• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI
11 Aralık 2018

Huzur Allah’ın Huzurunda

“Namaz Gönüllüleri” olarak yürüttüğümüz “Namazla Diriliş” programlarımızı, son zamanlarda özellikle gençlerimizin giderek artan bir ilgi ile izlemeleri ve yine son günlerde bir vakfımızın başlattığı “Her Okula Bir Mescid” kampanyasının büyük ilgi görmesi bazı “yaban” odakları rahatsız etmişe benziyor. Kendi halkına ve değerlerine sırt çeviren çevrelerin bu rahatsızlığı, doğrusu hayra alamettir. 

2006’dan bu yana ülke içinde ve dışında binlerce toplantı, seminer, sohbet, ders, konferans, radyo ve televizyon programı ve milyonlarca kitap, broşür vb. ile namazın bir “tevhid eylemi”, bir “manevi diriliş ve huzur kaynağı” ve “özgürlüğün ta kendisi” olduğunu insanımıza en güzel ve en etkili tarzda anlatmaya çalışan Namaz Gönüllüleri, yarasalar ışıktan rahatsız oluyorlar diye duraksayacak değiller… 

Peki, neden “illâ namaz” ve niçin “önce namaz” diyoruz?  

Öncelikle Peygamber Efendimizin (s.a.) Bilal-i Habeşi’ye “Kalk, ezan oku da namaz kılalım” yerine, “Kalk ey Bilal! Bizi namazla rahatlat” (Ebu Davud, Edeb 4986) buyurmuş olması üzerinde iyi düşünmeliyiz.

Keza Efendimizin (s.a.) “Bunaldığınızda iki rekât namaz kılın” buyurduğu da rivayet olunur. 

“Bunalım Çağı”nı yaşayan insanlığın, insanımızın, be-tahsis gençliğimizin çeşitli sıkıntılarla, sorunlarla bunalıma sürüklendiği bir ortamda namaz, kelimenin tam anlamıyla bir can simidi olarak karşımıza çıkar. Ve ezan kurtuluşun, huzurun ve sükûnun kapılarını aralar “bunalan” insanlara… 

“Ey iman edenler! Sabırla ve namazla Allah’tan yardım dileyin!” (Bakara 2/45, 152) ilahi buyruğu tam da böyle zamanlarda bize “çıkış yolunu” gösterir: Sabrı kuşanarak yani zorluklara karşı bütün güç ve imkânlarımızla mücadele ederek ve namaz kılarak Allah’tan, yalnızca Allah’tan yardım dilemek… 

Namazın her rekâtında Fatiha’yı Rabbimizle sohbet edercesine okumanın, özellikle de Rabbimize İyyâ-ke na‘budü ve iyyâ-ke nesta‘în: Sadece Sana kulluk ederiz ve yalnızca Sen’den yardım dileriz” sözünü vermenin hikmeti de Kur’ân’da iki kez tekrarlanan bu âyette aranmalıdır.

Sadece Allah’a kulluk edip yalnızca O’ndan yardım dileyerek başka varlıklara kul olmaktan, özellikle de “kula kul olmaktan” kurtulup “gerçek” özgürlüğe, huzur ve mutluluk iklimine kanatlanmak…

İşte bizim Namaz Gönüllüleri olarak gençlerimize, “Huzur Allah’ın huzurunda!”; “Huzurun doğru adresi Allah’ın huzuruna çıkıp namaza durmaktır”; “Sakın huzuru yanlış yerlerde aramayın!” deyişimizin de, gençlerle yaptığımız sohbetlerde, “Bunalım, sıkıntı ve sorun üretenlerin bunlardan kurtuluşun yanlış adreslerini, haram yollarını da allayıp pullayarak sunduklarını ve asla bu sahte çözümlere itibar etmemeleri gerektiğini” bir baba şefkati ile tembih edişimizin de nedeni budur. 

Bu noktada “Kuşku yok ki namaz, (dosdoğru namaz kılanı) fahşâdan (iğrenç ahlâksızlıklardan) ve münkerden (kötülüklerden) alıkoyar.” (Ankebût 29/45) ilahî teminatına güvenip dayanıyoruz.  

Namazı bu minvalde anlatırken Peygamberimizin (s.a) “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!” (Buhari, İlim 11) talimatına titizlikle uymaya gayret ediyoruz.

Zira haramlardan beslenerek insanlığa, insanımıza ve gençliğimize sadece problem ve sıkıntı üretenler, bunalımdan çıkışın sahte adresleri olarak da süslü ve çekici haramları gösteriyorlar. İnsanları bu haramlardan koruması kesin olan “namaz”dan rahatsız olmaları işte bu yüzdendir. 

Onlar iyi biliyorlar ki, bunalım çağının insanları, yaşadıkları hayattan tamamen farklı bir alternatif hayat tarzını ve dünya görüşünü sembolize eden ezanın çağrısına uyarak, namazın huzur iklimi ile buluşurlarsa haramlar üzerine kurdukları kirli saltanatları ve iğrenç sömürü düzenleri sona erecektir. Şer odakların küresel ve yerel planda İslâm’ı boy hedefi haline getirmelerinin, “Şahadetleri Din’in temeli” olan ezandan ve mümini günde beş kez dirilten namazdan korkmalarının nedeni işte budur. 

Öyleyse namazın özelliklerini, güzelliklerini, önemini, özünü, ruhunu, mesajını anlatmaya devam!

Hatırlayalım ki, Rabbimiz Musa ve Harun’a, ümmetlerini kurtarmanın yolu olarak namazı gösterdi:  

“Musa ve kardeşine: ‘Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa) Müminleri müjdele!’ diye vahyettik.” (Yûnus 10/87)

Zulmün en şiddetlisini, bunalımın en kötüsünü yaşayan, birlik ve dirliklerini kaybeden Musa (a.s.) ümmeti, nasıl cemaat halinde kıldıkları dosdoğru namazlarla dirildilerse, biz de namazla dirileceğiz.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23