• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI
29 Nisan 2019

Kızgın demiri soğutmak

Yerel seçim sonrası siyasetin gündemine Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yeni bir cümle kazandırıldı: 

Türkiye ittifakı ve kızgın demiri soğutmak…

“Türkiye ittifakı ve kızgın demiri soğutmak” tavsiyesi ya da önerisi, adına ne derseniz deyin; bugünler de çok tartışılmaya başlandı. Bu söylemin özellikle Kılıçdaroğlu’na yapılan yumruklu saldırıya denk gelmesi olaya daha farklı bir boyut kattı katmasına da, öncelikli olarak toplumsal barışa atıf maksatlı söylenen ve tüm Türkiye’yi kucaklamayı amaçlayan bu güzel sözün pratikte karşılığının olması elzemdir. Özellikle Türkiye ittifakıyla neyin kastedildiğinin içeriğinin açıklanması ve doldurması lazım. 

Nitekim bu açıklamadan hemen sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli “İşin esası Cumhur ittifakıdır, bizim bu Türkiye ittifakıyla kafamızda şüpheler oluşmuştur” diyerek karşı çıktı. Ardından Cumhurbaşkanı bunu “ tek vatan, tek bayrak, tek dil ve tek millet” diye açıklayarak farklı bir anlamı olmadığını deklare etti. 

Bahçeli’nin ikna olup olmadığını bilemeyiz. 

Kim bilir belki de Ak Parti bu sözle devletin üniter yapısından taviz vermeden, teröre bulaşmamış, bu milletin birer ferdi olarak yaşayan tüm vatandaşlarla birlik ve beraberlik ruhu ile böyle bir ittifak kurulmasını önermişti. 

Özellikle son yerel seçimlerden sonra halkın kafası iyice karıştı. 

Ana muhalefet liderine şehit cenazesinde yumruk atılarak protesto edilmesi belki provoke, organizeli bir eylem değildi ama sonuç itibarıyla ona dönüştürüldü.

İşte bu noktada Cumhurbaşkanı Recep tayyip erdoğan’ın “kızgın demiri soğutmak” tespitini çok anlamlı ve yerinde bulmakla beraber, pratikte yansımasının bir an evvel gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Aşırı fanatik, başkan adına racon kesmeye kalkışan yetkisiz kişilerin sergilediği medya diline ve partiyi kuşatmak isteyen eyyamcı kesime, rantçı kişilere dikkat edilmesi gerekir.

Bir tarihde kenara çekilenleri, aktif görevde olmayanları tekrar göreve getirdiğimiz takdirde ne kaybederiz? 

Ankara, Antalya, Adana, Mersin gibi büyükşehirler kaybedildi.. İstanbul ise halen belirsiz.. 

Teşkilat olarak, oturup, nerede yanlış yapıldığının muhasebesi düşünülmeli.

Toprak ayağımızın altından kayıyor. Adaleti elden bırakmamak gerekir. Bir topluma olan kinimiz, bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevk etmemelidir. 

Ak Parti 2002 yıllarındaki söylemine, icraatlarına ve daha sonraki yıllarda gerçekleştirdiği devrim nitelikteki reformlara dönmek zorundadır. Bunun için de parti içindeki ayrık otlarını, Fetö bağlantısı olan ve işi gücü partiye zarar vermek olan kişileri tasfiye etmelidir. Özümüzle sözümüz bir olmalı.

Geçmiş yıllarda bizim kuşandığımız birçok hasleti, şimdi CHP riyakarlık yaparak kuşanmış gibi algı oluşturup seçim kazandı. Artık karşımızda “Allah’a ısmarladık dedim ya” diyen bir CHP yok. 

Kızmayan, camiye giden, namaz kılan, hatta Kur’an okuyan, daha doğrusu böyle bir görüntü veren bir CHP var. 

Şunu da tabii ki kabul ediyoruz: Tüm bunları CHP’ye öğreten Ak Parti’dir. 

Ak Parti toparlanarak, piyasayı rahatlatmak durumundadır. 

Böyle giderse, içinden çıkan bazı isimler parti kurup karşısına geçebileceği gibi, kendi oluşumunuzu dahi bloke edebilirler. 

Zemin şu an oldukça kaypak. Kimseye ne fazla güvenin, ne de büsbütün dışlayın. Halk size yerel seçimde % 52 gibi bir destek vererek Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde karar kıldı. Milletin bu kararını iyi değerlendirin. 

“…Dönem kızgın demiri soğutma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir... Türkiye ittifakı dönemidir..” diyorsunuzenildiğine göre.. Haydi meydan sizlerin.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23