• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI
28 Ekim 2019

Trump’a dikkat

Türkiye ABD ve Rusya ile masada çok önemli kazanımlar elde etti. Hem sahada hem de masada önemli kararlar alınarak elde edilen başarının devamı için Trump’a çok dikkat etmek gerekiyor. Çünkü ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye yönelik tehdidi, yenilir yutulur cinsten değil. NATO üyesi ve müttefiki olan iki ülkenin tarihsel ilişkilerinin derinliğine ve bölgedeki işbirliğine yakışmayacak üslupsuz ve nezaketten yoksun Trump’ın açıklamaları kabul edilemez. Gereken cevap her şekilde ve hak ettiği ölçüde gecikmeden verilmelidir. Barış Pınarı Harekâtı ve sonrasında yaşananlara ilişkin Türkiye, ABD Başkanı Trump’a ve onun arkasındaki güçlere, anladıkları dilden cevap vermelidir. Kod adı Mazlum, asıl ismi canavar olan YPG’li terörist başını telefonla arayıp methiyeler düzen, bununla kalmayıp ülkesine davet eden Trump’a, çift kimlik takınması nedeniyle uyarılmalıdır. Ayrıca bizdeki muhalefet de hâlâ PYD/YPG’nin terör örgütü olmadığını söyleyecek kadar alçalıyorsa, bir çift söz de onlara söylenmelidir. PYD/YPG’yi terör örgütü olarak tanımayıp Suriye’nin toprak bütünlüğü için TSK ile birlikte hareket eden Suriye Milli Ordusu’nu eleştirenlerin samimi olmayıp, Fırat’ın doğusundaki kazanımlarımızı asimile etmeye çalışanlara, hiç vakit kaybetmeden tez elden cevap verilmelidir.

Başkan D.Trump, her şeye kendi penceresinden bakan, peşin hükümde bulunan ben merkezci, egoist bir düşünce yapısıyla ABD dış politikasını yönetmekle eleştiriliyor. Bu yüzden de astları çoğu zaman Trump’ın fikirlerini ve tercihlerini hayata hakim kılma yerine kendi projelerini uygulamayı tercih ediyorlar.
Trump’ın dengesizliğinden dolayı ABD dış politikasında felç yaşanıyor. Kimin kiminle dans ettiği, ne söylediği belli değil. Trump ne yazık ki, ayağı yere basan, güvenli adımlar atmak yerine blöf yapmayı, sürekli tehdit etmeyi, bir yerlere yaltaklanarak ve yaslanarak kazanmak gibi taktiklere baş vuruyor. Çoğu zaman astlarının aksine çelişkili ifadeleri tercih eden Trump, sonuçta stratejik düşünceye, yani Amerika’nın yaslandığı değerlere ihanet etmiyor. Bir bakıyorsunuz Rusya’ya uygulanan yaptırımlara gerek kalmadığını dillendiriyor, bir bakıyorsunuz Suriye’den çekileceğini söylüyor, diğer yandan da hem Suriye’den çekilmiyor, hem de Türkiye’nin düşmanı PKK/PYD terör örgütlerini desteklemeye devam ediyor. IŞİD’le olan mücadelesinde de asla samimi değil. Trump’ın ajandasında; dünya barışını korumak,
  hak eşitliği ve halkların kendi geleceğini belirleme ilkelerine saygıyla uluslararası dostça ilişkiler geliştirmek, uluslararası ekonomik, sosyal, kültürel, insani sorunların çözümünde işbirliği yapmak gibi değerler yer almıyor.

Bazan Erdoğan’ı alkışlayan Trump, 9 Ekim’de Erdoğan’a hitaben, “Sert bir adam olma. Aptal olma” ifadelerini kullanabiliyor. Erdoğan’a atfen, “Sorunlarının bazılarını çözmek için çok çalıştım” dediği bir mektup yazabiliyor. Bir dünya lideri olan Erdoğan için “Sert bir adam olma. Aptal olma” deme cüretini nereden alıyor? Kovboy filmlerindeki artistleri aratmayan bu dengesiz adama ne kadar güvenilebilir?

Birileri çatlasa da patlasa da Erdoğan, Sünni dünyanın umudu haline gelmiştir, bunu kimse engelleyemez. Elbet de Erdoğan Kuzey Suriye, Kuzey Irak ve Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarından hak talebi olacaktır, olmalıdır da. Dünyanın tüm kaynaklarını sömürmeyi planlayan haydutlara dur diyecek bir yiğit var karşılarında. Lakin o yiğit sürekli Suriye’nin toprak ve siyasi bütünlüğünden dem vuruyor. Hiç kimsenin bir karış toprağında gözü olmadığını söylüyor. Elhak doğrudur. Türkiye, Ortadoğu’da ne bir karış toprak için mücadele ediyor, ne de enerji kaynaklarını sömürmek istiyor. Türkiye’nin nihai hedefi, sınırlarındaki terör örgütlerini bitirmek ve mültecileri emin bölgeye yerleştirmektir. Doğu ve Batı bloku Türkiye’ye muhtaçtır. Şartlar ve gelinen nokta ne olursa olsun; Washington’un Türkiye’yi kabulden başka çaresi yoktur. Dolayısıyla Türkiye, hiç kimseden çekinmeden İran’ın uluslararası piyasalarda petrol ve doğalgaz satışından elde ettiği geliri harcayacaktır.

Türkiye, Suriye sınırında en az 400 kilometre boyunca ve en az 32 kilometre derinlikte askeri kontrollü “güvenli bölge” oluşturmayı öngörüyordu. Hem sahada ve hem de masada bunu elde etmiştir. Kuzey Suriye’de bir terör koridoru inşası da bundan böyle rafa kaldırılmıştır. Bağımsız Kürt Devleti fikri artık ütopyadır. 

 Tel Abyad ve Resulayn’ı da içine alan 32 km derinliğindeki mevcut Barış Pınarı Harekatı alanındaki yerleşik statüko muhafaza edilecek. Öte yandan; Menbiç ve Tel Rıfat bölgelerinden tüm YPG unsurlarının silahlarıyla birlikte çıkarılması sağlanacak. Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde hiçbir zaman Kürtlere yönelik operasyon yapmadı. Harekatın temel hedefinde PKK/PYD ve YPG vardı. Kim ne derse desin, nasıl bakarsa baksın; operasyon ve sonrasındaki görüşmeler uluslararası hukuka uygun şekilde gelişmiştir. Meselenin püf noktası ve bam teli ise; Suriye ve Türkiye arasında Adana Mutabakatı temelinde bir hukuki zeminin nasıl oluşacağı konusu… Trump’a dikkat!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Kocayusuf

Amerika, Amerika olalı, böyle manyak görmedi...
  • Yanıtla

Dramp midir drump mitir ne karın ağrisiysa israilin onide mudi intikamini almaya calişiyor Onada bir onide mudi lazim Haydi yiğidim başkanim
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23