İkiyüzlü Kindarlara Dikkat!

18 Haziran 2019 Salı

Yüce Rabbimiz Âl-i İmrân sûresinin 118-120. âyetlerinde İslâm’a ve Müslümanlara karşı kin ve nefret besletip kötülük etmekten de geri durmayan ama onların desteğini almak için inanmış numarası yapan ikiyüzlü tiplerin tuzaklarına dikkat çeker:

“Ey iman edenler! Sizden olmayanları sırdaş edinmeyin, onlar size kötülük yapmaktan geri durmazlar, sıkıntıya düşmenizi isterler. Onların ağızlarından kin/nefret taşmaktadır; kalplerinin gizlediği ise daha büyüktür. Gerçekten size delilleri açıklamışızdır, eğer düşünüyorsanız!

Size gelince, bakın siz onları seviyorsunuz, ama onlar sizi sevmiyorlar. Siz kitabın tamamına inanıyorsunuz; onlar sizinle karşılaştıkları zaman “inandık” diyorlar; yalnız kaldıklarında ise size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: “Öfkenizle ölün!” Şüphesiz Allah kalplerde olanı bilmektedir.

Size bir iyilik gelirse bu onları üzer, ama başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.”

Diyanet’in “Kur’ân Yolu” tefsirinde bu âyetler (özetle) şöyle yorumlanır:

Medine’de münafıklar (gerçekte inkârcı olan ikiyüzlüler) görünüşte dost gibi davransalar da her fırsatta müminlerin aleyhine çaba harcıyorlar, özellikle Hz. Peygamber’in (s.a) askerî planları hakkında Müslümanlardan edindikleri bilgileri müşriklere ulaştırıyorlardı. Bu sebeple yüce Allah kâfirlerle münafıklara karşı müminleri uyararak onlardan sırlarını söyleyecek kadar samimi dostlar edinmemelerini, onlara karşı ihtiyatlı davranmalarını, gerçekte düşman oldukları halde dost görünenlere sırlarını açmamalarını emretti.

Kur’ân-ı Kerîm, birçok âyette müminlerin birbirlerinin dostu ve kardeşi olduklarını (Hucurât 49/10), bunların dışındakilerin ise, Müslümanların hayatî önem taşıyan sırlarını öğrenecek derecede dostları olamayacaklarını ifade buyurmuştur (Nisâ 4/144; Mâide 5/51). Çünkü genellikle onlar birbirlerinin dostu, müminlerin ise düşmanıdırlar... 

Bu âyetlerde Müslüman olmayanları sırdaş edinmeme buyruğunun gerekçeleri açıklanmıştır: 

a) Müslümanlardan olmayanların sürekli olarak müminler aleyhinde çalışmaları, onlara zarar vermeleri ve içlerinde fesat çıkarmaya gayret etmeleri; 

b) Müminlerin sıkıntıya düşmelerinden memnun olmaları

c) Müminlerin aleyhinde sürekli olarak propaganda yapmaları ve onlara karşı içlerindekini beslemeleri

d) İnançları gereği müminler, herkesin –bu arada kâfirlerin ve münafıkların dahi– iyiliğini istedikleri, onların hukukunu gözettikleri ve onlara sevgiyle yaklaştıkları halde onların müminleri sevmemeleri ve haklarında iyi davranmamaları

e) Müminler ilâhî kitapların tamamına inandıkları ve bu kitapların mensuplarına saygılı davrandıkları halde kâfirlerin Kur’an’a inanmamaları, münafıkların da Müslümanlara karşı ikiyüzlü davranmaları, görünüşte Müslüman olduklarını söyleyip gerçekte inanmamış olmaları ve inananlara karşı kin gütmeleri

f) Kâfirlerin ve münafıkların, müminlerin birlik ve beraberliklerine, başarılarına, zaferlerine ve refahlarına üzülmeleri; başarısızlıklarına, yenilgi, hastalık ve benzeri sıkıntılarına sevinmeleri.

119. âyetin ilk cümlesini bazı müfessirler şöyle de anlar: Siz onları seversiniz, yani onların Müslüman olmalarını istersiniz. Çünkü İslâm her şeyden hayırlıdır. Oysa onlar sizi sevmezler, yani sizin kâfir olmanızı isterler, kâfir olmak ise her şeyden kötüdür. 

“Yalnız kaldıklarında ise size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar” cümlesi münafıkların müminlere karşı besledikleri kin ve nefretin şiddetini ifade eder. Bu sebeple onların görünüşte “inandık” demelerine ve sahte dostluk göstermelerine aldanmamak gerekir.

Şüphesiz ki mümin olmayanları sırdaş edinme yasağı, onlarla iyi geçinmemek anlamına gelmez. Toplum ve devletin emniyet ve selâmeti bakımından devlet sırlarını onlara verecek derecede kendileriyle samimi olmak veya devletin sırlarını ya da çıkarlarını alâkadar eden önemli görevleri onlara teslim etmek sakıncalı olmakla birlikte, onlarla beşerî ilişkilerin iyi yürütülmesinde bir sakınca yoktur. Kur’an Müslümanlara karşı düşmanca tavır almayan gayrimüslimlerle beşerî ilişkilerin iyi yürütülmesini, gerektiğinde onlara iyilik edilmesini, haklarında adaletli davranılmasını tavsiye etmekte ve böyle yapanları yüce Allah’ın sevdiğini bildirmektedir (Mümtehine 60/8). Samimi dost edinilmeleri yasaklananlar ancak İslâm’a ve Müslümanlara karşı düşmanca tavır alanlar, onlarla savaşmak ve onları yurtlarından çıkarmak için birbirlerine destek verenlerdir. Bunlarla dostluk bağları kuranları yüce Allah zalimler olarak niteler (bk. Mümtehine 60/9).

120. âyette, kâfirlerin ve münafıkların Müslümanların en küçük başarılarına, birlik, beraberlik ve refahlarına tahammül edemedikleri; müminlerin başına gelecek kötülük ve sıkıntılara sevindikleri bildirilmiş; onların bu menfi tutumlarına rağmen Müslümanlara sabırlı olmaları, onlarla samimi dost olmaktan kaçınmaları, ancak onların hukukunu çiğnemekten de sakınmaları tavsiye edilmiştir. Zira bu davranış düşmanlıkların ortadan kalkmasına, dostlukların gelişmesine sebep olur. Nitekim Fussilet/34. âyette, “Sen (kötülüğü) en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş!” buyurulur. Âyette, bu tedbirler alındığı takdirde onların tuzaklarının müminlere hiçbir zarar vermeyeceğine dikkat çekilir. Allah’ın onların yaptıklarını hem bilgisiyle hem de kudretiyle kuşatmış olduğunun belirtilmesi, onların, Allah’ın bilgisi dışında ve izni olmadan hiçbir şey yapamayacaklarını ifade eder (1/659-661).

Mesajları bugün inmiş gibi dipdiri olan Kur’ân-ı Kerim’in «hayat verici» (Enfal 8/24) buyruklarına göre hareket eden müminlere selâm olsun.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Bak bu güzelBak bu güzel26 gün önce
    İlkdefa bir ak partili özeleştiri yapmış aynaya bakmış tebrik ederim durumu kısaca özetlemiş
  • ORHAN İNANORHAN İNAN1 ay önce
    ELLERİNİZE SAĞLIK.YAZILARINIZ ÇOK YERİNDE VE ÖNEMLİ BİLGİLER İÇERİYOR.ANCAK,YAZILARINIZDAN MÜSLÜMANLAR NE KADAR HOŞLANIYOR İSE ,KAFİRLER VE FİTNECİ MÜNAFIKLAR DA O KADAR RAHATSIZ OLUYORLAR.FİTNENİN VE AÇIK MÜNAFIKLIĞIN BU KADAR YAYGIN OLDUĞU BİR DÖNEM DE HERHALDE,OLMAMIŞTIR,DİYE DÜŞÜNÜYORUM.İSLAM ŞERİATINA KARŞI,İBADETİNE KARŞI,İTİKADINA KARŞI,PEYGAMBERİNİN SÜNNETİNE KARŞI OLUP DA MÜSLÜMANLIĞI KİMSEYE VERMEYEN ŞARLATANLARIN FİNK ATTIĞI BİR ZAMANDA YAŞIYORUZ,MAALESEF..RABBİM İKİ YÜZLÜ RİYAKARLARIN ZARAR VE FİTNELERİNDEN BÜTÜN MÜSLÜMANLARI MUHAFAZA BUYURSUN İNŞALLAH.DÜŞMANIN OKU (SİLAHI)NEREYE YÖNELMİŞ İSE O TARAFI KENDİMİZE TARAF OLARAK SEÇMEMİZ GEREKİR İKEN BU GÜN TAM TERSİNİ YAPANLARA NE DİYELİM?ONLARI NASIL TANIMLAYALIM? BUNLARI BİLMEK HER MÜMİNİN GÖREVİ.MUHAMMED MURSİYE ALLAH(CC)'TAN RAHMET,YAKINLARINA VE BÜTÜN İSLAM ALEMİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM.
  • Süleyman Sırrı DinçerSüleyman Sırrı Dinçer1 ay önce
    Kaleminize..sağlık.
  • AhmetAhmet1 ay önce
    Ey arızalı yorumlar yapan yorumcular! adam kuranı kerimden anlatıyor ona bile kendi yorumlarınızı yazıyorsunuz.Din hiçbir zaman meta olamaz.Siz kendi bakışınızı düzeltin.
  • nadim hatipoğulları nadim hatipoğulları 1 ay önce
    yorum yapanlar ve bizler ayeti kerimeyi okuyup hep karşıda arıyoruz hatayıönce nefsimizde ararsak olan biteni o zaman doğruyu buluruz nefsimize köle olursak ALLAHCC KUL OLAMAYIZ önce nefsimizi yeneceğiz nefsini yenen insanlar ve milletler her zaman her yerde insani ve beşeri münasebetlerde hep başarılı olmuşlardır nefsini yenen milletler ve insanlar İLİMDE BİLİMDE TEKNOLOJİDE HEP BAŞARILI OLMUŞLARDIR NEFİS DERKEN BASİT BİR ÖRNEK TEMBELLİK ETMEYİP ÇOK ÇALIŞMAK NEFSİNİ YENMEKTE BİR ÖRNEKTİR.
  • galipgalip1 ay önce
    Tuaf bi durum herkes allahın kulu,bir kısma diyor ki onlardan uzak durun
  • Ali rızaAli rıza1 ay önce
    Hani nerede onlar ? sözünü ettiğin müminler , heyhat ki heyhat geçmişte kaldı o güzellikler, gözleri gönülleri bürümüş hep dünyalıklar
  • Tacettin kaTacettin ka1 ay önce
    Bay yazar .siz once ak partiye soyleyin bunlari.feminizmi getirip kanun yoluyla dayatan toplumu ifsat Eden ahlaksiz ligi yasayla koruma altina Alan hukumeti nezaman uyaracaksiniz
  • FaikFaik1 ay önce
    Çok güzel ifade etmişsiniz...Lâkin kim müslüman, kim kâfir, kim münâfık... Eğer dini kavramlar kullanarak insanları sınıflarsak dünya ve devlet işlerinde o zaman ayıklayın pirincin taşını... Tam ahir zamanı yaşıyoruz, Allah'a ve Rasulüne harb ilân eden ( Faizi yiyip, yedirip, teşvik eden ve bunu öven ) insanlardan, yalanı ahiretine ve dünyasına dolayan, emânete illa da benim diyen, vaadini yerine getirmeyen insanlarla iç içe yaşarken dini İslâmı yaşamak ne kadar da zor... lütfen beni affedin ve kusuruma bakmayın amma din olmuş metâ, harca harca bitmez bu ülkede....
  • Erdi ElibolErdi Elibol1 ay önce
    Tam da Dilipak ve taşgetiren’e cuk oturmuş bir yazı elinize sağlık
  • Çeşitlenen çağÇeşitlenen çağ1 ay önce
    Birbirleri arasında örgütlenerek ticari faaliyetler gösterenler, bu faaliyetlerden haraç toplayanlar, mü' minlerin aralarında dolanarak; "biz Kur' an hizmetleri yapıyoruz" deyip müslümanı hassas nottasından yakalayıp silkim silkim yolanlar, ama aslında hükümet kurup yıkma servisleri yapanlar, Almanyalarda et kombinaları işleten eşkiyâ ahlaksızlar; (s' cıları kastediyorum); (fetocular şu an zaten kanalizasyonda gark sesleri çıkarıyorlar): bunlar hangi gurup?

Günün Özeti