daha çok yara aldıkları için böyledir. Artık kimseye kolay güvenmezler. Hiçbir iyiliğe safça inanmazlar. Her yardımın arkasında bir hesap, her fedakârlığın altında bir çıkar ararlar. Yaşadıkları, onlara bunu öğretmiştir.


En kötüsü de şudur, artık iyi niyetli insanlar bile kendilerini ispat etmek için zorlanacaklardır. Bir defa toplumun hafızasına “acaba bu da mı…” virüsü girmiş ve dayanışma duygusu yerini kuşkuya bırakmıştır.

Adını miras aldığım rahmetli büyükbabam bir hikâye anlatırdı. Ahbap derneği bana bu hikâyeyi hatırlattı.

Issız bir yolda, atının üzerinde ilerleyen bir yolcu, yol kenarında bitkin halde oturan bir adama rastlar. Adam, günlerdir aç olduğunu, susuz kaldığını ve artık yürüyemeyecek kadar güçsüz düştüğünü söyler. Yolcudan yalnızca biraz su ve birkaç lokma ekmek ister.

Yolcu, etrafta başka kimsenin olmadığı bu tenha yerde, karşısındaki adamın çaresizliğine kayıtsız kalamaz. Atından iner, matarasını uzatır. Heybesindeki ekmeği ve azığını onunla paylaşır.

Adam suyu içer, karnını doyurur. Yolcu tam yeniden atına binecekken, yardım ettiği kişinin gözleri değişir. Bir anda belinden silahını çeker. Aslında karşısındaki, yardım bekleyen bir yolcu değil, fırsat kollayan bir hayduttur.

Yolcunun parasını, eşyalarını alır. Ardından atına da binip uzaklaşmaya hazırlanır. Geride, ıssız yolun ortasında elinde hiçbir şeyi kalmamış bir adam bırakır.


Tam uzaklaşırken, yolcu arkasından seslenir:

“Dur! Sana söyleyecek son bir sözüm var.”


Haydut durur, alaycı bir ifadeyle arkasına döner.

Yolcu der ki:

Paramı aldığına üzülmüyorum. Atımı çaldığına da üzülmüyorum. Beni bu ıssız yolda bu halde bıraktığına da üzülmüyorum. Bunların hepsinin telafisi var, kaybettiklerimi  yeniden kazanırım. Asıl korktuğum, bu yaptığını başkalarına anlatman. Çünkü insanlar bu hikâyeyi duydukça, bir daha yol kenarında yardım isteyen gerçekten aç birine su vermeyecek, gerçekten yolda kalmış birine el uzatmayacak. Bana yaptıklarına değil yeryüzünden merhameti kaldırdığına üzülürüm.”

Çok sarsıcı bir ders var burada… Dinleyeli belki 30 küsur yıl oldu, halen aklımdan çıkmıyor. Ne zaman güven duygusuna yapılmış ihaneti duysam aklıma bu hikâye gelir. Bazen bu hikayedeki o hırsızın sonunu düşünürüm. Victor Hugo’nun şaheseri Sefiller de 19 yıl kürek mahkumu olan Jean Valjean, papazın onu bağışlamasıyla nasıl dönüştüyse, acaba o hırsız da yolda kalan adamın son sözlerini hatırlayıp dönüşmüş müdür? 

Hikayeler bazen sonlarını biz belleğimizde yazalım diye bir yerde aniden biter. Bu yazı da tıpkı o yarım kalmış hikayeler gibi burada aniden bitiyor. 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23