Gönül belediyeciliğine giderken…

25 Şubat 2019 Pazartesi

Gönül Belediyeciliği kavramı tuttu. Halkın gönlüne hitap edebilir, kırılan kalbleri ve gönülleri onarabilirsek, ne ala…

Yerel seçimlere bir ay kala Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ortaya koyulan “Gönül Belediyeciliği” bir proje olmaktan çıkarak uygulama alanı bulmaya başladı. Metropol il ve ilçedeki belediyelerle istişare edilerek Başkanların Gönül Belediyeciliği Projesine uygun hareket etmesi istenmeye başlandı. Yerel seçimlerin yaklaşması ile birlikte Ak Parti için bu projenin altı kuvvetlice çizildi. Zaten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öteden beri üzerine basa basa söylediği hususlardan biriydi bu. Ancak biraz gecikmeli bir proje oldu. Kısaca; belediye başkanları kazandıkları takdirde zamanlarının büyük bölümünü vatandaş ile geçirecekler. Kapıları ve telefonları kapanmayacak. Siyah plaka ve makam arabalarından uzak durulacak ve halktan kopuk bir görüntü oluşmasının önüne geçilecek. Vatandaş başkanlara istediği zaman ulaşabilecek ve vatandaşın sorunları dinlenecek. Randevuya gerek duymadan herkes sorunlarını başkana anlatabilecek. Sorunların çözülmesi için harekete geçilecek. Yardıma ihtiyacı olanlar bilinecek ve proje yapılacak. Yoksul vatandaşlara özel önem gösterilerek ihtiyaçları giderilecek. 

Vatandaşın elektrik ve su sıkıntıları, yollardaki çukurların kapatılması gibi alt yapı sorunları sorun olmaktan çıkarılacak. Hizmetlerle ilgili hiçbir şikâyet gelmeyecek, her sorun yerinde incelenecek. Başkanların gönüllere hitap etmesi, gönülleri alması, halkını kucaklaması, vatandaşın sorunlarını gidermesi, ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacı nispetinde yardımcı olmasını beraberinde getirecek. Gerçekleşmesi durumunda güzel bir proje. Ancak bundan önce tez elden çözülmesi gereken sorunlar var. O sorunlar giderilmeden gönül belediyeciliğine ulaşmak hayal olabilir.

Seçimlere giderken, temel gıda maddelerindeki pahalılığı önlemek için tanzim satış mağazaları açtık. Biz; bereket kuyruğu derken, muhalefet kıtlık ve pahalılık kuyruğu dedi. Üretici ile tüketici arasında oluşan komisyoncuları ortadan kaldırmak ve halka daha ucuz temel gıda maddeleri sağlamak adına yaptık bunu. İyi güzel de; denetlemeyi kim yapacak. Tüketici ile üretici arasında adaletsizlik yapan komisyoncuyu denetlemek varken, pansuman tedbir sayılabilecek bu uygulamaya gerek var mıydı? Neyse.. Küreselci ekonomi politikalarının sonucudur bunlar ve biz iktidarımızda yeni bir model ortaya koyamadık. Devlet sanayicilik yapmaz, devlet ticaretle uğraşmaz, devlet bakkal, manav işletmez, devlet çiftçilik yapmaz. Diyerek birçok şeyi özelleştirdik. Oysa devlet halkının refahı ve mutluluğu için neden çiftçilik yapmasın, neden tarıma el atmasın?

Şimdi seçimlere giderken, halkın pahalılıktan yakınmalarına karşı acele tanzim satış mağazalarına yöneldik. Bu önlemler geçicidir, yüzeyseldir. Devletimiz seçimlerden hemen sonra veya şimdi ekonomiyi, tarım politikasını elden geçirmelidir. Yalnızca üretici ile tüketici arsındaki komisyonu azaltmakla kalmayalım, meselenin köklü çözümü nedir, ona bakalım. Üretimin gelişmesi için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. 

Üretici doğrudan desteklenmedikçe fiyatların yükselişi önlenemez.

Tarıma, çiftçiye destek verilmeli, hayvancılık geliştirilmeli, ithal et projesi bitirilmelidir. Bugün nüfusumuz artmasına rağmen toplam nüfusun ancak % 5’i tarımla uğraşıyor. Tarımla uğraşana, köylüye, çiftçiye destek verilmelidir. Dağdaki çoban, üretici, besiciler bu işten bezerse, gün gelir kesecek kurbanlık hayvan bulamayız. İthal pahalı gübre, pahalı mazot, tohum kullanan çiftçinin derdi dinlenmelidir. Onların tek derdi; mazotun ve gübrenin pahalı olması ve gereken desteğin tam olarak sağlanmamasıdır. Soruna temel dinamiklerden yaklaşmalıdır.

Piyasa serbest bırakılmalıdır” sözü, Allah buyruğu değildir. Kapitalizmin temel taşlarından birisi olan bu doktrin bırakılmalıdır. Devlet, piyasaya ve ekonomiye müdahale etmemelidir. Etmezse, başkaları müdahale eder ve altında kalan vatandaş olur. “Piyasanın görünmez eli piyasayı düzenler” kuralını yıkmalıyız. Devletin görünen eli, piyasanın görünmez elinin üstünde olmalıdır. Türkiye gıda yönünden ve bütün yönlerden kendi kendisine yeten bir ülkedir. İthalatın nefes borusunun kesilmesi için üretimi hızlandırmamız ve doğru reçeteler uygulamamız gerekiyor. Çözüm ise, ne karma ekonomi, ne kapitalizm ve ne de sosyalizmdir. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmalı, israftan kaçınmalı ve her şeyden önemlisi de faiz lobilerine, stokçulara fırsat verilmemelidir. Üretim… Üretim, üretim.

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • Yaşlı DoçentYaşlı Doçent3 ay önce
    Sayın Cumhurbaşkanımız;Malumunuz, Profesör olmak için Doçent olarak 5 yıl beklemek gerekmektedir. Oysa 25-30 yıl boyunca Üniversitelerimizde öğretim elemanı olarak çalışmış; 10 binlerce öğrenci mezun edip deneyim kazanmış Yaşlı Doçentler olarak, koskoca 5 yılı boşu boşuna tüketip biyolojik ve psikolojik olarak ezilme sürecine girmemek adına; yaşlılıkta beklenmesi bir ömür kadar uzun olan söz konusu bu 5 yıllık bekleme süresi belasından, EMEKLİLİK HAKKINI ELDE ETMİŞ Yaşlı Doçentleri kurtarmanızı saygılarımızla istirham ediyoruz.
  • rafet rafet 3 ay önce
    Ağzınıza sağlık. Bundan daha kibar eleştiri ve öneri olamazdı. Yüzde yüz aynı fikirdeyim.Hatta bana sorsalardı tarım bakanlığı ve bu bakanlıkta sorumlu olan kişileri görevden alır sorgular ve yapma yetkileri var iken yapmadıkları her şey için hesap sorardım.Bu vatan bizim arkadaş.Eğer görevde olanlar, kim olursa olsunAllah'ın rızasını kazanmak için Halka hizmet Hakka hizmettir diyerek çalışsalardı bu durumlara düşmez idik.Allah yolundan ne kadar uzaklaşılır ise;musibet ve aksilikler eksik olmaz.Allah,Kur'an Peygamber unutulup para bunların önüne geçerse o toplumlar iflah olmaz.Daha çok söylenecekler var .Allah sonumuzu hayır etsin.Dünya sizin olsa ne olur.Sonunda 2 metrelik kefen bezi ile gideceğiz bu dünyadan gerçek olan ahirete.O zaman bu maddi sevgi niyedir anlayamam.Vesselam.
  • Galip yüce Galip yüce 3 ay önce
    25 yildir ver babam ver bizde ne gönül ne dayanma gucu kaldi biz metelige kurşun atarken yukseklerdekiler isi tikirinda
  • EgeliEgeli3 ay önce
    'Geçen dönem CHP İzmir milletvekili Ali Yiğit, İzmir Türkiye'den ayrılsın Avrupa Birliğine girsin demişti. Ulusal değerlerden yana olduğunu söyleyen solcular niye hiç tepki vermediniz. Duymamazlıktan geldiniz. İzmir Yunanın denize döküldüğü yerdir. Kimse kalkıp böyle bir şey diyemez. Bu lafı Ak Partili biri söylese ortalığı velveleye verirdiniz. Samimi değilsiniz. Birde Lideriği önemseriz demiş. Hangi liderlik Kılıçtaroğlu'nun liderliği mi? Partiyi mahvetti insanlar DSP ye kaçıyor. İzmir belediyecilik olarak perişan gittim gördüm, İstanbul'un 20 yıl önceki hali gibi. Gözümle gördüğümü mü bana inkar ettireceksiniz. Geçiniz efendim geçiniz. Kendinizi kandırmaya devam ediniz.
  • BedirhanBedirhan3 ay önce
    Kıymetli kardeşim isim koymakla belediyecilik Tamamdır derseniz yanılırsınız. Üsküdar adayınız 2014 yılında adaylık sürecinde görülmüş beş yılda ancak bir cenaze vesilesiyle aynı mekanı ziyaret etmiştir. Alın bunu bida seçin diyede dayatma yapılmıştır. Buysa gönül belediyeciliği tebrik ederiz.
  • Kocasolak Kocasolak 3 ay önce
    Bu ne hamasi, bu ne laçka bir söylem, birde reklamını gösterime sokmuşlar tv lerede. Ak parti DÜZEN, KURAL konusunda kılı kırk yaran bir İSLAM dini referanslı parti olarak bunu mu yapacak? Adaletli bir SİSTEM kurup, her bir bireyin, ailenin gelir gider ve mal varlığını KAYIT ALTINA alınarak ona göre SOSYAL yardım yapılmasını sağlamak daha islami değil mi? Birilerinin referansı, muhtar tastikli yok bilmem şifahen GEBE BIRAKMAK için yardım yapmak İSLAMİ değil, çünkü insani bile değil. Makam araçları, çalarlı otolar YİYİCİ gayrimenkul SİMSARLARI şimdiden CİRİT atıyor, bütün partilerin adayları etrafındalar, NEDEN? Çünkü Türkiye bir üçüncü dünya ülkesi gibi KANUN ve KURALLAR ülkesi değil. Nerden buldun yasası olmadan, parasının, servetinin hesabını SORAMAYAN bir ülkede ancak böyle en iyi partimiz bile gönül belediyeciliği reklamı yapıyor. Ülkeler KANUN ile yönetilir, kanun kural kişiye göre eğilip bükülüyorsa, bizdeki gibi, vay halimize. Sende bunu ÖVÜYORSAN???
  • İhsanİhsan3 ay önce
    Sendin amerika suriyeden cekilecem diyince boş boş yazan sende yalakalik zirve yapmış zirve
  • KivoKivo3 ay önce
    Durum şöyle.Izmir halkı ülkenin ulusal değerlerini,birlik bütünlüğünü,liderlik ve çağdaşlığı referans alır.Sagci kesim ise kik daha fazla verirse oraya gider.Geei kalan hiç birşey önemli değildir.Sorgulamazlar.
  • AbuzerAbuzer3 ay önce
    Tarım ve Hayvancılık Bakanı Pakdemirli Tarım ve Hayvancılık ya Dünya ve Avrupada ilk sıralarda diyor Türkiye için..
  • TARIKTARIK4 ay önce
    Bugün İzmir Belediyecilik alanında perişan, kötü yönetildiğini bile bile Solcular adamlarına inatla sarılıyorlar. Sağcılar ise hep gevşek bir tavır içindeler; armutun sapı, üzümün çöpü diyerek mızmızlık ediyorlar. Biz 1990 ları yaşadık çöpler, akmayan musluklar işlemeyen otobüsler ve merkezi yönetimde koalisyon hükümeti. 1994 de güneydoğuda teröre 1 yılda 3350 (yazıyla üçbinüçyüzelli) şehit verildiği yıl oldu. 28 şubat darbesi de cabası.Ama insanlar hemen unutuyorlar. İzmirli gerçekle ilgisi olmayan yaşam tarzı endişesiyle korkutulup oy alıyor CHP. Ama bize yaşanmış gerçek kabus dolu 1990 ları unutmamız söyleniyor. Enflasyonun %150. gecelik faizlerin %8000 (yazıyla sekizbin ) olduğu dönemi unutmamız söyleniyor. Ve o zaman Ecevit gibi art niyetli olmayan ama beceriksiz bir başbakan vardı. Bugün ise Kılıçdaroğlu gibi hiç güvenilmez biri var. İnsanlar Onun peşine mi takılsın. Gizli ortak HDP yede yarayan koalisyona mı oy versin? Basiretli olalım. Dış Dünyada kaos varken bizde 100 yıl evvel İttihat ve Terakki Partisinin peşine takılanlar gibi macera ararsak ülkemize yazık etmiş oluruz. Türkiye adeta Nuh'un gemisi gibidir. Son Kaledir. Anadoludan başka sığınacak ve gidecek yerimiz yok. Aklımızı başımıza alalım. Maceraya gerek yok. Şımarıklık ve mızmızlık yapılmamalı. Japonya gelişmiş diyorlar. ama 40 yıldır aynı partinin iktidarda olduğunu söylemiyorlar. Bazı şeyler istikrarla sağlanır. Hep yap-boz yaparsak nasıl ivme kazanacak bu ülke. 1990 lar hep yap-bozla geçti. Özal'ın yaptıkları tüketildi. Yapmak zor yıkmak kolaydır. Artık şu sıkıldım laflarından gına geldi. Koca bir ülke çocuk değildir. Ben sıkıldım deyip haydi tekrar baştan başlayalım desin. Allah hepimize basiret ve feraset versin. AMİN !

Günün Özeti