• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI

Namaz: Ruhun gıdası

18 Ağustos 2026
A


Abdullah Yıldız İletişim: [email protected]

Namaz: Ruhun gıdası

ABDULLAH YILDIZ

Bir süredir alimlerimizin namaza dair güzel tespitlerini paylaşıyoruz. Sıra Ömer Rıza Doğrul’da: 

“İslâm dininde iman ile amel birbirinden pek ayrılmaz. İslâmiyet bu bakımdan, çok mühim bir hususiyet arzeder… İslâm dini, insanın inanacağı esasları bildirir ve bunlara yüreğinin bütün özlüğü ile inanmasını ister. Fakat bu esasları telkin etmekle onun birtakım kuvvetlerini geliştirmek ister ve onun bu esasları yaşatmasına, yaşatmak için çalışmasına imkân verir. Çünkü amelî bir mahiyeti haiz olmayan bir din için mukadder olan akıbet, halis muhlis idealizm mahiyeti almak ve insanın amelî hayatında herhangi bir tesiri haiz olmaktan çıkmaktır. İslâm dini ise, insanın Allah’a karşı vazifelerini de anlatarak, insanın hayatında yaşamak ve o hayatı doğrultarak, destekleyerek, enginleştirerek bir gayeyi gerçekleştirmeye hizmet ettirmek ister. Onun bu yoldaki durumu, insan ruhunun bütün isteklerini ve bütün dileklerini kavrayan, bütün ihtiyaçlarını karşılamak ve onu muradına erdirmek isteyen Ulu Yaradan’ın iradesini ifade etmek durumudur. İslâm’ın bu yolda bildirdikleri, insan ruhunun bütün gelişim safhalarını kucaklar ve onun için türlü türlü vaziyetlerde ve medeniyet seviyelerinde yaşayan milletlerin ihtiyacını sağlar. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’de umumiyetle herkesi irşat edecek ve hayatlarında tam bir değişiklik yapacak esaslar bulunduğu gibi en ileri kafalı filozofları düşündürecek ve bunlara yol gösterecek esaslar da bulunmaktadır. Yine Kur’ân’da en iptidaî milletleri medeniyete kavuşturacak esaslar bulunduğu gibi medenî seviyesi çok ileri olan milletleri de irşat edecek ve aydınlatacak esaslar bulunmaktadır. Ve bütün bu esasların ruhu da amelî olmak, fikir âleminde olduğu gibi hayat âleminde yaşamak vasfıdır. Onun için İslâm’ın itikadi esasları ne kadar cihanşümul ise, amelî esasları da aynı derecede âlemşümuldür ve her devrin, her milletin ihtiyacını karşılayacak mahiyettedir” (Tanrı Buyruğu, CXCV).


İbadet, insan ruhunun şükran hislerini Halik’ına arzetmesi ve Allah’ı anarak ruhunu tazelemesidir. Allah’ı anmak ibadetin temelidir. Allah’ı anmaktan geri kalmak, her türlü sapıklığın ana kaynağı olduğundan, sapıklıktan korunmak ve Allah yolundan ayrılmamak için Allah’ı anmak gerekir. İbadet, Kur’ân’a göre insan kalbini temizlemenin ve insanı sapıklıktan korumanın en belli başlı vasıtasıdır. Kur’ân der ki: “Namaz, insan her kötülükten, her fenalıktan uzak tutar. Allah’ı anmak her şeyden büyüktür. Yani, en büyük ibadettir” (Ankebut, 45). Onun için İslâmiyet, insanın manevi yükselişini sağlayan bir vasıta olmak dolayısıyla namazı emreder. Bu manevî yükselişin gaye ve hedefi ise, Allah rızasını kazanmak, Allah sevgisini derinden duymaktır. Fakat namaz kılmak, yalnız oturup kalkmak, alnını vere koymak, tekbir getirmek değildir. Bütün bunları tam samimiyetle, tam bir duyuş ile yapmak ve böylece gayeyi gerçekleştirmektir. Yoksa namaz kuru bir gösterişten ibaret kalır. Kur’ân-ı Kerîm, namazları kuru bir gösterişten ibaret olanları kınayarak der ki: “Onlar namaza istemeye istemeye dururlar, zaten maksatları da başkalarına gösteriştir” (Nisa, 142). “Yazık o namaz kılanlara, kıldıkları namazdan habersizdirler” (Mâûn, 4-5). Çünkü böyle bir namaz insanı yola getirmeye, insanın ruhunu beslemeye vardım etmez. Halbuki Müslüman için namaz, ruhun en büyük gıdasıdır. Bu gıda ile beslenebilmek için, bu gıdanın özünü ruha sindirmek için, o gıdayı lâyıkıyla almak icabeder. Gövdeyi beslemek için gıda almayı gerekli gören ve günün muayyen vakitlerinde gıdalanan insan, ruhunun gıdasını nasıl ihmal eder de ruhunu aç bıraktığının farkına varmaz! Bunu yapanlar, ruhlarını öldürmüş olduklarını hissetmezler mi? Hakikî Müslüman, ruhu köreltmenin ve açlıktan öldürmenin ne demek olduğunu ve bu yüzden insanın ne kadar tereddi ettiğini iyi anladığı için ruhunun gıdasını asla ihmal etmez, hatta onun gıdasına, gövdesinin gıdasından daha büyük ehemmiyet verir ve bütün dünya işleri, dünya mücadeleleri arasında mutlaka bir vakit bularak o gıdayı ruhuna sunar ve onun verdiği hız/hazdan da faydalanarak dünya işleriyle daha derin bir ferahlık, daha üstün bir metanet ile meşgul olur” (a.g.e., CXCIX). 

Namaz baştanbaşa Allah’ın şan ve azametini, merhamet ve inayetini anmak ve Ona iltica etmek için eda olunur. İnsan Allah’ın huzurunda gövdesiyle en mütevazı durumu alır, diliyle Allah’ın şanını yüceltir ve kalbiyle en kutsi heyecanları duyarak Allah’a karşı güvenini sağlamlar” (a.g.e., CCII).


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23