Yeni felâketler yaşamamak için…

21 Mayıs 2019 Salı

Büyük tarihçi İbn Haldun der ki: 

“Geçmişler geleceğe suyun suya benzediği kadar benzer”.

Bu muhteşem tespit ışığında, ümmet olarak tarihte yaşadığımız üç felaketi hatırlayalım:

1683 Viyana Bozgunu Osmanlı-İslâm tarihinde de Dünya tarihinde de bir dönüm noktasıdır. Osmanlı Devleti’nin hızla dağılıp yıkılışına yol açan bu büyük felâket, iki Müslüman kişi ve devletin ortak düşmanları karşısında birlik olamayıp kin ve ihtiraslarının kurbanı olmalarının bir sonucudur.

Viyana muhasarasına katılan Silâhtar Fındıklılı Mehmed Ağa, daha sonradan yazdığı “Silâhtar Tarihi” adlı eserinde, büyük bir üzüntüyle hâdiseyi şöyle özetler: Düşman Tuna nehri üzerinden geçerken Kırım Hanı Murad Giray düşman askerine karşı çıkacağı yerde; bir tepe üzerine çekilip onları seyretmeye başlamış, yanında bulunan kendi imamı bile onun bu haline itiraz edince: 

-’Sen bu Osmanlı’nın bize ettiği cevri bilmezsin. Bu düşmanın defi benim için basit bir iş idi ve bilirim ki dinimize de ihanettir! Lâkin asaletim beni bırakmadı: Onlar da görsünler, kendileri kaç akça adam imişler! Tatar kadrini (kıymetini) bilsinler!’ cevabını vermiş.

Osmanlı yönetiminin ‘Eflak-Boğdan beylerini kendisine tercih ettiğini’ sanıp kinini dininin önüne koyan Murat Giray’ın Osmanlıya ihanetle Tuna nehrinden geçmelerine izin verdiği Polonya Kralı Jan Sobieski komutasındaki kalabalık ordu Viyana’nın yardımına gelmiş, iki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu perişan olmuştur. Ardından yenilgiler birbirini izlemiş, Avrupa’daki topraklar bir bir kaybedilmiş, Osmanlı Devleti hızla çökerken, Kırım da Rusya’nın eline geçmiştir. Sonuçta kaybeden Müslümanlar olmuş, milyonlarcası katledilmiş, milyonlarcası da yerinden yurdundan sürülmüştür.

Rabbimiz ne buyuruyor: Başınıza gelenmusibetkendi ellerinizle kazandıklarınız yüzündendir.” (Şûrâ/30); “Sana gelen iyilik Allah’tan, başına gelen fenalık ise senin kendi nefsindendir.” (Nisâ/79)

Daha gerilere gidelim: 11. yüzyıl sonlarında Müslümanların paramparça bir halde olup birbirleriyle uğraşmakta olduklarını gören Papa Urban’ın çağrısı ile bütün Avrupa Kudüs’ü Müslümanlardan almak için birleşmiş ve 1096-1099 yıllarındaki Birinci Haçlı saldırısı sonunda Kudüs’e ulaşan vahşi Haçlı sürüleri 70 bin Müslümanı katletmişlerdi. Ortak düşmana karşı birlik olamayan Müslümanlar bu yıllarda da büyük acılar ve felaketler yaşamışlardı. Nihayet, ‘Şarkın sevgili Sultanı’Selahaddin Eyyubi, “Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarını yenemezler” diyerek İslâm Birliği’ni kuracak ve Allah’ın inayetiyle, 88 yıl aradan sonra Kudüs’ü Haçlı işgalinden kurtarabilecekti.

Son olarak tarihi bir tespiti paylaşalım: Büyük komutan Ebû Müslim Horasanî, Emevi Devleti’nin yıkılışını hazırlayan en temel sebebi şöyle açıklıyor: 

“Onlar (Emevi yöneticileri) zararlarından emin oldukları için dostlarını uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de düşmanlarını kendilerine yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman dost olmadı, lâkin uzaklaştırılan dostlar düşman oldu. Dostlarla düşmanlar aynı safta birleşince de yıkılmaları mukadder oldu.”

Yazık ki, son yıllarda genelde bütün İslâm dünyasında, özelde ise ülkemizde “Müslüman” kimliğine sahip insanlarımızın nasıl birbirlerine düşman haline geldiklerini, dahası kimi Müslümanların da din ve iman kardeşlerine karşı İslâm düşmanlarıyla nasıl ittifak ettiklerini üzülerek görüyor ve kahroluyoruz. Kırgınlığını kin ve nefrete dönüştürerek Osmanlı yönetimine ders vereceğim derken İslâm âleminin geleceğini yüzyıllarca karartan Murat Giray’ın o mahut sözlerinin benzerlerini bugün de duyabiliyoruz.

Oysa, Ramazan boyunca okuduğumuz Kur’ân-ı Kerim’de Yüce Rabbimizin biz Müslümanlara verdiği “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve tefrikaya düşmeyin!”(Âl-i İmran/103) ve “Allah’a ve Resulüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin; sonra feşele düşersiniz (yılgınlaşır, korkaklaşır, salaklaşırsınız -bu anlam Elmalılı’ya aittir-) ve rüzgârınız (gücünüz, enerjiniz, devletiniz) gider”talimat veuyarılarına uyarak, kalplerimizi Allah’ın lütfu ile kaynaştırmamız, kardeşliğimizi “Sadece müminler kardeştir” (Hucurat/19) ilkesi ile pekiştirmemiz ve Müslümanlar olarak küffara karşı şedîd (şiddetli-çetin) ama kendi aramızda merhametli(Fetih/29) olmamız gerekmiyor mu?

Gelin, Peygamber Efendimizin (s.a) ümmetine öğrettiği şu duayı hep birlikte yürekten tekrarlayalım:

 “Ey Allah’ımız! Kur’ân’ı kalplerimizin baharı, sadrımızın (gönül dünyamızın) nûru, hüznümüzün ortadan kalkması ve kederimizin gitmesi (için vesile) kıl(manı) istiyoruz.” (Müsned-i Ahmed b. Hanbel)

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Haydar Haydar 28 gün önce
    48. Şüphesiz ki Allah, (sıfatlarında, İlâhlık ve Rabliğinde) kendisine ortak koşulmasını (tevbe etmeden) asla bağışlamaz, bundan başkasını da dilediği kimselerden bağışlar. Kim de (Allah’tan başkalarına bağlanıp onun dine aykırı buyruklarına itaatle) Allah’a ortak koşarsa çok büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.Şirk; yani Allah’a ortak koşmak, bir olan Allah’ın zât ve sıfatlarına imanda, O’na ibadet ve itaatte, O’nun mutlak hâkimiyetinde, otorite ve gücünde, haram ve helalleri (dini ilgilendiren konulardaki serbestlik ve yasaklar) tayin etmede ve kurtarıcılığına sığınmada başka varlıkları O’na denk tutmak veya Allah’ın rızasını değil de başkalarının hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır. Fitnenin ve bütün zulümlerin başı şirktir. “Lâ ilâhe illallâh” lafzı ile İslâm, şirkin tümüyle savaşır. Şirk oldukça İslâm’dan ve tevhidden söz edilemez. Çünkü şirk en büyük günah ve en büyük zulümdür. Bütün güzel amelleri boşa çıkarır.3Nisâ Sûresi / 48.Ayet
  • AliAli29 gün önce
    Tagutu red edip şirk ten beri olana ve Günde beş kere anlı secde de olana müslüman diyorlar dı . Şimdi yılda beş kere kandil kutlayana müslüman diyorlar. Ne şirk ten haberi var nede tagut tan anlı secde kandiller de ya görür ya görmez konuşmaya başlayınca san ki sahabe!
  • Mustafa Mustafa 29 gün önce
    İslam dünyasında Hafız sayısı sahabe sayısından fazla . Bu kadar Hafız dan bir ebu zer gıffari cıkmayacak mı? Kuran var ama dilden kalbe inmiyor.
  • Mustafa Mustafa 29 gün önce
    “Ey Allah’ımız! Kur’ân’ın mealini anlamınıkalplerimizin baharı, sadrımızın (gönül dünyamızın) nûru, hüznümüzün ortadan kalkması ve kederimizin gitmesi (için vesile) kıl(manı) istiyoruz.” (Müsned-i Ahmed b. Hanbel
  • nusret hocanusret hoca29 gün önce
    Sayın hocam Rabbim kaleminizegüç versin. Allah fehminizi/fehmimizi nuruyla aydınlatsın, nuruyla bakabilen ferasetli müminler kılsın inşaallah. Lakin, " Onlar sağırdırlar (ilahi mesajları duymazlar), dilsizdirler (gerçekleri konuşmazlar) ve kördürler (hakkı görmezler). Bu sebeple onlar (dalaletten hidayete) dönemezler." (Bakara 18)
  • ÖNDERÖNDER29 gün önce
    Öncelikle belirtmeliyim ki yazı mükemmel bir köşe yazısı. Bu yazı sanki de Saadet Partisi'ne ve AKP'ye küskün dindar insanlara atfen yazılmış. Şunu belirtmekte fayda var; ne liderler aynı kalibrede, ne de yönetim şekilleri birbirine benziyor. Şeriat başka şey, demokrasi başka şey. Bugün demokratik bir seçimle başa gelmiş bir hükümet var ve ona karşı demokratik mücadele veren diğer partiler var. Bir başka boyutuyla o gün karşı cephede farklı ülkeler ve farklı din anlayışları var bugün dini hassasiyetleri ön planda tutan (FETÖ gibi baştan beri gayri meşrulara destek versede) AKP’nin karşısında ana muhalefet olarak sağ seçmene yaklaşmış, klasik CHP kalıbından sıyrılmış, daha geniş kitlelere hitap eden bir CHP var. Şu denilmeye çalışılıyorsa bilemem; “Cumhur İttifakı Türkiye’dir, Millet İttifakı Türkiye düşmanı” bu çok tehlikeli. Belki de yazar İslam dünyasının halini anlatmaya çalışmıştır.
  • FerhatFerhat29 gün önce
    Dost dedigin senin münin kiligina bürünmüs AB ci münafiklar olmasin. Bu münafiklar zaten SultanMecidin sarayina kadar sizmis (basmübayinler, maliyeden sorumlu siyonistler) ve yahut kendi sefihliklerinden dolayi bu siyonist dönmelere böyle mukaddes görevletr verilmis ve kendi elleri ile kendi belasini bulmuslardi. O dönem bu dönemdir bu ülke dönmeler tarafindan yönetiliyor malesef.Neticede bugünki tabloda cok farkli degil. Bu farki sadece iki süslü siir ve sahte kabadayilikla mümin olunmuyor malesef. Bu hainler iblisin emirlerine amade olduklariniAB reformlarini onaylayarak ile resmen nereye ait ve kimin iradesine tabi olduklarini belii etmislwerdir. Narkoz politikasindan gecin. Fakat bu ihaneti ancak mümin fersatri ile hareket eden zaatlar görebilir.
  • ORHAN İNANORHAN İNAN29 gün önce
    UYARICI BİR YAZI OLMUŞ.KEŞKE UYANMASI GEREKENLER BU YAZIDAN DERS ÇIKARSA DA YANLIŞLARINDAN DÖNSELER.AMA ,OSMANLIYI VE KENDİNİ HARAB EDEN GİRAY HAN GİBİ,NEFİSLER AYAKTA VE BURUNLAR DİK.BIRAKIN MEVCUT DAVRANIŞ BİÇİMLERİNİ TERK ETMEYİ,YAPTIKLARINDAN VERDİKLERİ ZARARDAN VE VEREBİLECEKLERİ ZARARLARDAN DOLAYI CİDDİ BİR MUTLULUK VE HAZ DUYUYORLAR
  • AlperAlper29 gün önce
    Siz bu ülkenin yarısına yahudi Rum yunan allahsız din düşmanı putperest diyeceksin, yetmedi yunanlı İngiliz vatan toprağından söküp atan kadronun liderine demediğini bırakmayacaksın, hatta 19 mayısı bile kutlama tenezzülünde bulunmayavaksın sonra da gelip burada birlik beraberlikten bahsedeceksin. Hadi oradan kiminle dalga geçiyorsunuz siz. Sizin tek bir idealiniz var o da siyasal İslamcılık iktidarını her ne pahasına olursa olsun (ülkenin bölünmesi, ekonominin dibe vurması, iç savaş, açlık sefalet cehalet dahil) ayakta tutmaktır.
  • AyniAyni29 gün önce
    Bir komu ancak bu kadar özetlenirdi anlamak isteyenlere

Günün Özeti