Karahasanoğlu: 'Alnı secdeliler birlikteliği'ni baro seçimlerinde başlatsak..
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Yeni Akit yazarı Ali Karahasanoğlu, bugünkü yazısında ‘alnı secdeli’ mütedeyyin kesimlerin bir araya gelerek ‘alnı secdeli’ tek bir adaydan yana saf tutarak büyük bir güç haline gelmelerinin önemine dikkat çekti.
Bugünkü yazısında, AK Partilisi, MHP’lisi, Saadet Partilisi, Büyük Birlik Partilisi, İyi Partilisi, Nurcusu, Yeni Asyacısı, Süleymancısı, İskenderpaşalısı, Menzilcisi, İsmail Ağa cemaati gibi Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunu oluşturan mütedeyyin kesimlerin birlik içerisinde hareket etmesinin önemine vurgu yapan Ali Karahasanoğlu "Bir sefer de, 'alnı secdeli insan' asgari birlikteliği ile buluşup, ikinci sırada hiçbir kriter aramadan, 'oyumuzu tek bir adayda buluşturalım' deseler ne olur?" diye yazdı.
İşte Karahasanoğlu’nun o yazısı;
Milletvekili seçimlerinde..
Cumhurbaşkanı seçiminde..
Bunlara mahalli seçimleri de ekleyelim..
Herkes farklı bir pencereden bakıp..
Biraraya gelmekten kaçınıyor..
Milli Görüşçüye soruyoruz: “Niye AK Parti’ye oy verecekmişiz? AK Parti’nin CHP’den ne farkı var ki?” diyor, uzak duruyor..
AK Partiliye sorarak, “Niçin birliktelik sağlanamadığı”na cevap arıyoruz: “Tek başına ülkeyi 16 yıl yöneten bir parti, % 3’lük bir partinin isteklerine boyun mu eğecek” diyor..
MHP’liye soruyorsun:
“Cumhurbaşkanlığı seçiminde ittifak yaptık ya.. Daha fazla uzatmayın, isterseniz” diyor..
BBP’liye soruyorsun..
Onlar da ha keza:
“Son seçimde hem cumhurbaşkanı adayı göstermedik, hem de milletvekili seçiminde ittifak yaptık. Ama nasıl yaptık, bir de bize sorun” diyor..
Şu cemaat.. Bu cemaatten insanlara soruyorsun..
Her biri, konuyu farklı bir boyuta çekip, “alnı secdeli insan” etrafında buluşmaktansa, farklı çizgideki ehven-i şerler ile durumu idare etme pozisyonundalar..
“Şeyhim böyle diyor” ile başlıyorlar..
“Bizde itaat zorunlu.. Bizden böyle istendi” diye devam ediyorlar..
Hatta grupların içinde, biri bir yönde..
Diğeri bambaşka yönde oy kullanabiliyor..
“Biz hakikisiyiz.. Onlar taklit” açıklaması yapan da oluyor..
“Çoğunluğumuz bizim safta.. Diğerleri azınlıkta kaldılar..” ile farklılaşmayı izah ettiğini sanan da oluyor..
80 milyonu ilgilendiren seçimlerde..
Hele hele ülkenin tamamının da yönetimi sözkonusu olduğu için..
Kimsenin çağrısına ortak cevap verilemiyor..
“Söz ola kese savaşı.. Söz ola kestire başı” etkisinde bir “söz”e de..
Aynı ciddiyette bir karşılığa da şahit olamıyoruz..
O zaman küçük bir hedef belirleyelim..
Yıllardır kimin seçimi kazandığını bile doğru dürüst bilmediğimiz..
Alnı secdeli insanların dışındakilerin her iki yılda bir yapılan seçimlerde, tekrar tekrar başkan ve yönetime geldiği..
Onların da, bugüne kadar yapabildikleri tüm cabbarlıkları/despotlukları zaten yaptıkları..
Merkezi yönetimin çabaları ile.. Yargıdaki değişiklikler ile..
Artık o cabbarlıkları yapamaz duruma geldikleri..
Dolayısı ile, “Sen şunu seçmezsen.. Yerine gelecek olan diğer azılıların önünü açmış olursun. O zaman da yiyeceğin tokadın haddi hesabı yoktur.. Bugün başörtü yasak ise.. Yarın sakal bile yasaklanabilir.. Hatta dizaltı etek bile yasaklanabilir” söylemi de, bir anlamda artık yürürlükten kalkmıştır..
Açık söylemek gerekirse...
(...)