--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Din’in Adamı” Dursunali Taşçı

Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
6

 

“Ben din adamı değilim ama dinimin adamıyım” diye söze başlar, yüreklere seslenir, hikmetli cümleleriyle İslâm’ı ve namazı sevdirmek için çırpınırdı. Namaz Gönüllüleri Platformu çalışmalarına başladığımız günlerden beri birlikte yürüdüğümüz, Allah yolunda samimi çabalarına tanık olduğumuz, dava kardeşim Dursunali Taşçı’yı Cuma günü Rabbine yolculadık. Allah rahmet eylesin. Biz onun kalemini, kelâmını, kalbini ve kalıbını davaya adayışına şahidiz, Rabbimiz de ondan razı olsun.

Samimi bir gönül insanıydı. Celaleddin Rûmî, Seyyid Kutub, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç gibi üstatların eserlerinden harmanlayıp süzdüğü hikmetleri kendine özgü ifadelerle asrın idrakine haykıran mahirane üslup sahibiydi… Ashabdan örneklerle, Mesnevi’den hikâyelerle ve kendi hayatından ilginç yaşanmışlıklarla bezerdi sözlerini. Dinleyenler sıkılmazdı. Hakikatleri hikâyelerle anlatmayı severdi: “Yasaklı yıllarda merhum babası ile hocası gizli-saklı hafızlık eğitimi yaparlarken yaz gelir, söğüt dallarında üzümler olgunlaşır… Elde sepet ağaca tırmanırlar; jandarma gelirse, babası dikkatle kopardığı Kur’ân sayfasını katlayıp koynuna sokacak, hocası da sepete üzüm koyacaktır… Ve ağaçta tamamlarlar hafızlığı…”

Dursunali hocamın okuldaki namaz macerası tam da onu yansıtır: “Siz imam-hatipte şanslı idiniz; biz ise öğretmen okulunda gizli namaz kılardık” der ve hüzünle anlatırdı: “Namaz kılmak resmen yasak değildi fakat ayıptı; azarlanırdık, dayak bile yerdik… Ama bir vakit namazımı kaçırmadım (Hocamız “sahib-i tertib”di). Akşam, yatsı ve sabah namazlarımı evde, öğlen namazımı da öğleyin dışarı çıktığımda camide kılardım. İkindi namazımı ise, okulda mescit olmadığından, kenarda-kuytuda kılardım. Zorlanırdım… Sonra bir çözüm buldum: Okulun yatılı bölümünün yemekhanesi var… Aşçı Ahmet Efendi tahta seccadesinde namaz kılıyor. Teneffüste gelip ikindi namazımı seccadesinde kılmak için izin istedim. “Tabi ki evladım” dedi; “ama dikkat et; aksi hocalar sana sıkıntı vermesin…” 

Gizlice gidiyor, namazımı kılıyorum… Okul bitmek üzere… Yine ikindi namazındayım… Az sonra bir ayak sesi!.. İçimden, “Eyvah!” dedim; “Bu Jilet Hoca!..” (Nöbetçi oydu. “Keskin” biriydi; bu lakapla anılırdı. Katı bir din karşıtıydı.) Namazımı bozmadım, bozamazdım. Ayak sesi iyice yaklaştı. Tam secdedeyim. Birden bağırdı: “-Seni yobaaaz!!!” Ve arkama bir tekme savurdu… Yere yuvarlandım. Tahta seccadeye çarpan burnum kanamıştı… Hoca bağırıp duruyordu. Kanı görünce uzatmadı. Çekip gitti… Ahmet amca su ve pamuk getirdi. Ağlayarak elimi yüzümü yıkıyor ve isyan ediyordu:

“- Evladım! Okulda içki içenlere ses çıkarmıyorlar, seni namaz kıldın diye dövüyorlar. Yazıklar olsun!”

Ahmet amcayı teselli edip sınıfa gittim. Okuldan atılırım diye korkuyordum. Öyle olmadı… Hoca’ya da kin duymamıştım… Okuldan mezun oldum. Öğretmenlik, Sosyal Hizmetler Müdürlüğü… Yıllar geçti…

Okula yakın bir şehirden geçiyoruz. Ezan okundu. Durduk. Camiye yöneldik… İçeri girerken bir ihtiyar dikkatimi çekti… Tanıdık birine benziyor… Dikkatle baktım: Bu, Jilet Hoca!.. Evet, o!.. Ama nasıl olur?!..

“-Hocam siz, (Filan) hoca mısınız?” dedim. “-Evet, benim! Sen kimsin?” dedi. Hâlâ sertti… Dedim ki: “-Hocam, ismimi hatırlamayabilirsiniz. Kendimi şöyle tanıtayım: Ben, Aşçı Ahmet amcanın seccadesinde namaz kılarken tekmelediğiniz öğrenciyim!..” Bir anda ağlamaya başladı… Gözyaşları yağmur gibiydi… Titrek eliyle tuttuğu bastonu düşüverdi. Sarıldım. Ben de ağlıyorum. Onu bir tabureye oturtabildim…

“-Evladım, müsaade et, biraz ağlayayım” dedi. Ağladı, ağladı… Sonra başını kaldırdı:

“-Evladım! Bana hakkını helâl edebilecek misin?” dedi.

“-Hocam, yerden göğe kadar helâl olsun. Bu iş nasıl oldu?” dedim. Başladı anlatmaya:

“-Sorma evlat!.. Bilirsin, din düşmanı idim... Abone olduğum gazete Ramazan’da Kur’ân Meali verdi:

“-Muhammet neler yazmış, bakayım!” dedim (Öyle sanıyordum). Kitabı açtım; okudum, okudum, bir daha kapatamadım. Kısa sürede bitirdim: “Bu insan kelamı olamaz; bu Allah’ın sözleri!” deyip iman ettim.

Hâlâ okuyorum ve namaz kılıyorum. İnan evladım, her Kur’ân okumamda, her namazımda sen aklıma geliyordun. “Allah’ım, bu çocuğu karşıma çıkar da hakkını helâl ettireyim” diye çok yalvardım. Seni bana Allah gönderdi. Hakkını da helâl ettin ya, ölsem de gam yemem…”

Ne güzel vesile! Allah rahmet eylesin.

Mekânı Cennet, makamı âlî olsun.

 

Yorumlar

(6)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Üzeyir

1 Mayıs 2024 07:40

Allahu teala hakkı söylemeden cesur hocamıza Rahmetiyle muamele etsin."Ben din adamı değil ama dinin adamıyım "

Mardinli hoca

30 Nisan 2024 17:02

Allah cc sizden razı olsun ve Rehmetli Dursun Ali hocaya rahmet mağfiret mekanı cennet olsun inşaallah amin amin amin.Evet mazlum halk türlü türlü oyunlarla yüce İslam dininden uzaklastirdilar islam dinine ve müslümanlara düşman yaptılar.Halbuki devleti kurtaran halktır.Halk Müslüman dir İslam dini muhafazası için canı ve Mali ile mücadele ettiler.Sonuc devletin başına gelenle kadro tam din düşmanı işleri güçleri İslam ve müslümanlarla savaşmak.Dunyada böyle devlet yoktur.Halede ellerinde gelirse aynı şekilde din düşmanlığı yapacaklar O dinsizinlerin torunları.Allahim milleti onların şerrinden muhafaza eyle Amin amin amin selâm ve dua ile

Vahap Kalyoncu

30 Nisan 2024 12:58

Rabbim herkese bu güzel dinimizi yaşamayı nasıp etsin inşallah.

Ordulu

30 Nisan 2024 12:50

Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşallah

Esra Aktaş

30 Nisan 2024 08:32

Dursun Ali Taşçı hocamıza Allah rahmet eylesin, mekani cennet ,makamı âliî olsun insallah.Sizin gibi değerli hocalarımızın da ömrüne bereket versin Mevla.

Ben

30 Nisan 2024 07:20

Gazze'de olduğu gibi, Müslümanlara ancak Yahudilerin yapabileceği zulümler yapılmış.

Abdullah Yıldız Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle