• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI
06 Mayıs 2019

İstanbul seçimleri

İstanbul seçimlerine ilişkin YSK bugün müzakere çalışmalarına başlayacak. 31 Martın üzerinden 37 gün geçti lakin sonuç henüz netleşmedi. İmamoğlu mazbatasını aldı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi koltuğunda oturuyor. AK Parti ve MHP tarafından YSK’ya yapılan itirazların neticeleri ne olur, seçimlerin yenilenmesi kararı çıkar mı, çıkarsa yeniden seçime gidildiği takdirde sonuç ne olur, karar çıkmaz da; devam denirse ne olur? Tüm bu soruları, başta İstanbul halkı olmak üzere tüm Türkiye soruyor. Her şeyden önce herkesin YSK’nın vereceği karara saygı duyması lazım. YSK’nın seçimler üzerinde en ufak bir şaibe oluşmasına imkân vermeyecek şekilde titizlik içinde çalıştığı, siyasi partilerin neticeler üzerine itirazlarını usulüne uygun yapmaları durumunda değerlendirmeye aldığını gördük. AK Parti ve MHP’nin İstanbul seçimlerine yönelik itirazları, ortada bir şaibe ve usulsüzlük olduğu ve bunun düzeltilmesi yönündedir. Seçimlerin tekrarı halinde AK Parti’nin bu kez açık ara kaybedeceği veya kazanacağının şimdiden konuşulması doğru değildir. O ayrı bir meseledir, kimin kazanıp kaybedeceğine millet karar verir. Ekonominin bundan olumsuz etkileneceği düşünülerek, ortada bir hukuksuzluk ve şaibe varsa, sineye mi çeksin AK Parti? Bu mu söylenmek isteniyor? Bunların hepsi algı operasyonu ve art niyetli kişilerin düşüncesidir. Önemli olan hukukun üstünlüğünün tecellisidir. CHP’nin veya onun gibi düşünenlerin şu gerçeği anlamaları gerekir: Seçimin yenilenmesi kararı çıkarsa, 31 Martta hukuka aykırılık olmuştur demektir. Ortada bir hukuksuzluk varsa bu durum ne ekonomiye kurban edilebilir, ne de bir partinin alacağı oyun artacağı veya azalacağı ihtimali düşünülür.

YSK, Pazartesi veya sonrasında seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. İtirazları reddederek, İmamoğlu’nun başkanlığını kesinleştirebilir. Üçüncü bir yol yok. 

Seçim sonuçları kimseyi germemeli ve herkes sonuca razı olmalıdır. Vesayet ve tehdit dili bırakılmalıdır. Yassıada mantığı ile bir yere varamazsınız.

Bir aydır CHP’nin YSK’yı tehdit eden sözleriyle yatıp kalkıyoruz. Önce CHP’li Öztrak başlattı ve Erdoğan’ı hedef alarak dedi ki: “Soluğu Yüce Divan’da alabilirler”. Hızını alamadı ve geçenlerde yine söylendi. Bu sefer de “Sizi Kızılay’da yürütmezler” diyerek tehdit etti YSK’yı.

Şimdi de Engin Altay konuşuyor, daha doğrusu tehdit ediyor. YSK üyelerine verip veriştiren Altay, söylediklerinin nereye gideceğini hesap etti mi acaba? Şu sözlere bakınız: “İnsan içine çıkacak yüzünüz olsun. Çocuklarınızın, torunlarınızın yüzüne bakacak yüzünüz olsun. Kızılay’da sizi yürütmezler, yüzünüze tükürürler.”

Şimdi bu sözleri tahlil edecek olursak, kimleri kastettiğini, nerelere göndermede bulunduğunu anlamakta zorlanmayız. Bu zihniyete göre eğer YSK, itirazı reddeder de İmamoğlu’nun başkanlığında karar kılarsa sorun yok. Yok, eğer seçimlerin yenilenmesine karar kılarsa; demokratik(!) yollarla, hiçbir hileye başvurmaksızın(!) kazanılmış seçimin gasp edilmesine göz yummayacaklarmış. Bu tehdidin adresi sokaktır. Bunlar Gezi zihniyetlidir. Sokağı işaret eden adamlar kalkmış bize demokratik kazanımlardan, hak ve hukuktan bahsediyorlar. Böylesine densizce tehdit savuranlar derhal yargı önüne çıkarılmalıdır. Kızılay’da yürütülmeyip yüzlerine tükürülecek olanlar kimlerdir? Yazık, çok yazık. Birbirimizi anlamaya çalışalım. Siyaset halka hizmet için yapılır. Partiler birbirinin düşmanı değil rakipleridir. CHP, “AK Parti dünyanın en doğru şeyini de yapsa biz karşı çıkarız” anlayışından kurtulmalıdır. Seçim döneminde başka, icraat döneminde başka bir yüz takınan CHP’de kimlik sorunu var.

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23