Para ve Makam Fitnedir

26 Mart 2019 Salı

Türkiye Pazar günü yerel yöneticileri belirlemek üzere seçime gidiyor. Osmanlı döneminde yerel yönetimden sorumlu belediye başkanlarına “Şehremini” denirdi; şehrin emaneti onların emin ellerine teslim edilirdi. Allah (c.c) tarafından, El-Emîn olan Peygamberimizin (s.a) şahsında tüm insanlara bir rahmet olarak gönderilen İslâmiyet’in yöneticilerde aradığı en öncelikli vasıf “emanet” ve “ehliyet”tir.  

Hz. Ömer (r.a) halife seçildiğinde, Saîd b. Âmir (r.a) ona gelip şöyle nasihat etmişti:

“Ey Ömer! Halkın işlerini yaparken Allah’tan korkmanı, Allah’ın emirlerini yerine getirirken insanlardan korkmamanı ve sözünün fiiline aykırı olmamasını tavsiye ederim. Sözün en hayırlısı, fiilin doğruladığıdır. Ey Ömer! Uzak yakın işlerini üzerine aldığın Müslümanlarla ilgilen. Kendin ve ailen için istediğini onlar için de iste. Kendin ve ailen için istemediğini onlar için de isteme. Hakkı elde edinceye kadar zorluklara göğüs ger. Allah’ın emirlerini yaparken hiçbir dedikodudan ve kınamadan korkma.”

Hz. Ömer (r.a): “Buna kimin gücü yeter, ya Saîd?” deyince Hz. Saîd (r.a) şu cevabı verdi:

-‘Allah’ın (c.c.), Muhammed (s.a.) ümmetinin başına getirdiği, kendisiyle Allah arasında hiç kimse olmayan senin gibi birinin buna gücü yeter.’

Bir ara Hz. Ömer (r.a), Hz. Saîd’i çağırarak, onu Humus’a vali tayin etmek istediğini söyledi. Saîd:

-‘Ey Ömer! Allah rızası için, bunu benim başıma belâ etmemeni istiyorum’, dedi. 

Hz. Ömer’in (r.a) bu cevaba canı sıkıldı ve: “Yazıklar olsun size!” dedi; “Bu işi (halifeliği) benim boynuma geçiriyorsunuz, sonra da beni yalnız bırakıyorsunuz. Vallahi seni bırakmam.” 

Ve onu Humus’a vali olarak tayin etti; “Sana biraz aylık bağlayayım mı?” deyince Saîd (r.a): 

-‘Ben onu ne yapacağım! Bana gelenler zaten ihtiyacımdan fazladır’ deyip Humus’a gitti.

Bir süre sonra Emîr-ül Müminîn’e, Humus halkından güvendiği bazı kişiler geldi. Hz. Ömer onlara: 

-‘Bana fakirlerinizin isimlerini yazın da ihtiyaçlarını karşılayayım’ dedi. 

Onlar Hz. Ömer’e bir mektup gönderdiler. İçinde: ‘Falan, falan ve Saîd b. Amir yazılıydı. Ömer: 

-‘Saîd b. Âmir kimdir?’ dedi. Onlar: 

-‘Valimizdir’ dediler. Hz. Ömer (r.a):

-Valiniz fakir mi?dedi. Onlar: 

-Evet, vallahi o, uzun günlerini evinde hiç ateş yakmadan geçirirdediler. 

Hz. Ömer (r.a), gözyaşları sakalını ıslatıncaya kadar ağladı. Sonra, ona bin dinar göndermeye karar verdi. Dinarları bir torbaya koydu ve onlara şöyle dedi: ‘Ona benden selâm söyleyiniz. “Emirü’l-Mü’minin senin ihtiyaçların için şu parayı gönderdi”, deyiniz.’

Hz. Saîd’e para torbasını getirdiler. Torbanın içine baktı. Bir de ne görsün; dinarlar! Paraları kendisinden uzaklaştırmaya ve:

-“İnnâ lillâhî ve innâ ileyhi râci‘ûn (Biz Allah’a aitiz ve elbette ona döneceğiz) demeye başladı.

Sanki başına büyük bir felâket gelmiş veya önemli bir sıkıntıyla karşılaşmıştı. Çünkü bu (Bakara 2/156.) âyet, başa gelen bir musibet anında söylenirdi. Karısı merakla koşup geldi:

-‘Ne oluyor sana, ey Saîd! Yoksa Emîrü’l-Mü’minin mi öldü?’

-‘Hayır, ondan daha büyüğü!’

-‘Müslümanların başına bir iş mi geldi?’ 

-‘Yoo, ondan daha büyüğü!’

-‘Neymiş ondan büyüğü?’

-‘Dünya, benim âhiretimi bozmak için evime girdi. Fitne benim evime yerleşti.

-‘Öyleyse ondan kurtulmaya bak.’ (Eşinin dinarlardan haberi yoktu.)

-‘Bana bu konuda yardım eder misin?’

-‘Evet.’

Hz. Saîd (r.a) dinarları alıp torbalara koydu ve Müslümanların fakirlerine dağıttı

Kısa bir süre sonra, Hz. Ömer (r.a) incelemelerde bulunmak üzere Şam diyarına gitti. Humus’a gelip, halkın valilerinden memnun olup olmadığını soruşturdu. Hz. Said’in (r.a) durumunu incelediğinde onun son derece sade ve fakir bir hayat yaşadığını öğrenince şöyle dedi:

-‘Onun hakkındaki görüşlerimde beni yanıltmayan Allah’a hamd olsun.’ 

Kendileri hakkındaki görüşlerimizde yanılmayacağımız emin ve ehil idareciler seçebilme duası ile.

(Kaynak: Abdullah Yıldız, “Kur’ân’ı Nasıl Yaşadılar?”, s. 211-215. Pınar Yayınları, İstanbul, 2017) 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Allah GörüyorAllah Görüyor2 ay önce
    KHK ile ihraç yapıp hain damgasını vuran yani CELLADIMA OYUM. Çünkü CELLADIMI seviyorum. Ama haklarımı helal etmiyorum. Hata düzelmezse de mahşer de hesaplaşırım. Pire için yorgan yakacak değilim. Sayın hocam iyi güzel söylüyorsun da kul hakkına girmekten ne zaman vazgeçeceğiz. Adımız gibi olup yaşarsak zaten düzelme olur. Söylüyoruz ama hep yanlış yapıyorsak din tüccarlığı olmuyor mu? Sanki Allah yokmuş gibi yaşamak ama hep Allah korkusunu dile getirerek davranmaktan ne zaman vaz geçeceğiz. Allahtan korkmayacağız ama Allah korkusunu dile getireceğiz. Bu ne lahana ne turşu. Dava adamı olmak davaya sadık olmak demektir. Söyleyeceksin ama yaşamayacaksanız kimi kandırdığımızı sanıyoruz. Bir EMPATİ yapmanızı istiyorum. Hiçbir şeyden haberiniz yok. Adı adalet olan partim sizin hain olduğunuzu ilan ediyor. Arkasından devlet memurluğunuza son veriyor. Tabi adı adalet ama sorgu ve sual yok. Neyle suçlandığınızı bilmiyorsunuz. Devletim hata yapmaz diyor sabrediyorsunuz. Çevreniz ise bundan hain terörist olmaz diyor ama ihraç olduysa da vardır bir sorun diyor. Neden? Sui zan tavan da ondan. Birileri öyle güzel inandırıcı konuşuyor ve bilmeden milleti de ikna edecek şekilde konuşuyor ki inanmak zorunda kalıyorsun. Herkes asıl hainleri bırakıyor hiçbir şeyden haberi olmayan sizi hain terörist yapıyor. Bankayı açan ve kullananlar değil, okuluna ve dershanesine çocuğunu okutanlar ve devlete yerleştirenler değil, sendikasına üye olanlar ama dayısı referansı olduğu için affedilenler değil, Türkiye olimpiyatlarına gidip en ön sıralarda oturanlar, sponsor olanlar değil, … ve diğer birçok kriter olmamasına rağmen, sen ise bunlardan hiçbiriyle suçlanmadığın, beraber olmadığın halde teröristsin, hainsin. Üstelik CHP döneminde de başörtüsü mücadelesi yapmış birisi olman ve başörtüsünü çıkarmayıp bu yüzden görevi bırakmak zorunda olan birisisin. Cimere, Obdusmana, Sağlık sen sendikana durumunu bildirmene rağmen seni dinleyen anlayan yok. Bu yüzden de hain terörist olarak damgalanıyorsun ve tüm akrabaların ve tanıdık dostlarında senden şüphelenerek korkarak dağılıp gidiyor ve sui zan ile seni onlarda damgalamaya devam ediyor. Bundan dolayı yıllarca (2 yıl) annen de üzülerek vefat ediyor. Aldığın takipsizliği kurumuna ohalkomisyonuna gönderiyorsun ama dayın referansın ve yedirecek paran olmadığı için damgalanman 2 yıl geçmiş devam ediyor. Adalet yıllar sonra gelecek bundan eminim. Ama adalet garibana ve masuma zülüm olduktan sonra gelecek. Sayın hocam empati yaptığın kişi bu durumda olan benim. Çocuklarımda bu yüzden etkilendi. Dinden soğudu. Var olan inançları da yok oldu. Neden acaba? Yine de sabrediyor ve CELLADIMI SEVİYORUM. OYUM KHK ile ihraç yapan partime olacak. Ama ihracıma vesile olanlar ve hain damgasını vuranlardan, bu dünyada şikayetçi olmayacağım. Mahşer de vesile olanlarla hesaplaşacağım. Yani hiçbir zaman haklarımı helal etmeyeceğim. Onları ben değil Allah affetsin. Durmak yok yola devam. Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • Abdurrahman SerdarAbdurrahman Serdar2 ay önce
    Said bin Amr veya Hz. Ömer'i anlatmak kolay. O imanı kazanmak, kazandırmak ve onu YAŞAMAK, marifet olan." Siz de NAMAZ DİNİN DİREĞİ " diyor ve açıklamıya ÇABA gösteriyorsunuz. Peki, 20. Cüz, ANKEBUT, SON AYETE hiç açıklama getirdiniz mi ?"Yamadık Dünyamızı, yırtarak DİNİMİZDEN, Ne Dünya, ne DİN kaldı elimizde "Ne yani, siz de mi "OY"a koşun diyorsunuz. Ne, yani. Antep M.Vekilinin yeni ÖKÜZleri mi sandınız bizi.
  • UyarıcıUyarıcı3 ay önce
    Sayın Abdullah Yıldız kardeşim senin isimlerini zikrettiğin kimseler geçmişte kaldılar efsane oldular, eskilerin masalları oldular! Onlar ne anlar canım yöneticilikten! Onların mala paraya ne ihtiyacı vardıki canım!! Cennet vaadi ve Allah korkusu yeterde artardı bile!!!Şimdiki zamanda ileri hoplayan revaçta. Sorumluluk almanın vebalinin ağır olduğunu bilenler geride durmayı tercih ediyorlar. Doğrular ve Allahtan korkanlar hariç nerede bir şarlatan varsa şimdi ileri atılıyor yönetici olmak için. Yıllardır okuyup emek çeken Üniversite mezunları birşeyden anlamıyor! Hiç okula gitmemiş veya orta öğretim mezunları her şeyi biliyor!!! Bu böyle gitmez arkadaşlar. Yönetici seçimlerinde muhtarlıkta dahil en az Yüksekokul mezuniyeti şartı getirilmediği taktirde hiç bir yere varamayız arkadaşlar.
  • Mehmet Ay Mehmet Ay 3 ay önce
    Sayin yazar, günümüzde de insanlar hz ömeri anlatiyor ama rüsvet hirsizlik talani örtmek icin.Saf ve temiz vatandasin inanclarini kötüye kullaniyorlar.
  • NihalNihal3 ay önce
    engineer rumuzlu yorumcuya katılıyorum çok fazla borçlandık ve borçlanıyoruz önce sizi borçlandırırlar kendilerine mahkum ederler sonrada Doları oynatıp alt üst ederler.Ekonomimizpamuk iğliğinde bir gecede USD fırlatıp ellerinde kukla gibi oynatıp duruyorlar.Borçlanarak değilasıl önemli olan borçlanmadan öz kaynaklarını kullanarak üretmek!
  • Yusuf GüllüceYusuf Güllüce3 ay önce
    Yüce Rabbim bizi idare edenlere vicdan merhamet adalet sevgi iyilik güzellik versin.Amin.
  • AliAli3 ay önce
    Şer zillet ittifakında bunlar çok.Bakın diğer adaylara ne makam sevdaları ne de para hevesleri var.hiç rant kayırmacılık yok.Dertleri hep hizmet.hiçbirinde makam aracı yok.bisiklet kullanıyorlar
  • engineerengineer3 ay önce
    anonim şirketi iyi yönetemediler, kâr ettiremediler zarara ve borca soktular, borç 650milyar dolardan bir trilyon dolara doğru koşuyor, anonim şirket böyle yönetilirmi? kulüpler milyarlık borç batağında, şirketler vahim durumda, millet perperişan ama asıl sorun dünyalık değil ahretlik, ne yazıkki ahretlik birşeyimiz kalmadı, ahlak maneviyat sıfır, bu dünya öyle böyle geçer, aç ya da tok nasıl olsa faniyiz sonuçta o yolun yolcusuzuyuz Allah cc o yolun sonunda imdadeylesin, halimiz harap vesselam.
  • İsaİsa3 ay önce
    Hocam kaleminize sağlık."Bal tutan parmağını yalar"diyenlere umarım ışık olur.
  • Kaan CihanbilirKaan Cihanbilir3 ay önce
    Çok güzel bir yazı olmuş. Sahabe dönemine gittik ve o saadet günlerinin özlemini hissettik. İnşaallah bu duyguları yüreğinde taşıyan yöneticilerimiz olur. Teşekkürler Abdullah YILDIZ.
  • engineerengineer3 ay önce
    mal ve paraya karşı olan şehvet cinsel şehvetin 100 katı imiş, makam ve mavki şehveti ise cinsel şehvetin 300 misli imiş, hem makam hem mal edinme aynı anda mümkün ise ne olur? 100x300=30.000 misli olur herhalde, belediye başkanlığı gibi mesela.
  • ORHAN İNANORHAN İNAN3 ay önce
    ALLAH(CC) ONLARDAN RAZI OLSUN.BU GÜN ONLARIN DENGİNİ BULMAK MÜMKÜN DEĞİL AMA ÖRNEK ALANLARI GÖRMEK MÜMKÜN OLUR İNŞALLAH..ELİNİZE SAĞLIK.GÜZEL BİR YAZI OLMUŞ.
  • ayşe gülayşe gül3 ay önce
    maalesef hocam, insanlarımızın çoğunluğu sever bu dediklerinizi. ben buradan biraz alakasız olacak ama yazayım, bu çiftçilere verilen ve insanlarımıza teşvik edilen bu kredi denilen şey basbayağı FAİZdir. bütün her şeyin bereketini yok eden kavuran bir günah dır. mecburuz diyorlar ben de hayır derim. çiftçilere faizsiz verilsin destekler görüyoruz iş de gelinen sonuc; don ,fırtına vb. her şeyi yok ediyor pahalılılk alıp başını gidiyor.
  • Mustafa Mustafa 3 ay önce
    Kitabını bilip te uygulama yapmamak akıl yürütmek bu herhalde. Akıl iman ediyorsa akıl dır , iman etmeyen akıl Ebû cehilde de de var dı . Ebû child Mekke yöneticisi idi
  • Mustafa Mustafa 3 ay önce
    Bir insan risliyeyi nur u anlamaya calıştığının yüzde biriyle kuran aProf olur.
  • 3 beyazdan sonra:3 beyazdan sonra:3 ay önce
    Para, makam bi de saadet; üçü fitnedir.

Günün Özeti