--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Yaz Saati: Gençlik kıyamda, sıra camilere akında!”

Zekeriya Say
Zekeriya Say

Bilindiği gibi 14 Mart 2016 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı'yla, 30 Ekim 2016’da saatler  bir saat geri alınmayarak “Kış saati uygulaması”na son verildi.

 Amerikalı politikacı ve fizikçi Benjamin Franklin’in fikir babası olduğu mahut uygulama;

Yazın saatlerin bir saat ileri, kışın ise bir saat geri alınmasıyla  gün ışığından daha fazla yararlanarak elektrikten tasarruf etmeyi(!)  amaçlıyordu.

 Çok şükür, iktidar saatlerin ileri-geri alınması uygulamasına son verdi de biz de bu garabetten kurtulduk.

 ***

Kış saati uygulamasına geçilmemesinin üzerinden yaklaşık iki ay olmasına rağmen tartışmalar bir türlü bitmedi.

Yeni uygulamaya en çok karşı çıkanlar, tahmin ettiğiniz gibi;

Kendi iktidarlarında ülkede sıklıkla yaşanan elektrik kesintilerine çözüm bulamayan, hatta köylere doğru dürüst elektrik dahi götüremeyen CHP ve Kemalistler oldu.

 Güya, yaz saati uygulamasına devam edilmesi nedeniyle, Kasım ayındaki elektrik tüketimi, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 6.5 oranında artmış.

 Türkiye’de yaklaşık 25 milyon olan ve bu rakama her yıl ortalama bir milyon adet yenisi eklenen konut sayısının ve bütün olumsuzluklara rağmen dönmeye devam eden sanayi çarklarının bu artışta bir payı var mıdır? bilmiyorum ama,

 Sefa Saygılı Hocamız, Yeni Akit’teki köşesinde:

‘Tufts Üniversitesi’nden Prof. Michael Downing’in; “Son 100 yıl içerisinde yapılan saat değişikliğinden 1 kuruş enerji tasarruf edilmediği”ne dair sözlerini aktarmıştı.

 Demek ki,

Başta CHP olmak üzere, mütareke basınının ısrarla sarıldığı “enerji israfı” itirazının somut bir dayanağı yok!..

 ***

Diğer bir itirazları ise, işe karanlıkta gidilmesi.

Mübarekler, sabah karanlığından kurtulsanız, akşamın karanlığına yakalanacaksınız!..

Her hâlükârda karanlığa yakalanacağınıza göre, sabah veya akşam olması ne fark edecek?

Hem atalarımız ne demiş;

“Sabahın şerri, akşamın hayrından evladır”

 ***

 Tabi bir de;

Kışın bu soğuk günlerinde, karanlıkta çocuklarını okula göndermek zorunda kalan  öğrenci velilerinin uygulamaya yönelik itirazları var..

Sabah hem daha soğuk oluyor, hem de çocuklar karanlıktan korkuyor.” diyorlar.

Bu itirazı yapanlar anlaşılan, ders saatlerinin belirlenme ve değiştirilme yetkisinin valiliklerde olduğundan bihaberler.

***

Bir internet sitesinin “Saatler geri alınsın” kampanyası ise çığ(!) gibi büyümüş ve imza sayısı 110 bine ulaşmış.

Salt çoğunluğu yakalamaları için yaklaşık “39 milyon” imzaya daha ihtiyaçları var.

Onlar imza toplaya dursun..

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş 2016 yılının son Bakanları Kurulu toplantısından sonra konu ile ilgili yaptığı açıklamada;

“Yaz saati uygulamasını geriye almak gibi bir niyetlerinin olmadığını” ifade etti.

Tabi bu açıklamaya rağmen tartışma bitmeyeceğe benziyor!..

Çünkü uygulamaya karşı çıkanların derdi başka!...

“Erdoğan gitsin de isterse ülke batsın” diyenlerin, Kış saati uygulamasına geçilerek elde edilecek tasarrufu umursadıklarına siz ihtimal veriyor musunuz?

Asla!

Adamların derdi başka!…

Sözcü gazetesi yazarı Rahmi Turan, geçtiğimiz günlerde bunu açık açık yazdı..

“Yaz saati uygulamasının değiştirilmemesiyle AKP'nin gerçek amacının Cumhuriyet'in ilk devrimi olan Aralık 1925 tarihli Takvim ve Saat Devrimi'ni ortadan kaldırmak” dedi.

Güya; 1925'te Türkiye saati olarak Kocaeli'nden geçen 30'uncu meridyen baz alınıyormuş.

Ak parti’nin yeni uygulamasıyla,  “Mekke'den de geçen Ağrı Doğubayazıt üzerindeki 45'inci meridyen” baz alınmaya başlamış..

Dedik ya dert başka diye!..

CHP milletvekili Mustafa Balbay meclis kürsüsünden “Çocukları karanlıktan çıkarın” derken kastettiği “karanlık”la..

İzmir Barosu’nun açıklamasında yer verdiği “zifiri karanlık”ın,

Gün ağarmadan önceki o karanlık olmadığından adım gibi eminim..

Eğer açıklamalarla “sabahın körü” kastedilmiş olsaydı, TMMOB açıklama yapma ihtiyacı duymazdı.

Ne söylediklerine özellikle bakmadım ama,

TMMOB’un çatısı altında bulunan  Bilgisayar Mühendisleri Odası’nın yaz saati uygulaması hakkındaki bildiriyle hükümete destek vermedikleri kesindir.

***

Bu muhalif zümrenin itirazları;

“Sabah ezanı okunduğunda insanların, özellikle de istikbalimize yön verecek olan gençlerin uyanık olması”na.

Belli ki,“Essalatu hayrun minennevm” nidası sadece uykularını değil, huzurlarını da kaçırmış..

40 yıldır uygulanan bu mahut uygulama yüzünden, gençler sabah ezanını duyamadan büyüyorlardı..

Bütün mevcudat sabah ezanıyla yeni güne başlarken, bizim gençlerimiz devlet eliyle fosur fosur uyutuluyorlardı..

Yeni uygulama, işte bu kokuşmuş düzeni tarumar etti..

Çocuklarımız, sabah ezanının “saba makamı”yla okunduğunu,

“Essalatu hayrun minen nevm” kutlu çağrısıyla “Namazın uykudan daha hayırlı” olduğunu öğrenmeye başladı.

10 yaşındaki oğlum iki aydır sabah ezanı okunurken ayakta ve namazını vaktinde kılıyor.

Yakın çevremden birçok kişi sabah namazını kılarak evden çıktıklarından huzurla bahseder oldu.

***

Şimdilik açıkça dillendirmiyorlar ama “yaz saati” değil, “dindar gençlik”in ayak sesleri onları rahatsız eden.

Yahu “sabah namazından ne diye korksunlar?” diyenlere,

İstiklal Şairimiz MerhumMehmet Akif’in şu müthiş tespitini hatırlatmak isterim!..

Mehmet Akif merhuma sormuşlar.

Bu ülke ne zaman düzelir? diye..

El cevap:

“Cuma namazına giden cemaat, sabah namazına da giderse!.”.

***

Gençlik, şimdilik  sabah ezanı okunurken kıyamda, yakında inşallah camileri de dolduracaklar!..

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle