Yeni oluşumlar, Ak Parti ve göçmenler Yenilikçilerden yenilik doğar mı?

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Yollar uzun, kimi dönüşe gider, kimi hiç dönmemeye.. Ömür biter lâkin yollar bir türlü bitmez. Siyaset... İnsanoğlunun yönetme arzusu, iktidar ve gücü ele geçirmeyi kamçılar. Öyle ya, hüküm sürebilmek ve inandığın değerleri hâkim kılabilmek için iktidar gücü lazım. Türkiye›nin İslamlaşma veya İslamcılık davasının tarihini Milli Nizam’la başlatmak doğru değildir. Türkiye›nin kadim bir kültürü, sağlam bir Müslümanlık inancı vardır. Bu topraklarda binlerce yıldan beri hakim kültür İslam’dır. Hatta laikliğin en koyu uygulandığı, tek partili seküler istibdad rejiminde bile bu millet asla İslam’dan, akaidden feragat etmemiştir. Abdülhamid cennet mekan çok sağlam bir İslamcıydı. (Müslümandı)Kemalist sistem seküler ve laik bir düzeni kendisine esas aldı. Batı’dan devşirme birçoğu tahrif edilmiş dini metinleri anayasa yaptık. İslamcılık veya siyasal İslam dediğimiz olgu, işte bu seküler düzenle mücadele etmek üzere doğdu. Bu manada İslamcılık bir harekettir, gerçekliktir, küfre karşı verilen hak bir mücadelenin ismidir. Acizane benim İslamcılık anlayışım şudur. Allah Rab ve ilahtır. Otoritesi, mürebbi oluşu, kulları üzerindeki kanun koyuculuğu asla sorgulanamaz. Beşeri öğretiler benim yaşam biçimim olamaz. Allah’ın emir ve yasaları evrenseldir ve asla modernizme, çağdaşlık denilen dinsizliğe kurban edilemez. Bu evrenin bir tek hakimi vardır o da Allah(cc).

Bizler gözümüzü açtığımızda seküler partilerin hüküm sürdüğü dönemle karşılaştık. Aklımız yetmeye başladığında merhum Erbakan hocamızın partisini tanıdık. İslamcılık bilincimizin oluşmasında çeviri eserler kadar Erbakan hocanın da büyük emeği vardır. Allah ondan razı olsun. Bir makaleye söylemek istediğinizi bazan sığdıramayabilirsiniz. Okuyucuyu da sıkmadan meramınızı aktarmalısınız. Kısa keseyim de Maraş havası olsun. Tayyip Erdoğan,  Abdullah Gül,  Ali Babacan,  Ahmet Davutoğlu… gibi isimler uzun bir yolun kader arkadaşıdırlar. Gönlüm isterdi ki bu isimler bugün ayrılıla-gayrılığa düşmeden birlikte hareket etsinler. Seküler partilere alternatif olarak doğan Ak Parti her ne kadar kendisini İslamcı diye tanımlamasa da kurucu lideri ve tabanı ile İslam ve dindarların lehine bir harekettir. Bir Filistinlinin Ak Parti ve Erdoğan’a bakış açısı neyse bizimki de odur. Hak ve adaletten sapmadıkları sürece baş tacıdırlar. Babacan ve Davutoğlu yenilikçiler diye tabir edilenler arasında değildir. Ak saçlılar-yenilikçiler kavramı ile ne kastedildiğini, yaşları 30’un altındakiler bilmezler. Erbakan hocanın partisinden ayrılarak Ak Parti’yi kuranlara yenilikçiler dendi. Milli Görüş gömleğini çıkaranlar dendi. Neyse.. Tıpkı bugün Ak Parti’nin içerisinden ayrılarak yeni parti kurmaya çalışanlar nasıl ümmeti bölmek veya hainlikle suçlanıyorsa o gün de aynı şekilde bölücü denilerek suçlandılar. Hâlâ Saadet Partili kardeşlerimiz Erdoğan’a bir bölen olarak bakarlar. İbn-i Haldun’un siyaset ve insan üzerine söylediği sosyolojik gerçeklik bugün de geçerli. Eğer Abdullah Gül ve Babacan ekibi Erdoğan’ı ve Ak Parti’yi bitirmek isteyen oluşumlara hizmet etmemiş olsaydı, varsın kursunlardı partilerini. Ak Parti ilelebed yaşayacak değil ya. Her fâni gibi Ak Parti hareketi de misyonunu tamamlayacaktır. Ama bugün o gün değildir. Babacan seküler değilse de liberal bir görüntü veriyor. Henüz Ak Parti’den ayrılmadı ama Davutoğlu Babacan’a göre, zahirde daha muhafazakâr ve dindar. Yenilikçilerden yenilik mi doğuyor dememin sebebine gelince..

Aslında ortada yenilik diye bir şey yok. Ak Parti kendisini yeniler, taban-tavan, teşkilat yapısını dengelerse yoluna devam eder.

...............

Türkiye’nin 8 yıldan beri uluslararası toplumdan ciddi bir destek almadan yürüttüğü Suriye politikası ve mültecilere yönelik “bu bir vicdan meselesidir” denilerek devam eden sorunu kaşıyanlar var. Göç, dünyanın bir gerçeğidir. Doğu Avrupa’dan da düzenli ve düzensiz göç devam ediyor. Suya ve gıdaya erişim, emperyalizm, savaşlar devam ettiği sürece göç de devam edecektir. Kuzey Suriye’de terör koridoru açmaya çalışanlara sormak lazım Suriyeliler ve mülteciler konusunu. Ey zalimler; içerde Esed, dışarda ABD, İsrail, PYD/PKK terör koridorunu oluşturmak için var güçleriyle çalışıyorlar. Türkiye ise topraklarında barındırdığı mültecileri hem 8 yıldan beri barındırıyor, hem de Azez’den Afrin’e kadar oluşturduğu emin bölgeye İdlib ve Fırat’ın Doğusunu da katarak, mültecileri o bölgelere iskan etmenin mücadelesini veriyor. Türkiye’nin çok güçlü bir göç politikası var. Aksini iddia edenler haindir. Şimdi devlet kayıt altında tuttuğu göçmenleri kayıtlı olduğu illere iskanı zorunlu kılan bir politika uyguluyor. 20 Ağustos’a kadar tanınan süre bu anlama geliyor.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • HançerHançer1 ay önce
    Ali-Ahmet ve Abdullah nankörsünüz.
  • akif akif 1 ay önce
    hocam doğru yolda ilerlemek bir ilkedir, ,, ilke,adalet, doğruluk, hepsi ALLAH İÇİN oldu mu gerisi boş, ,,
  • MaraşlıMaraşlı1 ay önce
    İslam dini partilerin çatısı altında değerlendirilemez Atilla, Dinin sahibi allahtır. İslami öğrenin...
  • iyildiziyildiz1 ay önce
    Abdülhamid cennet mekan çok sağlam bir İslam-CI değil, kamil manada bir "MÜSLÜMAN" idi.
  • ahmedahmed1 ay önce
    'Allahın dini evrenseldir ve asla modernizme ve çağdaşlık denen dinsizliğe kurban edilemez' demişsiniz bence bu cümle çok güzel ama günlük pratikte Türkiye dahil birçok müslüman ülkesinde Allahın dini harcanmakta ve çağdaşlığın ve modernitenin ürünleri alınmaktadır,ben bir müslüman olarak tamamıyle Kuranın ahkamıyla yönetilen bir ülkede yaşamak istiyorum bu hususta müslümanların gayretli olması ve Allahtan başkasındada korkmaması gerekli,bizde ise Avrupaya uyum adına yapılanlar ortada hepimiz Allahın huzuruna hesap için tek tek çıkacağız
  • hüseyinhüseyin1 ay önce
    Bu düşman değiştirme operasyonunun bir diğer ayağı da Türkiye içinde Suriyeliler üzerinden yürütülüyor. Türkiye'deki Suriyelilerin çok önemli bir bölümü Suriye kuzeyinde ABD-PKK işgalindeki bölgeden gelenler. Suriyelilerin göçe zorlandığı bölgeleri işgal eden ABD-PKK Suriyelilerin geri dönmesini istemiyor. Çünkü kendi devletçiklerini kuruyorlar.Türkiye'ye göçe zorlanmış kayıtsızlarla birlikte 5.3 milyon Suriyeli ise iktidarın yanlış politikalarıyla Türkiye içinde küçük bir Suriye oluşturmaya doğru gidiyor.İktidarın öngörüsüz iç politika endeksli müsamahakâr politikası Suriyelileri Türk vatandaşlarından öncelikli bir konuma getirdi.Bunu fark eden, kendilerine vatandaşlık yolunun açık olduğunu gören Suriyeliler adeta "dağdan gelip bağdakini kovan" bir davranış sergiliyorlar. İstanbul'da kayıtlı olmayan Suriyelilerin şehirden ayrılmasına ilişkin valiliğin kararını protesto için bir miting olarak planlanan ama sadece bazı sözde STK'ların basın açıklamasına dönüşen gösterideki pankartlar, öncesinde sosyal medyada paylaşılan afişler, Suriyeli sözde temsilcilerinin açıklamaları (Türkler defolsun, burada Araplar hep vardı hep var olacak, milliyetçilik cahiliyesine karşı tek bir ümmetiz) dehşet vericiydi."Türkler Arap düşmanı, Suriyelilere ırkçı yaklaşım sergiliyorlar" algısı yaratan bu tür afişlere, pankartlara, açıklamalara İçişleri Bakanlığı ve istihbarat teşkilatı nasıl izin verdi, bunları yapanlar hakkında neden işlem yapmaz anlaşılır değil.Çünkü yaratılacak Türk-Arap düşmanlığının sonu Türkiye'de PKK'nın da tahrik edeceği ve rol alacağı bir iç savaştır. Kitle imha silahına dönüşen emperyalizmin kitlesel göç projesinin bir parçası olan Suriyeli göçünün hedefi de budur.Suriyelilere ilişkin en iyi ve olması gereken çözüm onların kendi vatanlarına dönmesini sağlamaktır. Çünkü bu bir insan hakkıdır. Bunun haricindekiler emperyalist projeye hizmet eder.
  • Rasim DUMANRasim DUMAN1 ay önce
    Hocam ellerinize sağlık, tebrik ve teşekkür ediyorum.
  • İzzet İzzet 1 ay önce
    Sayın yazar ülkemizde adaletin olduğuna inanıyormusunuz? Ben inanmıyorum akp ye islam partisi diyorsunuz fakat kitabımızda ne yasak ne haramsa ülkemizde serbest.birde ülkemizde müslümanlık çıkarcılık oldu.hic kimse takvayı konuşmuyor.sayın yazar din bir siyasettir Kur'an kerim anayasasıdır.işinize geldiği zaman islam dini KUR'AN ANAYASASI ? ADALET 'ın olmadığı yerde sıkıntılar bitmez.televizyonda görüyoruz ADALETkimlere zengin ve RAHiPlERE fakir müslümanlara zulüm ülkemizdene hikmetse böyledir. Ben ülkemetemiz ahlak ve Allahkorkusu olan kül hakkı bilen kişilerin yönetmesini isterim.şu an yapacak kimseyi göremiyorum. Ülkemizde K P S sınavı oluyor kazananlar puana göre değil bir mülâkat oyunuyla kimin torpillisi kuvetli ise o kazanıyor. Bence K P S yede gerek yok.kimin kartviziti kuvvetliyse o kazanıyor. Örnek adam K P S den 100 almış giremiyor ama adam 70 ve üstüaldımı birde torpil varsa 100 almasına gerek yok.hani adalet sizce hangisi başarılı? Mülâkat varsa ķ p s gerek yok bence ...saygılar

Günün Özeti