Başarmak zorundayız

24 Haziran 2019 Pazartesi

Türkiye, tarihinin en büyük göç hareketlerinden biriyle karşı karşıyadır. Suriye çölleri, çıkılması zor ve Türkiye için geri dönüşü olmayan bir menzildir. Buradan başarı ile çıkamaz isek, ne mülteci sorununu çözebiliriz, ne de Irak’ın kuzeyinden Akdeniz’e kadar uzanan koridorda kurulmak istenen Kürt tabanlı bir terör devletinin nefes borusunu kesebiliriz. Dolayısıyla başarmak durumundayız, başka seçeneğimiz yok. Sizleri fazla sıkmadan, ayrıntılara boğmadan Suriye gerçeği üzerinde bir analiz yapmak istiyorum.

Suriye Türkiye’nin en uzun sınırı olan komşusu, Türkiye Suriye’nin batıya açılan sınırı. Ancak bugüne kadar her iki ülke sağlıklı bir iletişim, diyalog, huzurlu bir komşuluk ve başarılı bir ilişki geliştiremediler. Meseleyi biraz ötelere taşıyarak, ne demek istediğimize açıklık getirelim. Türkiye ile Suriye arasında tarihten gelen köklü sorunlar var. Hatay sorunu, İsrail, Soğuk Savaş’ta karşıt gruplar içerisinde yer almak, Bağdat Paktı, 1957 Krizi, terör ve su meselesi gibi birçok alanda ihtilaflar yaşadılar. Türkiye Suriye ile olan ilişkilerinin geliştirmek için büyük çabalar sarf etti. Suriye ile sağlıklı bir dostluk oluşturma amacıyla Bağdat Paktına davet etti, Arap-İsrail savaşlarında Suriye ile Araplara destek verildi. Fakat Türkiye’nin bu çabaları dostluk temelli bir ilişki kurulması için yeterli olmadı. Çünkü Türkiye, Ak Parti öncesi iktidarlar döneminde istikrarlı ve bağımsız bir dış politika izlemek yerine Batı ülkelerinin yörüngesinde zaman zaman farklılık gösteren politikalar takip etti. Suriye’nin öteden beri Türkiye’ye karşı düşmanca politikalar üretmesinde elbette Hatay Meselesinin önemli yeri vardı. Zira Suriye Hatay’ın Türkiye’ye ait olduğunu hiçbir zaman kabullenemedi. Türkiye-Suriye ilişkileri 2011 yılına kadar belirgin bir iyileşme içerisine girdi. Özellikle Hafız Esad’ın vefatı sonrası Beşir Esad döneminde; komşuluk ilişkilerinde, ekonomik ve ticari işbirliğinde büyük gelişmeler yaşandı. Sonra ne oldu peki? Suriye’nin iç savaşa sürüklenmesi ve Esad rejiminin kendi halkını bombalamaya başlamasıyla büyük bir göç dalgası başladı. “Bu bir vicdan meselesi” denilerek topraklarımıza misafir ettiğimiz mülteci sayısı, yaklaşık 4 milyonu buldu. Rusya’nın Esad rejimiyle birlikte İdlib’i bombalaması, yeni bir göç hareketini tetikleyebilir. Buraya bir nokta koyarak, El Bab, Cerablus, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla elde ettiğimiz kazanımlarda ne durumdayız, ona bir bakalım.

20 Haziran’da Esad, Şam’da Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi A.Lavrentyev ve Dışişleri Bakan Yardımcısı S.Verşinin ile görüştü. Görüşme sonrası taraflar “İdlib’de düzenlediğimiz harekatın Türkiye’nin bu kentten çıkmasını sağlayacağını düşünüyoruz” dedi. Bu şer güçler bizim Suriye’de (İdlib’de) bulunmamızı işgal olarak değerlendirerek Türkiye’nin İdlib’den çıkmasını istiyorlar. İdlib’de sivil halkı bombaladıkları ve halkı göçe zorladıkları halde bu operasyonun militanlara karşı yapıldığını iddia ediyorlar. Kendi halkını bombalayıp göçe zorlamak, toprakları özgürleştirmek midir). 2016’da girdiğimiz kuzey Suriye’den mutlak surette sonuç alarak çıkmalıyız. Müdahale alanımızı muhaliflerin elinde tuttuğu alanlardan çok daha ilerilere taşımamız gerekiyor. Tabi bu da İran ve Rusya’nın desteğiyle mümkün. 

Halep’e de 2016’da Fırat Kalkanı Operasyonu ile girdik. Sonrasında TSK ve Türk devlet kurumları, kuzey Halep kırsalında Afrin, Azaz, el-Bab, Cerablus ve İdlib’e yerleşti. Bu bölgede yaklaşık 27 yerel konsey ve 350 bin Suriyeliyi yönetiyoruz. Cerablus’ta önemli altyapı onarım ve inşa projeleri üzerinde çalışmalarımız var. Kuzey Suriye’ye yardımın sağlıklı ulaştırılabilmesi için güçlü bir alt yapıya sahip olunması gerekiyordu, bu büyük ölçüde sağlandı. Azez ve Cerablus’ta Türkiye büyük bir hastane kompleksi inşa ediyor. Bölgede tüm Suriyeliler alış verilerini Türk Lirası ile yapıyorlar. Türk devleti bölgede; eğitimden sağlığa, alt yapı projelerinden ulaşıma varıncaya kadar hakim. Bölgede geliştireceğimiz sağlıklı yeni hamlelerle Kürt tabanlı terör devleti projesini Sünni koridorla pasifize edebiliriz. Amacımız toprak kazanmak değil, bölgede güvenilir alanlar oluşturarak mültecileri iskân etmektir. Suriye iç savaşını sonlandırabilirsek, büyük miktarda endüstriyel yatırımlar dönemi başlayacaktır. Ayrıca bölgede yerel yönetimler ve ekonomi noktasında belirleyici güç Türkiye olmaya devam etmelidir. Petrol kaynakları Fırat’ın doğusunda yer alıyor. PKK/PYD bu bölgede etkin. Dolayısıyla Fırat’ın doğusunun da terörden arındırılması gerekiyor. Türkiye’nin Kuzey Suriye’den çekilmesi, Erdoğan’ın değil Türkiye’nin yenilgisi anlamına gelir. 

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

  • SofuoğluSofuoğlu25 gün önce
    ÖZ ELEŞTİRİ:REİS'İN VE DANIŞMANLARININ DİKKATİNE:Biliyorum, yazacaklarıma bazıları "Sen REİS'e nasıl böyle yazarsın"derler ve beni suçlarlar ama, ben hakikatları yazıyorum.Sayın REİS'imiz,bir kere lütfen (BEN)dilinden,(BİZ) diline geçermisiniz.Allah aşkına bir düşünelim."Benim valim, benim kaymakamım, benim askerim, benim milletvekilim, benim bakanım, benim işçim,benim memurum,benim milletim veya vatandaşım" uzayıp gidiyor.....Halbuki,(BENİM) yerine (BİZ)kelimesi kulağa daha hoş gelmekte ve hepimizi kapsamaktadır.(BEN)kelimesini halkımız, kibir olarak görmüştür.KİBİRLENMEK, kişiye ve temsil ettiği kurum,kuruluş ve partilere zarar verir.23 Haziran İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanlığı seçimleri meydanda.İkinci husus:Mütemadiyen, her açılışta, her toplantıda, her yerde konuşmanız.Hiçmi konular üzerinde konuşacak kimse yokmu ki, SİZ 17 yıldır mütemadiyen her gün tv'lerde canlı yayınlarda konuşuyorsunuz?Bu konuşmalarınız HALKIMIZ tarafından bir bıkkınlığa sebebiyet vermiştir.Üçüncü husus:SİZ,eski arkadaşlarınızın hemen hemen hepsini devre dışı bıraktınız.Kul hatasız olmaz.Hepimiz beşeriz.Yanlışlarımız, hatalarımız vardır.Sizinde hatalarınız var.Siz, kendi arkadaşlarınızın yerine, cebini dolduranları, gemi su alınca fareler gibi, gemiyi hemen terkedeceklerle doldurdunuz.İşte sonuç meydanda!Sayın REİS'imiz'BEN dili terkedilmeden, kimseye fırsat vermeden Allah'ın her günü TV'lerde konuşmalar terkedilmeden, küsülü olan arkadaşlarınızı partinize davet etmeden ve gönüllerini almadan,AKP+MHP+BBP+SP+İYİ+BU BLOKTAN KURULACAK OLAN PARTİLER BİLEŞMEDEN 2023 yılında yapılacak BAŞKANLIK SEÇİMİNİ KAYBEDERSİNİZ!Çünkü, karşınızda derlenmiş, toparlanmış bir blok var.Ben bir duyarlı vatandaş olarak hepinizi uyarıyorum!Sayın editör:Lütfen bu yazıyı yayınlar mısınız!
  • Ömer İnceÖmer İnce25 gün önce
    Bugün Doğu Akdeniz’e yığınak yapanların, KKTC’yi çepeçevre kuşatmaya alanların, Türkiye’yi Akdeniz ve Ege’den köşeye sıkıştırmak isteyenlerin, S400 almayı engelleyip ülkeyi havada savunmasız bırakmak isteyenlerin, kuracakları sözde uydu devletine açacakları Akdeniz koridorunun, bunu başaramayınca yaptırım kararları alanların, Türkiye’nin dik duruşunu kırmak için içeride vesayete onay verecek muhalefet organize edenlerin hal ve hareketlerini görünce,Türkiye'nin Suriye politikasını sonuna kadar destekliyorum.
  • ZeynebZeyneb25 gün önce
    Hocam bunu bir fitne imtihan olarak bela olarak görüyorum ki zaten öyledir yaşanması gerekiyormuş bırakalım yıpransınlar hatta teröristler birbirinede girsin biz tutarlı bir muhalefet izlemeliyiz dahada güçlenmeliyiz düşünsenize 25 yılda bir inşaAllah son olur içlerinde birbirlerini yok ederler farklı marjinal gruplar bir arada sanıyormusunuz her şey tiktak rayında gidecek ben inanmıyorum GÜÇLÜ olmalıyız demokrasinin gereği bu başa gelen bir BELA!!!
  • hercaihercai25 gün önce
    Bir Okur, Imamoglunu tebrik etmek icin mi bu yazi yaziliyor?
  • Memiş AdıgüzelMemiş Adıgüzel25 gün önce
    Sen ne diyorsun arkadaş. Nasıl olsa bir ay sonra Esed düşer ben de bunları geri gönderirim bu arada kimsesizlerim kimsesi olurum diye milyonlarca Suriyeliyi kabul et ondan sonra başarmak zorundaymışız. Neyi? Böyle devlet politicası mı olur. Esed sevmedim sil defterden Suriye'yi, Sisi'yi sevmedim sil defterden Mısırı, Trump'ı sevmedim sil defterden Amerika'yı. Devletler arasındaki ilişki devletler arasında yürür ve karşılıklı çıkara dayalı olur. Sizinki tek adamın keyfi yönetim. Nah başarırsınız.
  • Kömür KarasıKömür Karası25 gün önce
    Türkiye Cumhuriyeti’nin bir devlet olduğunu unuttuğumuz gün, sadece Ortadoğu'da değil tüm dünyada kaybettik zaten. Devlatler ilişkilerini devletlerle kurar ve çıkar ilşkisidir. Yoksa Erdoğan Esad’ı sevmiyor Suriye'yi sildim, Sisi diktatördür Mısır’ı sildim politikası devlet politikası değildir. Farkındaysanız bizimkisi dış politika falan değil, Erdoğan’ı hoş tutma politikası!
  • Reşid Reşid 25 gün önce
    1-Kendi halkını bombalayıp göçe zorlamak, toprakları özgürleştirmek midir).2-Kürt tabanlı terör devleti projesini Sünni koridorla pasifize edebiliriz.Sayın yazar, 1nci cümlenizdeki yargınız yanlış. Esad başka yerdeki halkını neden bombalanıyor.?İdlib 'te bulunan dışarıdan gelmiş kiralık savaşçılar. ABD, İsrail, Suud, BAE VS gibi ülkeler ve Türkiye' nin desteklediği vekalet savaşının araçları yerel halkı KALKAN OLARAK KULLANIYOR. Önce bu gerçeği kabul edip, üstünü örtmeyeceksiniz.2 ci cümlenizde SUNNİ KORİDOR ne demek. Ayrımcılık, çatışma doğurmazmı,Hatay, Antep, Mardin illerine git Türkmen, Arap, Kürt, Sunni, Alevi vatandaşlarımızın AKRABALRI orada yaşıyor..Rus askeri ve siyasiler İdlip ten bizi çıkaracaklar. Uluslararası hukuk ve Rusya, İran, Türkiye arası yapılan anlaşma sadece resmi anlamda İdlip içindir. Diğer yerlede ki durumumuz ne yazıkki ilerde söyleyecekler İŞGALCİ DURUMUDUR. Biz hariç yabancı güçleri halen meşru olan zalime olsa Suriye hikmeti davet etmiştir. ABD ise Kendi kurduğu İŞİD ile mücadele kılıfı BM mevzuatına GÖRE SÖZDE çok uluslu güç adına ordadırYani önce gerçek durumu doğru anlayıp ortaya koyalım ki millette devletimiz de zorda kalmasınAmakalacak. Şu anda hakimiyetimiz altında ki yerlere oluk oluk para akıtıp bakıyoruz, öte yandan bu yer ile Suriye uğramamış külfeti sırtımıza yüklenmiştir. Bütün bunlar bütünü göremeyen baştakilerin hayalci Hilafet ve Neo Osmancılık hayalinin bedelidir. Yazık hala akıllanmamışız..Bu arada Suriye MEB sınırlarını ben Türkiye olmadan çizmem diyerek buğün yeni farkına vardığımız Doğu Akdeniz Doğal Gaz alanları için birlikte güçlü olmak ve kazanmak stratejisi güttüğü için hedef olduğunu bilmezsiniz..Batı Rusya ve İran enerji bağımlılığından kurtulmak ve bu iki hasım ülkeyi dünya enerji piyasasındaki ağırlı ve buna bağlı diplomasi gücünü kurmak için bizi Suriye de tetikçi yaptı. Ama demek aklımız başımıza gelmemiş. Esad kimimiz medeni ile.
  • Umut AkyolUmut Akyol25 gün önce
    Türkçe öğretmek, yeni gelenlere belli sürede Türkçe öğrenme zorunluluğu getirmek bu işten kurtulmamızda yardımcı olabilir.Dil bir milletin, ülkenin kendi geleneklerini yayması, kendi etkisini arttırması yönünde belki de en önemli konu. Bana göre Osmanlı'nın yaptığı en büyük hatalardan birisi ele geçirdiği yerlerde Türkçe'yi zorunlu tutmamasıdır. Eğer böyle yapsaydı şimdi belki yüz milyonlarca kişi daha Türkçe konuşuyor olacaktı. Bu bölgelerden ülkemize gelenler de uyumda daha az zorlanacaklardı.Öte yandan Osmanlı'nın kendisi Türkçe'yi Anadolu'ya hapsedip kendisi Arapça ve Farsça hayranlığına tutulunca bu çok önemli fırsatı kaçırmış olduk.Cidden üzücü.Şimdi kader tekrar bize bir fırsat sundu.
  • Bir okurBir okur25 gün önce
    Imamoglunu tebrik edemeyisinizi anlamak hiç de zor değil. Demokrasi kavramını kabullenememis olmanızin sizi çağdışı bıraktığını anlamıyor olmanız ironik. Yazılarınızı okumayı surdurmiyecegim.

Günün Özeti