• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Yıldız
Abdullah Yıldız
TÜM YAZILARI
23 Temmuz 2019

Camiler son durağımız olmadan beş vakit uğrağımız olsun

Müslümanlar olarak son durağımızın camiler olduğu, her Müslüman’ın son yolculuğuna çıkmak için camilerdeki musalla taşına konulup cenaze namazı kılınarak uğurlandığı hepimizin malumudur. Ancak, haftada bir Cuma namazı ve yılda iki Bayram namazı ile Ramazan ayında teravih namazları için ve ara sıra da ‘kandil’ gecelerini ihya için camileri ziyaret etmenin dışında günlük hayatta camilerimiz kaç vakit ‘uğrağımız’ -uğrak yerimiz- oluyor? Bugün-yarın derken, bir bakmışsınız, son duraktasınız…

Cahit Sıtkı ne güzel demiş: “Neylersin ölüm herkesin başında./ Uyudun uyanamadın olacak./ Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında? / Bir namazlık saltanatın olacak,/ Taht misali o musalla taşında.”

Ölümü, son durağı ve ötesini; Ahiret Hayatını ve Hesap Gününü günlük hayatımızda ne kadar sık hatırlıyoruz? Bizleri günde beş vakit namazın ikamesi için camiye çağıran ezanların davetine ne kadar icabet ediyoruz? Namazlarımız ve camilerimiz, hayatımızın merkezinde mi yoksa parantezinde mi?…

Cami, cemaat ve namaz konusu gündeme geldiğinde, insanımız genellikle din görevlilerini şikâyet konusu yapar; camiye ve namaza gelmemenin ‘beynamaz özrü’ türünden bahanesi olarak da sıkça imamların yetersizliğini ileri sürerler.

Tabii ki, her ‘din görevlisi’ kardeşimiz birer “din gönüllüsü” olmalı; ed-Dinü’l-Kayyim olan İslâm’ı, “Din’in direği” olan namazı ve “Allah’ın evleri” olan camileri Allah’ın kullarına sevdirmek için taşın altına sadece elini değil, yüreğini, hatta bütün bedenini koymalı, varlığını İslâm dâvasına adamalıdır. Bu ideal seviyeyi yakalamaya çalışan hocalarımızın yanında, uzağında kalan hocalar da elbette vardır… 

Bu bağlamda, ideal bir “din gönüllüsü” olmak için çırpınan, adeta kendini paralayan bir hocamız ile bu hocalarımızın yetiştiği ocaklarımız olan iki imam-hatip lisesinde kendilerini dâvaya vakfetmiş iki adam gibi adamdan, kadirşinaslığın bir gereği olarak söz etmeliyim: 

Karadeniz otobanı üzerindeki Samsun-Çarşamba-Dikbıyık İstasyon Camii’ne ne zaman uğradımsa, Coşkun hocamı ya elinde matkap, tornavida ile tamirat yaparken, ya bahçe tanzimiyle uğraşırken, elinde boya fırçası ile bisikletlerin konulduğu demir aksamı boyarken, ya da elinde bez parçası ile toz alırken buldum. Cami içiyle dışıyla, bayan ve çocuk oyun bölümüyle, kız-erkek Kur’ân Kursu derslikleri, “din gönüllüsü ve irşat odası”, çay ocağı ve kitaplığı, lavabosu, abdesthanesi -ki bu konularda müşteki olmadığımız cami zor buluruz-, bahçe ve otopark dizaynı ile pırıl pırıl, iç açıcı bir uğrak yeri; ‘istasyon’.

Coşkun hocamızın Cuma sabahları çaylı-sohbetli programlar ve çeşitli zamanlarda dersler yaptığını, düzene, tertibe önem verdiği kadar insan ilişkilerine ve İslâmî terbiye çalışmalarına da önem verdiğini öğreniyoruz. Yaz Kur’ân Kursu öğrencileri cemaatle namazı cıvıl cıvıl ama bir düzen-disiplin içinde eda ediyorlar; müezzinliği onlar yapıyor. Yerli ve yolculardan oluşan cemaat huzur içinde namaz kılıyorlar.

Yolu düşenler yol kenarındaki İstasyon Camiine uğrayıversinler. Rabbim sayı ve kalitelerini artırsın.

Böylesi güzide din gönüllülerimizin yetiştiği okullarımızdan biri de Samsun-Çarşamba İmam-Hatip Lisesi’dir. Okulun ve bitişiğindeki -tatbikat camisi- Yunus Emre Camii’nin kurucusu olup halen Dernek Başkanlığını yürüten ilahiyatçı Turan Çinici ağabeyden bahsetmemek olur mu? Yetmişine dayanmış yaşına rağmen, hizmet aşkı, heyecanı, azmi ve gayreti ile nice gençlere taş çıkartan Turan ağabey Çarşamba ve civarındaki bütün imam-hatiplerle ilgileniyor, teşvik ediyor, coşku ve heyecan veriyor.

Son olarak Terme Anadolu İmam-Hatip Lisesi Müdürü Yakup Ar hocamı anmalıyım. Altı yıl önce “namazla diriliş” semineri için uğradığımda kız ve erkek olarak yeni ayrılmış olan okulun kırık-dökük haline rağmen hocamın öğrencileri nasıl motive ettiğini, sohbete susamış gençlerimizin konuşmayı adeta gözlerini kırpmadan dinleyişlerini hiç unutamıyorum. İlmi ve hilmi, nezaketi ve kibarlığı ile muhatabına saygı telkin eden Yakup hocam, saçlarını İmam-Hatip davası uğruna ağartmış güzel bir insan. Okul, derslikleri, tatbikat camii, konferans salonu, pansiyonu vb. ile mükemmel hale gelmiş.

Yazıyı, Terme AİHL’nin giriş kapısına konan Ahmet Süreyya Durna’nın şu şiiri ile bitirelim:

“Dikenler arasında nâdîde çiçek gibi / Etrafa burcu burcu kokar İmam Hatiplim.

Sıcak, susuz çöllerde billur içecek gibi / Kavrulan yüreklere akar İmam Hatiplim.”

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23