Huzur Allah’ın Huzurunda

11 Aralık 2018 Salı

“Namaz Gönüllüleri” olarak yürüttüğümüz “Namazla Diriliş” programlarımızı, son zamanlarda özellikle gençlerimizin giderek artan bir ilgi ile izlemeleri ve yine son günlerde bir vakfımızın başlattığı “Her Okula Bir Mescid” kampanyasının büyük ilgi görmesi bazı “yaban” odakları rahatsız etmişe benziyor. Kendi halkına ve değerlerine sırt çeviren çevrelerin bu rahatsızlığı, doğrusu hayra alamettir. 

2006’dan bu yana ülke içinde ve dışında binlerce toplantı, seminer, sohbet, ders, konferans, radyo ve televizyon programı ve milyonlarca kitap, broşür vb. ile namazın bir “tevhid eylemi”, bir “manevi diriliş ve huzur kaynağı” ve “özgürlüğün ta kendisi” olduğunu insanımıza en güzel ve en etkili tarzda anlatmaya çalışan Namaz Gönüllüleri, yarasalar ışıktan rahatsız oluyorlar diye duraksayacak değiller… 

Peki, neden “illâ namaz” ve niçin “önce namaz” diyoruz?  

Öncelikle Peygamber Efendimizin (s.a.) Bilal-i Habeşi’ye “Kalk, ezan oku da namaz kılalım” yerine, “Kalk ey Bilal! Bizi namazla rahatlat” (Ebu Davud, Edeb 4986) buyurmuş olması üzerinde iyi düşünmeliyiz.

Keza Efendimizin (s.a.) “Bunaldığınızda iki rekât namaz kılın” buyurduğu da rivayet olunur. 

“Bunalım Çağı”nı yaşayan insanlığın, insanımızın, be-tahsis gençliğimizin çeşitli sıkıntılarla, sorunlarlabunalıma sürüklendiği bir ortamda namaz, kelimenin tam anlamıyla bir can simidi olarak karşımıza çıkar. Ve ezan kurtuluşun, huzurun ve sükûnun kapılarını aralar “bunalan” insanlara… 

“Ey iman edenler! Sabırla ve namazla Allah’tan yardım dileyin!” (Bakara 2/45, 152) ilahi buyruğu tam da böyle zamanlarda bize “çıkış yolunu” gösterir: Sabrı kuşanarak yani zorluklara karşı bütün güç ve imkânlarımızla mücadele ederek ve namaz kılarak Allah’tan, yalnızca Allah’tan yardım dilemek… 

Namazın her rekâtında Fatiha’yı Rabbimizle sohbet edercesine okumanın, özellikle de Rabbimize İyyâ-ke na‘budü ve iyyâ-ke nesta‘în: Sadece Sana kulluk ederiz ve yalnızca Sen’den yardım dileriz” sözünü vermenin hikmeti de Kur’ân’da iki kez tekrarlanan bu âyette aranmalıdır.

Sadece Allah’a kulluk edip yalnızca O’ndan yardım dileyerek başka varlıklara kul olmaktan, özellikle de “kula kul olmaktan” kurtulup “gerçek” özgürlüğe, huzur ve mutluluk iklimine kanatlanmak…

İşte bizim Namaz Gönüllüleri olarak gençlerimize, “Huzur Allah’ın huzurunda!”; “Huzurun doğru adresi Allah’ın huzuruna çıkıp namaza durmaktır”; “Sakın huzuru yanlış yerlerde aramayın!” deyişimizin de, gençlerle yaptığımız sohbetlerde, “Bunalım, sıkıntı ve sorun üretenlerin bunlardan kurtuluşun yanlış adreslerini, haram yollarını da allayıp pullayarak sunduklarını ve asla bu sahte çözümlere itibar etmemeleri gerektiğini” bir baba şefkati ile tembih edişimizin de nedeni budur. 

Bu noktada “Kuşku yok ki namaz, (dosdoğru namaz kılanı) fahşâdan (iğrenç ahlâksızlıklardan) ve münkerden (kötülüklerden) alıkoyar.” (Ankebût 29/45) ilahî teminatına güvenip dayanıyoruz.  

Namazı bu minvalde anlatırken Peygamberimizin (s.a) “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!” (Buhari, İlim 11) talimatına titizlikle uymaya gayret ediyoruz.

Zira haramlardan beslenerek insanlığa, insanımıza ve gençliğimize sadece problem ve sıkıntı üretenler, bunalımdan çıkışın sahte adresleri olarak da süslü ve çekici haramları gösteriyorlar. İnsanları bu haramlardan koruması kesin olan “namaz”dan rahatsız olmaları işte bu yüzdendir. 

Onlar iyi biliyorlar ki, bunalım çağının insanları, yaşadıkları hayattan tamamen farklı bir alternatif hayat tarzını ve dünya görüşünü sembolize eden ezanın çağrısına uyarak, namazın huzur iklimi ile buluşurlarsa haramlar üzerine kurdukları kirli saltanatları ve iğrenç sömürü düzenleri sona erecektir. Şer odakların küresel ve yerel planda İslâm’ı boy hedefi haline getirmelerinin, “Şahadetleri Din’in temeli” olan ezandan ve mümini günde beş kez dirilten namazdan korkmalarının nedeni işte budur. 

Öyleyse namazın özelliklerini, güzelliklerini, önemini, özünü, ruhunu, mesajını anlatmaya devam!

Hatırlayalım ki, Rabbimiz Musa ve Harun’a, ümmetlerini kurtarmanın yolu olarak namazı gösterdi:  

“Musa ve kardeşine: ‘Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa) Müminleri müjdele!’ diye vahyettik.” (Yûnus 10/87)

Zulmün en şiddetlisini, bunalımın en kötüsünü yaşayan, birlik ve dirliklerini kaybeden Musa (a.s.) ümmeti, nasıl cemaat halinde kıldıkları dosdoğru namazlarladirildilerse, biz de namazla dirileceğiz.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Mustafa KöseMustafa Köse4 ay önce
    Fatiha suresi 5 e birde bu önceden baktınız mı.Fâtiha Sûresi / 5.Ayet5. (Ey Rabbimiz!) Yalnız sana (ibadet ve itaatle) kulluk eder ve (her hal ve ihtiyacımızda) ancak senden medet umar/yardım dileriz.Bu âyet inananların Allah’a verdiği bir taahhüttür. Bilmemiz gerekir ki Allah’a kulluk, yalnız O’na ibadet etmekle değil, hem ibadet hem de emir ve yasaklarına itaatle gerçekleşir. Çünkü Allah, yalnız ibadet ilâhı değildir. Bunun içindir ki İslâm “lâ ilâhe illallah” ile başlar, “iyyâke na‘büdü” ile yürürlüğe girer. Kur’an’da birçok yerde Allah’a kulluk emredilir. Çünkü insanları, bütün emirlerine itaatte kul etme hakkı ancak O’nundur. Zaten Allah da insanları bunun için yaratmıştır.2 Çünkü Bir’e kul olmayan bine kul olur; Allah’a kullukta yücelik ve hürlük, kula kullukta ise esaret ve küçülme vardır. Seyyid Kutub, tefsirinde; “Öyle bir zaman gelir ki insanlar, Allah’ı sözde inkâr etmeyebilir, O’na ibadeti de terketmezler ama o ibadeti ya birine gösteriş olarak yaparlar, ya helal ve haramı (serbestlik ve yasakları) tayin ve ilanda, başkalarının İslâm’a aykırı emirlerine istekle itaat ederler ya da İslâm’a aykırı olarak bir kimseye sığınmak ve ondan bir pâye elde etmek isterler ki 3 bu durumda onları rab kabul etmiş, onlara tapmış ve kulluk etmiş olurlar.4 Böylece ‘müslümanım’ dedikleri halde –Allah korusun– şirke düşerler.” der. “İslâm öncesi Arap müşrikleri de ideolojileri yönünden Allah’ı inkâr etmiyorlar fakat O’nun, hayatlarında hükümleri geçerli olan Rab olmasını kabul etmiyorlardı. İşte Allah’a Rab, Mâlik (Hükümran) ve tek İlâh olarak5 inanmamak şirk olur.”. H.Tahsin feyizli
  • Mustafa KöseMustafa Köse4 ay önce
    Mâ'ûn Sûresi / 4-5-6.Ayet4-5-6. Vay haline! (Şöyle) namaz kılanların ki onlar, namazlarından (onun öneminden, gayesinden ve vaktinin geçtiğinden) gafildirler. Hem de onlar gösterişçidirler.İyi tanınmak veya çıkar sağlamak için namaz kılarlar.Diyanet Vakfı: Şüphesiz münafıklar Allah´a oyun etmeye kalkışıyorlar; halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah´ı da pek az hatıra getirirler.
  • Mustafa Köse Mustafa Köse 4 ay önce
    Namaz iman değildir , imanı zirveye taşıyacak ameldir. İtikad, tevhid, tagut ve şirk i bilmekle iman başlar. Vay o namazdan gafil olanlara , münafıklar namaza üşenerek kalkarlar,
  • Yunus 16 Yunus 16 4 ay önce
    Abdullah bey, Arkadaşlarla paylaştım. Allah razı olsun
  • AliAli4 ay önce
    hocam Allah Razı Olsun Bu toplumu diriltecek Hocalara Hatiplere çok ihtiyaç var

Günün Özeti