Kur’ân’dan Uzaklaştıkça Parçalanıyoruz

23 Nisan 2019 Salı

“Kur’ân ayı” mübarek Ramazan-ı Şerif’e iyice yaklaştığımız şu günlerde bir durum tespiti yapacak olursak, Müslümanlar olarak içinde bulunduğumuz manzarayı şöyle tanımlayabiliriz: Temel akaid konuları ile helâller-haramlar noktasında Ümmet-i Muhammed’in çeşitli ekolleri arasında temel farklılıklar yoksa da, daha çok yol-yöntem, üslûp vb. detay konulardaki algı ve anlayış farklılıkları sebebiyle ciddi ve derin ayrılıklar, aykırılıklar, bölünmüşlükler ve parçalanmışlıklar bulunuyor. Bu durum, iyimser bir bakışla, bir zenginlik ve hatta bir imkân olarak görülebilir, ancak şeytani odakların nefsanî duyguları ve hizip asabiyetini körükleyerek istismar edebileceği potansiyel bir zaafiyetalanı olarak da ortada durmaktadır, ne yazık ki… 

İşbu bölünmüşlük, sürgit devam ettirilemez; farklılıkların giderek derinleşmesine de asla izin verilemez, vermemeliyiz.

Gerçek şu ki; sayıları her geçen gün artan, kendi aralarında bölündükçe bölünen hizipler, hocaları tarafından yazılan beşer ürünü kitapları, -genellikle farkında olmadan- İlâhî Kelam’ın önüne geçirdiler. Üstad Said Nursi’nin ifadesiyle, bu kitaplar; mukallitlerin hataları yüzünden, Kur’ân’ın önündeki paslı perdeler haline getirildiler (Sünûhât, “Kur’ân’ın Hakimiyet-i Mutlakası” bölümü). Böylece Müslümanlar ‘sapasağlam kulp’ (Bakara 2/256) olan “Allah’ın İpi” (Âl-i İmran 3/103)  Kur’ân’a hep birlikte sarılacakları yerde, her bir hizip, O’nu anlamak için yazılan binlerce zayıf ipe tutundular ve bu sebeple bölünüp darmadağın oldular. Sonuçta Müslümanlar da, kitap ehli gibi, “Kitab’ı/Din’i ve işlerini kendi aralarında parçaladılar ve her hizip kendi yanında olanla (kendi çizgi ve anlayışlarıyla) sevinmektedirler.” (Bkz: Bakara 2/213; Âl-i İmran 3/19; Enam 6/159; Yunus 10/19; Enbiya 21/93; Mü’minûn 23/53; Rum 30/32; Şûrâ 42/14; Casiye 45/17)

Kitab’da ayrılığa düşenleri bekleyen akıbet ise, “derin bir ayrılığa” (Bakara 2/175) yuvarlanmaktı.

Seyyid Abdüllatif’in tespiti ile (Kur’ân’ın Zihni İnşası, s.21), bu parçalanmışlığın bir sonucu olarak, “Kur’ân, ona inandığını söyleyen insanların elinde neredeyse bir oyuncak haline getirildi. Kur’ân, her biri ayrı telden çalan farklı grupların iddialarını doğrulayıcı bir araç konumuna düşürüldü.” 

Müslümanlar, giderek Kur’ân’ı düşünüp anlamak ve uygulamak için değil de teberrüken okuyup ezberlemeye başladılar. Kitab-ı Mübin’i neredeyse sadece sevap için terennüm eder oldular. Handiyse O’nu ölülerin ardından okunan bir dua kitabına, bir mukabele kitabına indirgediler. 

Hz. Ömer’in (r.a) hilafeti döneminde Basra Valisi olan Ebû Mûsâ el-Eş’arî (r.a), Hz. Ömer’e bir mektup göndererek Basra’da Kur’an’ı ezberleme işiyle uğraşanların hızla çoğaldığından söz eder ve Beytü’l-Mâl’den bunlara yardım gönderilmesini ister. Hz. Ömer’in (r.a) ona verdiği cevap şöyledir:

“Onları kendi halleriyle baş başa bırak. Korkarım ki insanlar, kendilerini Kur’an’ı ezberleme işine kaptırır ve onu anlama işini ihmal ederler.” (Bütün Yönleriyle Asr-ı Saadet’te İslam, 1/211-214.)

Hz. Ömer’in korktuğu durum, maalesef çoktan ortaya çıktı ve nihayet Kur’ân, yaşayan insanlara hitap etmeyen(!), onların güncel sorunlarına çözüm getirmeyen(!) bir ‘kutsal metin’ gibi algılanır oldu.

“Din bilginlerimiz, Kur’ân’dan, yaşananpratik bir hayat nizamı çıkaracaklarına, onun yalnızca dil ve üslûp özellikleri üzerinde durdular; fesâhat ve belâğat yönünden eşsiz bir eser olduğunu belirterek -ki bunda şüphe yoktur- daha çok gramer bakımından ondan yararlanma yoluna gittiler… Onun hayata uygulanmasından ibaret olan fıkıh, bir müddet sonra teferruat içinde kaybolup gitti. Kısaca elbirliğiyle Kur’ân’ı hayatımızdan uzaklaştırdık. Kur’ân’dan uzaklaşınca da hayattan uzaklaştık.” (M.Kutub, Kur’ân’ı Nasıl Okuyalım, s.8. -mütercim B.Karlığa’nın takdimi-)

Evet, Kur’ân’dan uzaklaştıkça iftirakımız; ayırılığımız, parçalanmışlığımız, perişanlığımız arttı.

Bugün, Müslümanlar arasında ittifak ve ittihadı yeniden sağlayabilmek ve hem Ümmet-i Muhammed’i hem de bütün insanlığı bunalımdan kurtarıp huzur iklimine taşıyacak pratik bir hayat nizamı inşa edebilmek için, Efendimizin (s.a) öğretileri doğrultusunda Asr-ı Saadet neslinin Kur’ân-ı Kerim’i okuyup-anlama ve yaşama konusundaki sadeliğine, heyecanına ve dinamizmine muhtacız.

İşte yaklaşan mübarek Ramazan ayı, Kur’ân-ı Kerim’i Rasûlüllah’ın (s.a) öğrettiği, ashabının da uyguladığı tarzda okuyup-anlayarak yaşamak ve parçalanan kalplerimizi vahiy potasında onarıp kaynaştırmak için muhteşem bir fırsat sunuyor. Öyleyse haydi Kur’ân’ın huzur iklimine

(Bakınız: “Kur’ân’ı Nasıl Okudular/Anladılar/Yaşadılar?” çalışmamız -üç kitap-.)

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • nusret hocanusret hoca5 ay önce
    Sayın hocamın her yazısında olduğu gibi bugün de "bam telimize" dokunuşları olmuş...Köşeleri dolduranlar keşke dedikodu yapacaklarına böyle faydalı bilgileri sunmakla uğraşsalardı.
  • FATİH YILMAZFATİH YILMAZ5 ay önce
    إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ )10(Âyetinin mâsadakı bir kardeşimizin Kur’ân-ı Azîmüşşân’ı anlamak ve yaşamak hakkındaki yazısından memnûn olduk. Devamını bekleriz. Binler selâm ve dualar ederiz.
  • mn hcmn hc5 ay önce
    kurana uydular sıffin cemel harrezenci isyanı babek ... isyanları niyeoldu
  • NurNur5 ay önce
    Kur'anın aslını öğrenmeye yönlendirilmeli müslümanlar arapça tilavet edenler kur'anla olan sorumluluklsrının bittiğini sanıyor yani okuduk ölülere yolladık sevap aldık bitti meal okumak tevsir okumak yok din adamlarıda yüreklendirmiyor hepsi meal okumanın tevsir okumanınarapça okumak kadar sevap olmadığı yönünde Allah tarafından kabul edilmeyeceği görüşü bildiriyor kur'anın asıl amacın bilmeden okunmakmadır emirleri yasakları arapça okumakla mı müslüman olunuyor veya arapça okuyamayalar tam müslüman değilmidirler din adamlarıbu durumları açıklığa kavuşturulmalı kuranın ne dediği öğrenmeye teşvik olmalı sanırım bu konuda çok dığ insanlar ku'an ölülere okunmak için inmişgibi herkeste çaba o yönde
  • FerhatFerhat5 ay önce
    Hocam vermiş olduğunuz nasihatlardan dolayı Allah cc sizden razı olsun. Malesef ümmet olarak toplum olarak Allah Teala ya yüz cevirdigimiz için işlerimiz hiç rast gitmiyor. Genelde sizinde belirttiğiniz gibi Allah Teala'nın kerim Kitabımız Kur'an daki kelimelerini anlayamadığımız ve hatta yeterince din büyüklerimiz tarafından akide i konulara deyinilmedigi icin. Genelde din büyüklerimiz İslam'ın sadece ameli alanlari referans aldıklarından kaynaklandığını zannediyorum. Halbuki İslam dini sadece amel den ibaret değil, zira İslam dininin en mühim temel taşı itikat etmek , yani Allah'ın dinine iman ederek sadece Allah Teala ya kulluk etmek manasına gelmekte. Malesef bizler İslami sadece rituallerden ibaretmiş gibi algilayarak Allah Teala'nın kelimelerini sadece namaz kılarken yada ölülerimizi defn ederken hatırlıyoruz. Halbuki tevhid nizami hayatımızın tüm alanlarını kapsamakta. Biz Allah'ın nizamına sırt çevirerek materyalist ve dünyevi ideolojilerin peşine takılarak sadece fanı dünyamızı değil aynı zamanda ahiretimizi dahi harab eyliyoruz. Biz Allah cc tam manada teslim olmadığımız müddetçe Allah cc bizim hakkımızda olan hükmünü değistirmeyecek. Ne zaman biz hayatımızın her alanini tevhid nizamına göre sekillendirirsek o zaman Allah cc yardımda kullarının üzerinden eksik olmayacaktır.
  • GerçekGerçek5 ay önce
    İslâm diyarları çok kötü durumda sekuler yaşam tarzı bizi perişan etti herşey maddiyat o varsa hayat var yoksa yok hristiyan Yahudi pagan medeniyeti hiç insanlık bırakmadı Allah bize acisin kalplerimizi kendine meyl etsin amin.
  • Ahu figanAhu figan5 ay önce
    Bence herkes evvela bireysel olarak düşünecek ben müslüman mı yım? Diye Aldatan bizden değildir diyor..Namaz kılmayan oruç tutmayan değil, ALDATAN diyor...Seversin sevmezsin ama Bir fikir edinmek babında Yaşar Nuri Öztürk ün Allah ile Aldatanlar kitabını okumak lazım...
  • islam enstitülüislam enstitülü5 ay önce
    sen hayatında ne kadar uyguluyorsun hey bünyamin?geçmişinle bu gününü kıyaslıyorum nereden nereye diyorum.Diktatörlüğe özenenlere,hırsızlığa soyunanlara ailenin dağılmasına sebep olanlara,kendisi gibi düşünmeyenleri terörist ilan eden zihniyete,ehl-i sünneti değil de hariciliği hayat düsturu kabul edenlere destek verdikçe Kur'andan birlik ve beraberlikten bahsetme hakkına sahip olamazsın bünyamin.
  • AbdülkadirAbdülkadir5 ay önce
    Sayın Yıldız Kur'anın ayetlerinin manasına ve maksadına bakarsak Kur'anın ayetleri gerçekleşiyor. Kur'an durmadan bölünüp parçalanmayın diye uyarıyor ama bakıyoruz bu uyarıyı dinleyen yok.Yok mezhepler yok tarikatler yok cemaatler yok tasavvuf bunların alt kolları yan kolları falan filan parçalanıp duruyorlar.Birde sadece Kur'ana dönün diyenlere çemkirip duruyorlar onlara Kur'an müslümanları sapıkları diyorlar.İşte durum çok vahim.Bu durumda biz abd,ingiliz israil vb batılı gavurlarla mücadele etmemiz mümkün değildir.Yani onların karşısında ayvayı yeyip duracağız.Allah durmadan müslümanlık iddiasında bulunanların şirk koşmasından dolayı yardım da etmiyor.Yani Muhammed süresinde siz Allahın dinine yardım ederseniz ben de size muhakak yardım ederim diyor.Müslümanlık iddiasında bulunanlar durmadan şirk koştuklarından ve Kur'anı mehcur bıraktıklarından bu yardımdan mahrum kalıyorlar.
  • Zeki ASLAN Zeki ASLAN 5 ay önce
    Sayın Abdullah Yıldız bey, "Kur’ân’dan Uzaklaştıkça Parçalanıyoruz"diyorsunuz. Bu, gayet normal bir durumdur. Fakat esas önemli olan, "Allah'ın ipi Kur’ân’a tutunma tekrar nasıl mümkün olabilir?"in doğru cevabını bulmak. Çünkü bu cevap, hedefe ulaşmayı mümkün kılacak. Kur’ân’ı öğrenip, anlama ve yaşamanın sistemini, "...Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık..." (En'am-38) buyuran Allah-u Teâlâ, Kur’ân’da açıklamış:Bakara-151, Âl-i İmran-164 ve Cuma-2 ayetlerinde, Kur’ân-ı Kerim’i öğretip, yaşatabilecek kimseleri, bizzat kendisinin görevlendirdiğini buyuruyor. "Sizin içinizden ve sizden" açıklamasıyla, bu görevlinin geçmişte yaşamış birisi olmadığını anlıyoruz. Bu kişi, Allah'ın emri doğrultusunda, Allah'ın ayetlerini tebliğ ediyor. Bu tebliği kabul edip, gereğini yapmak isteyenlerin, tâbiiyyetleri akabinde, nefs tezkiyesi, kitabın (Kur'an'ın) öğretilmesi, hikmetin, ve daha ileri seviye bilgilerin öğretilmesini içeren eğitim süreci yaşanıyor. Bunun sonucunda sizin: "Bugün, Müslümanlar arasında ittifak ve ittihadı yeniden sağlayabilmek ve hem Ümmet-i Muhammed’i hem de bütün insanlığı bunalımdan kurtarıp huzur iklimine taşıyacak pratik bir hayat nizamı inşa edebilmek için, Efendimizin (s.a) öğretileri doğrultusunda Asr-ı Saadet neslinin Kur’ân-ı Kerim’i okuyup-anlama ve yaşama konusundaki sadeliğine, heyecanına ve dinamizmine muhtacız." talebiniz gerçek oluyor. "...Kur’ân-ı Kerim’i Rasûlüllah’ın (s.a) öğrettiği, ashabının da uyguladığı tarzda okuyup-anlayarak yaşamak..."Gerçekten de, Sahabeyi, Peygamber (SAV) efendimiz, Kur'an'ı öğreterek eğitip, yaşatmış. Bu görevi, daha sonraki nesil (Tâbiin) için, Sahabe yerine getirmiş (Tevbe-100). Tâbiîn de daha sonraki neslin (Tebe-i Tâbiîn) eğitmeni olmuş. Tabiî ki bu görevlendirme, bizzat Allah tarafından yapılmış, insanlar ve akademik kurullar tarafından değil. Bu sistem (tâbiiyyet), günümüze kadar tasavvufî uygulama şeklinde gelmiş. (Ceddimiz Osmanlı'nın, padişahtan, dağdaki çobana kadar her kesimin, büyük çoğunlukla mutlaka bir veli-mürşide tâbi' olarak yaşamış olmaları, bu yüzdendir.)Allah'ın sistemi böyleyse, günümüzde bu konuda bizzat Allah tarafından görevlendirilenler var mı? Allah'ın sistemi kıyamete kadar geçerli ise (ki öyledir), "MUTLAK VAR". Günümüzde "veli-mürşid" olarak bildiğimiz zatlar, eğer Allah tarafından görevlendirilmişlerse (sahteleri de var, onlar konumuzun dışında), Kur’ân-ı Kerim’i öğretip, yaşatmaya yetkili olanlardır. Sayın Abdullah Yıldız bey, Eğer, sizi de, bizzat Allah görevlendirdi ise, “Kur’ân’ı Nasıl Okudular/Anladılar/Yaşadılar?" isimli kitabınız, insanlara fayda verir. Aksi durum, tîcârî gaye sağlamaktan başka bir işe yaramaz.İnşaallah anlatabilmişizdir.Esselamu aleykümZeki ASLAN
  • AbdülkadirAbdülkadir5 ay önce
    Onları kendi halleriyle baş başa bırak. Korkarım ki insanlar, kendilerini Kur’an’ı ezberleme işine kaptırır ve onu anlama işini ihmal ederler. Halife Ömerin söylediği ifade edilen bu söz onun ileri görüşlü bir insan olduğunu göstermektedir.Aynen bu olmuş Muaviye ile birlikte insanlar Kur'andan uzaklaşmaya başlamışlar. Bu artarak devam etmiş ve KUR'AN ÖEHCUR BIRAKILMIŞTIR.Şu anda Kur'an mehcur durumdadır. Bu sözü Resulullah Muhammed dikkat edilirse Allah kendisini hesaba çekerken söyleecekmiş.Yani Kur'an maalesef kıyamete kadar mehcur kalacak.Bunu bizim değiştirme gücümüz yok.İnsanlara bunu anlatamıyoruz. Kur'anın ezbere arapçasının okunmasını Allah katında bir hükmü olduğu söylenemez.Kur'an ayetleri insanların hayatında tatbik edilmesi için indirilmiştir.Yoksa manasını maksadını anlamadan okumanın bir faydası olmaz.Ancak insanlar buna inanıyor inandırılıyor.Kur'andan uzaklaştıkça insanlar yanlış yollara sapmışlar.tasavvufi düşünce oluşturmuşlar ,sonra mezhepler oluşturmuşlar sonra cemaatlere ayrılmışlar ki Kur'an bunlara hepsine birden fırka demektedir.Yani tasavvufta bir fırkadır,tarikatte bir fırkadır mezhepte bir fırkadır cemaatte br fırkadır.Kur'ana göre müminlerin müslümanların arasını ayıran herşey bir fırkadır.Fırka ayıran demektir.Ama maalesef insanlar bunu anlayamıyorlar.
  • Bünyamin AteşBünyamin Ateş5 ay önce
    Önce derdi bilmek lazım. Sonra dermanı kolaydır. Muhterem yazar geniş bir perspektifle bu maddî ve ma'nevî yaraya cesaretle neşter vurarak problemi ortaya koymuştur. Şimdi her şahıs ve topluluk bu endam aynasından insafla bakarsa Kur'anla ne kadar irtibatlı olduğunu rahatlıkla görebilir. Bu da hiç şübhesiz beraberinde derin bir muhasebe ile tevbe ve istiğfarı, bu acıklı ahvale karşı bir çare arayışını beraberinde getirir. Böyle bir noktaya gelen, Kur'an'ı kendisine hizmetkâr olmaktan çıkarıp kendisi Kuran'a hádim ve hizmetkâr olan, onu hayatın her safhasında tatbìk ve icrâya meyyal bir topluma Rabbülâlemînin nasıl yardım ettiğini ise herkes görür.
  • ali tokali tok5 ay önce
    Abdullah Yıldız bey kaleminize elinize sağlık tespitlerinizi gayet güzel ve yerinde kitabın tam ortalık yerinden yazmışınız teşekkür eder devamını bekleriz
  • Allah GörüyorAllah Görüyor5 ay önce
    Çok önemli bir noktaya parmak bastınız. Demokrasi demogoji olmaya devam ettikçe kavimlerin helak olmasına neden olan olaylar artmaya devam eder. Doğruyu bilmeyen yok. Yanlışta ısrar var. Laf çok uygulama tam tersi. Doğruyu söyleyen çok ama hep yanlış yapılıyor. Allah'tan korkan lafta çok ama uygulamada ise yok. Kadrolaşacağız diye mağdur ve masuma iftira edip yakanları nereye koyacaksınız? Gerçekten kul hakkına girmekten çekiniyor muyuz? Adaletin olduğuna inanıyor musunuz? Adalet yıllar sonra gelecekmiş buna adalet mi diyorsunuz yoksa zulüm mü? Haini asın ama hiçbir vebali olmayana iftirayı yapıştırmak şirke girmek kul hakkına girmek olmuyor mu? Vatanseveri terörist hain yapmak, hiçbir referansı olmayanı yıllarca bekletmek, Allah (cc) gelsinde seni kurtarsın demek ne anlama geliyor? Kısaca adalet diyerek adaletsizlik yaptıkça güven kayboluyor. Bir zamanlar başörtüsü yüzünden atılırken şimdide olmadığım halde terörist diye atılıyorum. Dünya tersine dönüyor. Fetö diyerek fetöcüler garibanı yakmaya devam ettikçe güven kaybolmaya devam eder. Siz de uygulanmayan ağızlardan düşmeyen nasihatlerle oyalaya durun. Gerçekten CHP den ne farkımız var? Eden eninde sonunda bulacak. İmtihan devam ediyor. İmtihanı dediğiniz gibi Kuran'dan uzaklaştıkça kaybediyoruz da haberimiz yokmuş gibi yapıyoruz. Kimi kandırıyoruz? Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • Yunus 16 Yunus 16 5 ay önce
    TÜRK MİLLETİNİ KUR'AN-I KERİM DEN UZAKLAŞTIRMAK İÇİN İNGİLİZ YILARCA UĞRAŞTI İLK DARBEYİ 27 NİSAN 1909 DA SULTAN ABDÜLHAMİD HAN A DARBE YAPTIRIP TAHTAN İNDİRDİ!!! KUR'AN-I KERİM DEN KOPARILDIĞIMIZ TARİHTİR!!!SONRASINDA YAPTIRILAN İNGİLİZ ALMAN FRANSIZ AMERİKAN KOLEJLERİ, BATI TAKLİTÇİLİĞİ..... HEPSİ İSLAM DAN UZAKLAŞTIRMA SOĞUTMA GİRİŞİMLERİ, KIYAFET TAKLİTÇİLİĞİ ŞAPKA,.... ( HAC VE UMRE DE TÜRK ERKEKLERİ PANTOLON VE GÖMLEKTEN TANINIYOR!!! BAZI KARDEŞLERİMİZ TÜRKÜM DİYOR, BAYRAK GÖSTERİYOR, BAYRAKLI ŞAPKA GÖMLEK.... GİYİYOR, BUNLARA HİÇ GEREK KALMIYOR BİZİ TENİMİZ VE PANTOLON GÖMLEKTEN HEMEN TANIYIP TÜRK DİYORLAR. YANİ BU KIYAFET BATI TAKLİTÇİLİĞİ MÜSLÜMAN TÜRK ERKEKLERİ İÇİN KIYAFETİ DE MALESEF İNGİLİZLER SEÇTİ!!
  • Celil yağmuroğluCelil yağmuroğlu5 ay önce
    Bir Milletim ferdi İnsanı Şerefli,Namuslu,Ahlaklı,Olması için her şeyden önce DİNİNİ VE DİNİN SÜNNETİNİ iyi bilmesi gerek, Bizler yanlızNüfus kağıdında Müslümanız,,,,,bizde kaç kişi Namaz kılıyor gidin büyük Camilere 50 ve 60 kişiyi geçmiyor Semt Camileri 10 ve 20 kişiyi geçmiyor,,Cuma günü doluyor Maşallah Bu Cuma günü Namazıda bir Meslek gibi veya bir görevmiş gibi görüyor ,,AMA CAMİYE GELENLERBİR KİSMİ YATIYOR ,TELEFON PARMAK SALIYOR ,CANI SIKILMIŞ YAHU BU NAMAZ BİTSE HAYIFLANIYOR,,CAMI HUTBESİNİ HİÇ DİNLEYEN YOK ZATEN,,HOCALAR BİGİSİZ ,,HUTBA VERMESİ BİR REZALET,,DOĞRU DÜRÜT NAMAZ KILDIRMASI BİR REZALET ,,DİYANETTEN DENETİM YOK,,YAHU BÜTÜN BUNLARA BOŞ VERELİM,,KURANI YASAKLIYAN KİM BİZ,,KURANIN OKUMASINI YASAKLIYAN KİM BİZ,,EZANI TÜRKÇE OKUTAN KİM BİZ,,DİN MERASİMLERİNİ YASAKLIYAN KİM BİZ ,, GAVURUN ANAYASASINI VE MEDENİ KANUNLARINI GETİREN KİMBİZLER,,DAHA NELER NELER,,ŞİMDİ USTADIM BU VATANDAŞ YANLIZ NÜFUS KAĞIDINDA VATANDAŞ DEĞİLMİ ACABA SİZCE ,,,,,,,,FAZLA UZATMAYA GEREK YOKTUR,, SİZLERDE BİLİYORSUNUZ,,,,,,Vesselam,,

Günün Özeti