THY- Banjul

Tahran’daki üçlü zirveden ne çıktı?

10 Eylül 2018 Pazartesi

Suriye’de iç savaşı sona erdirme yolunda atılan adımlardan biri olan Astana Zirvesi; İran, Rusya ve Türkiye tarafından 23-24 Ocak 2017 tarihinde Astana’da yapılan Suriye konusundaki uluslararası bir toplantıda alınan kararları içermektedir.

Bildirgenin en önemli ilkeleri; BM Güvenlik Konseyi’nce teyit edildiği şekilde, çok etnikli, çok dinli, mezhepsel olmayan, demokratik bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne taahhütlerini vaat ettikleri, Suriye ihtilafına askeri bir çözüm olmayacağına ve ihtilafın sadece 2254 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının tamamının uygulanması temelindeki bir siyasi süreçle çözülebileceğine dair görüş birliğine vardıkları gibi maddelerden oluşmaktadır.

Son söyleyeceğimi başta ifade edeyim. Bendeniz, Rusya ve İran’ın Suriye’deki savaşı bitirme eğiliminde olduklarına inanmıyorum. Hatay ilimizin sınırlarını kuşatan İdlib konusunda da samimi değiller. Ruhani ve Putin’in asıl amaçlarının İdlib’in Suriye rejimi kontrolüne geçmesini sağlamak ve Esed’i savaşın galibi ilan etmeleri olduğunu düşünüyorum. Maazallah bunu başarırlarsa Erdoğan’ın Suriye politikası çökmüş olur. Yeni bir göç dalgası da cabası olur. İş bununla da bitmez; Cerablus, El-Bab ve Afrin’deki egemenliğimizi de kaybederiz.

Aradan 21 ay geçtikten sonra Tahran’da Türkiye, Rusya ve İran’ın bir araya gelerek İdlib konusunun görüşüldüğü zirveden umutlarımızı yeşerten bir şey çıktığını söyleyemeyiz. Yani nihai çözüm noktasında bir irade ortaya konmadı. Böyle bir iradeyi de zaten ne Ruhani ve ne de Putin kabul eder. Şimdilik sadece sivillerin geniş çaplı katlini önleyecek ateşkes ilan edildi. Tabii bu ateşkes, İdlib’de çatışma olmadan çözüm bulma sürecine zaman tanıma anlamına geliyor. Ruhani ve Putin’i sivillerin katledilmemesi ve silahların bırakılması noktasında ikna eden, Başkan Erdoğan’dır. “Bu bir vicdan meselesidir” diyerek ülkesinde 3.5 milyon Suriyeli vatandaşı misafir eden Erdoğan’ın, Suriyeli bir tek sivilin dahi katledilmesine gönlü razı olmaz. Suriye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünden yana olan Türkiye, Suriye konusuna bigane kalamaz. Cerablus, El-Bab ve Afrin’deki kazanımlarımızı korumanın yolu İdlib’ten geçiyor. İdlib ve Münbiç’teki terör unsurları da temizlenip bölge tamamen emin hale getirilip, ülkemizdeki mülteci kardeşlerimizin bir an evvel iskanı sağlanmalıdır. Ülkelerine mülteci kabul etmeyen Batı dünyası İdlib’te sivil katliamı yaparak yeni bir göç dalgası ile Türkiye’yi sıkıştırmak istiyor. Rusya, İran ve Suriye bölgede önemli aktörler. Bölge barışı ve Ortadoğu coğrafyasında terörün tamamen bitirilmesi için önemli adımlar atılabilir. Birileri silah satmak ve bölgenin enerji kaynaklarını sömürmek için terörü ve kimyasal silah kullanımını bahane ederek işgal girişiminde bulunuyor. Suriye ve İdlib’teki temel mesele nedir? Coğrafyada bir tek sivili dahi öldürmeden, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve özgürlüğüne sadık kalarak terörü bertaraf etmektir. Suriye’yi parçalamak isteyen Batı’nın ve diğer ülkelerin niyeti halis değil. Türkiye ise Esed’li bir çözüme sıcak bakmıyor. İran ve Rusya ise Esed’siz olmaz diyor. İşte buradaki denklemi çözmek için tarafların mücadelesi şart.

İdlib için Tahran’da hangi konular masaya yatırıldı?

Suriye’nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü, DEAŞ, Nusra Cephesi ve El Kaide gibi terörist grupların tamamen ortadan kaldırılmasının yanı sıra, Anayasa Komitesi’nin kurulması, insani yardım, sığınmacıların geri dönüşünün sağlanması, mülteciler ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişiler hakkında uluslararası konferans düzenlenmesi gibi konular ön plana çıktı. Tayyip Erdoğan’ın gayreti neticesinde ve Putin’in de katkılarıyla şimdilik insani felaket ve yeni bir göç dalgasının önüne geçilmiş oldu. Ne kadar sürer bilemeyiz ama, muhalif grupların birazcık ılımlılarının radikal pozisyona bürünerek HTŞ’ye sığınmalarının ve Astana sürecinin çökmesinin de önüne geçilmiş oldu. Yine Ruhani’nin “ABD’yi Fırat’ın doğusundan çıkmaya zorlayalım” mesajı da çok anlamlıydı. Fırat’ın Doğusu tam bir terör yatağı oldu. Eğer ABD buradan çıkarılmaz ise bir terör devletinin varlığı kaçınılmaz olur. HTŞ ve diğer radikal grupların derhal bölgeden tasfiyesi zorunludur. Ateşkesin provoke edilmemesi için bu şarttır. Bakalım Suriye, İran ve Rusya kapsamlı operasyon kararlılıklarını radikal gruplara gösterip çekilmelerini sağlayabilecekler mi? Ateşkesin korunması ve İdlib meselesinin çözümü için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Bu noktada Suriyeli mülteciler konusunda uluslararası panel ve konferanslarla dünya bilgilendirilmeli ve ivedi bir şekilde barışa katkı sunulmalıdır. Suriye’de ve dünyanın hiçbir yerinde kimyasal silah kullanımına izin verilmediği gibi diğer saldırılara da asla müsaade edilmemelidir. Katliamın cinsinin ve ne ile yapıldığının pek bir önemi yok. Öldürmenin her türünün karşısında olmalıyız.

İdlib küçük bir Suriye’dir ama bir bütün olarak Suriye meselesi de çözülmeden mülteciler konusu ve İdlib çözülecek gibi durmuyor. 

 

YORUM YAZ

  • ZaferZafer2 ay önce
    O kadarzor sorular sormayın.
  • hacıhacı2 ay önce
    Bence zirve iran ve rusya arasında oldu.Biz ortada gezen yancı gibiyiz.Peki idlip bombalanırken neden toplanntı oldu.Peki sınırımızda pkk varken neden 12 maddede pkk yok.BOP a destek verdik ve kendimizi bilerek tehlikeye attık
  • imamarüzgarimamarüzgar2 ay önce
    Bu üçlü zirve CHP açısından beklenen günün ileri zamana uğraması yada çok yakın zamana girmesi olacağı kesindir seçimler için.
  • Atila BoncukAtila Boncuk2 ay önce
    Biraz okuyun, araştırın. sen çekip yap veya arazi ölçümü yap. neyine gerek dış politika.
  • Ali Hasan Ali Hasan 2 ay önce
    Soru soralım mi.! 1.Suriye meselesinde Emevi Camisinde 3 günde namaz kılma hedefi hangi amaç,hedef ,uluslararası ve komşu hukuku ile izah edilebilir.2.Bahreyn, Yemen,unuttuk herhalde ?Uygur ve Açe'de de katliam oluyor..Oralar ile ilgili RTE nin, neden Suriye deki ne benzer tavrı olmadı.?3.Türkiye 2011 de Suud,Kuveyt, BAE, ABD,Ingiltere, Israil ittifakında idi,şimdi neden Rusya,Iran tarafında.?4.Esad'sız çözüm dayatmasını hangi hukuk,yetki,ahlak,teamüller ile izah edelim?5.Faşist,Nazi dediğimiz Markel' in talebi ile casus dediğimiz Deniz Yücel 'i neden bırakırken ,ölüm olmasın denilen Suriye konusunda Esad ile görüşmeyiz ? Dış politikada kişisel kaprislerin sonucu başka dinamikler devreye girer seni isteklerine zorlarlar..!6.Türkiye Rusya ve Iran operasyonu devam ettirecek o zaman elimizdeki yerleri terk etmeme .! (O da zor ) adına tekrar ABD ile kanka olmayacağız diyebilirmiyiz ?7.Bu durumda Suriye Kürdistanı gerçekleşmiş olmaz mı.? Makale gerçekçi olgular ve gelişmelere soru yönelterek analiz ile yazılması gerekmez mi...