İsrail basınında alarm: 'Fidan, Erdoğan’dan sonra en tehlikeli isim! Osmanlı paşasının akrabası'
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türkiye'nin dış politika ve güvenlik mimarisinin en önemli isimlerinden Hakan Fidan, İsrail basınının da yakın takibinde. Fidan'ı Erdoğan sonrası dönemin en güçlü ve İsrail açısından en tehlikeli aktörlerinden biri olarak değerlendiren İsrail basını, Bakanın geçmişine ilişkin dikkat çekici ayrıntılarla birlikte düşünüldüğünde ortaya çarpıcı bir tablo çıkıyor.
Türkiye'nin dış politika ve güvenlik mimarisinin en önemli isimlerinden Hakan Fidan, İsrail basınının da yakın takibinde. Fidan'ı Erdoğan sonrası dönemin en güçlü ve İsrail açısından en tehlikeli aktörlerinden biri olarak değerlendiren İsrail basını, Bakanın geçmişine ilişkin dikkat çekici ayrıntılarla birlikte düşünüldüğünde ortaya çarpıcı bir tablo çıkıyor.
İsrail'in önde gelen yayın organlarından Israel Hayom, Hakan Fidan'ın Türkiye'nin geleceğindeki olası rolünü mercek altına aldı. Gazetenin değerlendirmesinde Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrasındaki dönemde Türkiye'nin başına geçebilecek en güçlü isimlerden biri olarak gösterilirken, İsrail açısından da Erdoğan'dan sonraki dönemin en tehlikeli isimlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Fidan'ın özellikle Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı döneminde edindiği güvenlik tecrübesi, ardından Dışişleri Bakanlığı'na geçerek Türkiye'nin dış politikasında üstlendiği kritik rol ve Erdoğan'la uzun yıllara dayanan yakın çalışma ilişkisi, İsrail açısından Fidan'ın neden yakından takip edildiğini ortaya koyuyor.
Ancak Hakan Fidan'ı dikkat çekici kılan yalnızca devlet içerisindeki yükselişi değil. Fidan'ın ailesinin ve mensubu olduğu Hasenan Aşireti'nin geçmişine ilişkin aktarılan bilgiler de oldukça dikkat çekici.
Osmanlı paşasının akrabası!
Hakan Fidan'ın, Muş-Malazgirt merkezli olduğu belirtilen Hasenan Aşireti'nin Seyitki kolundan geldiği aktarılıyor.
Hasenan Aşireti'nin tarihinin Malazgirt dönemine kadar uzandığı, 1600'lü yıllardan itibaren Mardin, Van, Şanlıurfa, Diyarbakır ve çevresine yayıldığı ve Anadolu, Kafkasya ile Mezopotamya'da uzun yıllar boyunca varlığını sürdürdüğü belirtiliyor.
Aşiretin tarihinde özellikle Osmanlı döneminin son yılları dikkat çekiyor.
Abdülhamid'in Hamidiye Alayları
yüzyılın sonlarında Sultan II. Abdülhamid döneminde Doğu Anadolu'da oluşturulan Hamidiye Alayları içerisinde bölgenin önemli aşiretlerinin liderlerine askeri yetki ve rütbeler verildiği biliniyor.
Aktarılan aile tarihine göre Hasenan Aşireti'nin önde gelen isimleri de bu yapılanmanın içerisinde yer aldı. Fidan'ın geçmişine ilişkin bilgilerde Hasenanlı Mehmet Sofi Paşa, Kaymakam Fetullah Bey ve Rıza Beg gibi isimler, Fidan'ın büyük amcaları veya uzak akrabaları olarak gösteriliyor.
Böylece bugün Türkiye'nin dış politikasının en kritik koltuğunda bulunan Hakan Fidan'ın aile geçmişinin, Osmanlı'nın son dönemindeki askeri ve siyasi yapılanmalara kadar uzandığı ileri sürülüyor.
Bir başka ifadeyle, bugün İsrail'in yakından takip ettiği Hakan Fidan'ın aile hikâyesinde Osmanlı paşalarına ve II. Abdülhamid dönemindeki Hamidiye Alayları'na kadar uzanan bir geçmiş bulunuyor.
İsrail neden Hakan Fidan'dan çekiniyor?
İsrail basınının Fidan'a yönelik ilgisinin asıl nedeni ise bu tarihi geçmişten çok, Türkiye'nin geleceğinde oynayabileceği rol.
Israel Hayom'un değerlendirmesinde Fidan'ın Erdoğan sonrasındaki Türkiye'nin yönünü belirleyebilecek en güçlü isimlerden biri olduğu vurgulanıyor. Gazetenin yaklaşımında Fidan'ın yalnızca bir dışişleri bürokratı olmadığı, Türkiye'nin güvenlik, istihbarat ve dış politika mekanizmalarını yakından bilen bir devlet adamı olduğu öne çıkıyor.
Bu nedenle İsrail açısından Fidan'ın olası siyasi yükselişi, Erdoğan sonrası Türkiye'nin İsrail'e karşı daha sert ve bağımsız bir çizgi izleyip izlemeyeceği sorusunu da beraberinde getiriyor.
İsrail basınının Fidan'ı Erdoğan'dan sonraki en tehlikeli isimlerden biri olarak değerlendirmesinin altında da tam olarak bu güç kapasitesi yatıyor.
MİT'ten Dışişleri'ne, oradan geleceğin liderliği tartışmasına
Fidan'ın kariyeri de bu değerlendirmeyi güçlendiren en önemli unsurlardan biri.
Uzun yıllar devletin istihbarat mekanizmasının başında bulunan Fidan, daha sonra Dışişleri Bakanlığı'nın başına geçti. Böylece Türkiye'nin hem istihbarat hem güvenlik hem de dış politika alanlarında en kritik tecrübelerinden birini aynı anda taşıyan isimlerden biri haline geldi.
Bugün Ankara'nın Washington'dan Moskova'ya, Tahran'dan Şam'a ve Kudüs'e kadar uzanan geniş diplomatik denkleminde en fazla öne çıkan isimlerden biri olan Fidan'ın gelecekte Türkiye siyasetindeki rolü de giderek daha fazla tartışılıyor.
İsrail basınının alarmı da burada başlıyor:
Erdoğan sonrası Türkiye'de güçlü bir devlet refleksi, bağımsız dış politika ve güvenlik merkezli bir yönetim anlayışının devam edip etmeyeceği tartışılırken, bu tablonun merkezinde Hakan Fidan'ın adı bulunuyor.
Bir tarafta II. Abdülhamid döneminin Hamidiye Alayları'na kadar uzandığı aktarılan bir aile geçmişi...
Diğer tarafta MİT Başkanlığı ve Dışişleri Bakanlığı gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin en kritik makamlarında edinilmiş devlet tecrübesi...
Ve şimdi İsrail basınında Erdoğan sonrasının en güçlü ve İsrail açısından en tehlikeli isimlerinden biri olarak mercek altına alınan Hakan Fidan.
Türkiye'nin geleceğinde Fidan'ın nasıl bir rol üstleneceği henüz bilinmiyor. Ancak İsrail basınının şimdiden Fidan'ı Erdoğan sonrası dönem açısından özel bir dosya olarak ele alması, Ankara'nın en güçlü isimlerinden birinin Tel Aviv'de de yakından takip edildiğini gösteriyor.