• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Abdullah Şanlıdağ
Abdullah Şanlıdağ
TÜM YAZILARI
21 Ekim 2019

Güvenli bölge ve bu işin kazananı

Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda başlattığı Barış Pınarı Harekâtı, başarılı bir şekilde sürdürülürken ABD devreye girdi ve harekâta 5 gün ara verildi. Bu ara vermeyi nasıl okumamız gerekiyor? Bu bir ateşkes mi, yoksa ABD ile anlaşma mı ya da başka bir şey mi? Harekâtın durdurulmasına sevinelim mi; “çok iyi oldu, kan dökülmeden istediklerimizi aldık”, bundan iyisi can sağlığı mı diyelim veya yerinip, yahu tam terörün nefes borusunu kesecekken, ABD ile neden anlaştık mı diyelim? Tabi harekatı, görüşmeleri, varılan mutabakatı iyi okumazsak, ya sevinip kendimize paye çıkaracağız veya yerinip, bu olmadı işte.. diyeceğiz.

Her şeyden önce Türkiye’nin bu harekâtı neden gerçekleştirdiğini, Fırat’ın doğusunda ne istediğimizi iyi analiz etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin birinci önceliği; güney sınırlarımızda oluşturulmaya çalışılan terör devletini engellemek için “güvenli bölge” oluşturmaktı. Fırat’ın batısındaki kazanımlarımız da bu amacımıza hizmet etmektedir. Türkiye sürekli olarak “PYD/YPG’yi sınırımızdan söküp atacağız” diyerek yol aldı. Yine her fırsatta “ABD’nin terör örgütüne verdiği desteği dile getirerek, terör örgütlerini ABD’nin eğitip donattığını deklare ettik. ASTANA üçlüsüyle ABD’yi devre dışı bırakarak Suriye savaşının bitirilmesine yönelik uğraşıp durduk. Trump, freni patlamış araç gibi sürekli dengesiz açıklamalarda bulundu, tehdit içeren mektuplar yazdı. Türkiye tüm bu gelişmelere rağmen, Fırat’ın doğusuna yalnız başına girdi ve Suriye Milli Ordusu ile 8 günde çok yol kat etti. Türkiye güvenli bölge oluşturma konusunda kararlı. Harekâtın 8’inci gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Türk heyeti ile ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in başkanlığındaki ABD heyeti, Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik operasyonun durumuna ilişkin bir anlaşmaya vardı. Şimdi bölgede sessizlik hakim. Herkes 5 günlük sürenin dolmasını bekliyor. Çatışmanın en yoğun olduğu Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinin karşısındaki Tel Abyad ile Ceylanpınar’ın karşısındaki Resulayn ilçelerinde silah sesleri şimdilik sustu, sınır hattında güvenlik güçlerinin teyakkuz hali ise sürüyor. Askerler geri çekilmeyecek. Fırat’ın doğusundaki yerleşim alanları, 2015 yılından beri terör örgütü PKK/YPG kontrolünde bulunuyor. ABD’nin eğitip donattığı terör örgütü PKK/PYD/YPG yıllardır bölge halkına kan kusturuyor. Bölgedeki göç dalgası ve sınırlarımızda oluşan terör tehdidi, Türkiye’yi bu operasyonu yapmaya zorunlu kıldı. Daha sonra Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde iki ülke askerlerinin görev aldığı Müşterek Harekât Merkezi kuruldu. Ortak kara ve hava devriyeleri, istenilen sonucu vermeyince, Türkiye, 9 Ekim günü Barış Pınarı ismini verdiği harekâtı başlattı. 8 günlük operasyonda (TSK) ile Suriye Milli Ordusu (SMO) askerleri Tel Abyad ile Ceylanpınar’ın karşısındaki Resulayn kentlerinde kontrolü sağlayarak 700’den fazla teröristi etkisiz hale getirdi. Birçok köy terörden arındırılırken teröristler tarafından işgal ettikleri alanlardan atılan roket ve havanlar Türkiye’de sivillerin hayatını kaybetmesine neden oldu. Tabi içerde şehid de verdik. Gözler TSK ile Suriye Milli Ordusu’nun harekâtı başarı ile neticelendireceğine odaklanmışken, ABD’nin devreye girmesiyle harekâta 5 gün ara verildi ve PKK/YPG terör örgütünün 32 kilometre geriye çekilmesi kararlaştırıldı. Eğer çekilme tamamlanır ve istediğimiz şeyler gerçekleşirse, Türkiye tamamen operasyonu durduracak, ABD de Başkan Donald Trump’ın imzasıyla yürürlüğe giren yaptırımları geri çekecek. Yine anlaşmaya göre iki ülkenin eşgüdüm yapacağı bir başka alan da Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) ile mücadele… Türkiye, varılan uzlaşıyla kontrolü altında bulunduğu bölgede sivillerin zarar görmemesi için ABD’ye güvence verdi. ABD haydut devleti sözünde durursa, şunların Türkiye için kazanım olduğunu söyleyebiliriz. YPG’nin ağır silahlarının toplanması, tahkimatlarının ortadan kaldırılması ve sonuç olarak «güvenli bölge» kurulmasının yeniden kayda geçirilmesi, ayrıca güvenli bölgenin sadece Türkiye’nin kontrolünde olması, önemlidir. Fırat’ın doğusunda ABD sözünde durursa, istediklerimizi aldığımızı söyleyebiliriz. Gelelim Menbiç ve Kobani’ye.. Burada da Erdoğan’ın Putin’le yapacağı görüşme belirleyici olacak. Rusya ve Suriye ordusu, dar bir alanda da olsa bu bölgede konuşlanmış durumda. Şimdi gözler 22 Ekimde Erdoğan’ın Putin’le gerçekleştireceği görüşmede. 120 saatlik sürenin dolmasına denk düşen bu görüşme, tarihi bir fırsat olabilir. Türkiye, çok doğru bir yolda ilerliyor. NATO üyesi bir ülkenin, kalleş de olsa müttefikinin uzattığı ele bigâne kalması olmaz. Şimdilik PKK/YPG/PYD terör örgütleri ABD sayesinde bir kez daha paçayı kurtardı. Türkiye hem sahada hem de masada kazandı diyebiliriz. Türkiye bundan sonraki süreçte Rusya ve ABD ile çok daha dengeli bir politika izlemek durumundadır.

Haşiye: Yazıyı tamamladığımda bir son dakika bilgisi geldi. Türkiye ABD’yi, YPG’nin bölgede karıştırıcı rolünü durdurması ve Türkiye-Suriye sınırını ortadan ikiye bölen Fırat Nehri’nin batısına geçmemesi için uyarmıştı. Sonuç? Tüm uyarılara rağmen YPG, ABD’den aldığı destekle ilerleyişini sürdürdü. Türkiye de mecburen harekât emri için düğmeye bastı. Ancak yine ABD’nin devreye girmesiyle bölgede operasyon durdu. PKK-YPG’liler son 36 saatte 14 taciz saldırısı gerçekleştirmiş bulunuyor. YPG terör örgütünü eğitip donatan ABD, umarız 13 maddelik anlaşmaya sadık kalır.

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Sofuoğlu

Kim ABD'ye güveniyorsa yanılıyor.Büyük Şeytan ABD'ye asla güven olmaz.Geçici ateşkes sağlanarak, ABD ortakları olan PKK=PYD=YPG'lilerin imhasını engellediğiyle kalmamış, onbinlerce tır silah mühümatının MEHMETÇİĞİN eline geçmesini de engellemiştir.Türkiye eline geçirdiği fırsatı değerlendirip, teröritsleri imha etmeliydi.Teröristler anlaşmayla belirlenen sınırların dışına çıksalar dahi, oradan da güven altına alınan bölgeye taciz etmeyeceğinin garantisi yok.Suriye göçmenleri ensar muhacir muamelesi çerçevesinde ülkemize alınmış ancak,Suriye'nin bir ESAT olmadığı; işin içinde:ABD,RUSYA,İRAN,AB,İSRAEL,ARAP LİGİ,ÇİN hatta tüm dünyanın olduğu gerçeği ne yazık ki, iş işten geçtikten sonra anlaşılmıştır.Ve bugün TÜRKİYE toprağında barındırdığı diğerleriyle beraber beş milyon mülteciyle baş başa kalmıştır.Bugün bu mülteciler(mülteci statüsünde değiller)arasında ülkelerine dönüş için bir anket yapılsa, beş milyondan bir milyon sığınmacının kendi rızasıyla Türkiye'den ayrılacağını hiç sanmıyorum.Yani, insani boyutunu bir tarafa bırakırsak,HÜKÜMET sığınmacı politikasında yanlış yapmıştır. Suriye konusunda da yanlış yapmıştır.Alt düzeyde de olsa Suriye rejimiyle diyaloğu vakit kaybetmeden başlatmalıdır.Yoksa, gerek ekonomi, gerekse diğer nedenlerle büyük sorunlara neden olacak, Suriyeli sığınmacıların burada kalacaklarından kimsenin şüphesi olmasın.Buda zamanla karşı çıkma da dahil,sorunların çıkacağını hepimizin bilmesinde fayda vardır.
  • Yanıtla

çetin

Sözün özü, Türkiye ne yazık ki, teröristlerin kaçmasına göz yumdu, ABD yine kandırdı bizi, Maalesef.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23