--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

"Talih yiğitlerden korkar, korkakları ezer"

Zekeriya Say
Zekeriya Say

Şu sıralar Alman pasaportuyla Türkiye’ye karşı atıp-tutan casusluk firarisi John Dündar;

2008 yılında “Mustafa” adlı bir belgesel film çekmiş, Atatürk’ün hayatını anlatmıştı.

İnsani” yönlerinin anlatıldığı belgeselde, Atatürk;

“karanlıktan korkan” biri olarak gösterilmişti.

Esasen,

Atatürk’ün karanlıktan korkması anormal bir durum değildir.

Zira,

Allah-u Teâlâ, Nisa Suresinin 28. ayetinde;

İnsanı aciz bir varlık olarak yarattığı”ndan bahsetmektedir.

Ki insan;

Bir kul olarak yaratıcısına karşı ne kadar zayıf olduğunun farkına varsın.

Netice olarak;

Atatürk’ün değil karanlıktan, kardeşi Makbule Hanım’ın anlattığına göre “fareden korkuyor” olması da gayet normaldir.

***

Bilindiği gibi korkunun pek çok çeşidi var.

Acı çekmekten korkanından tutun da,

Hayaletlerden, evlenmekten, yüksekten, köpekten, üç harflilerden, mezarlıktan, asansörden ve seslerden korkanlara kadar uzunca bir “fobi” listesi var.

Maalesef günümüzde yeterince rastlamasak da,

“Allah’tan korkan”ların da olduğunu biliyoruz.

Tabi bir de “geçmişten” korkanlar var!

İşte korkakların en tehlikelisi bunlardır.

Bu tipler;

Tekrar başa dönmekten korkarlar.

Bu korkularını yenmek için de;

Etraflarında geçmişi hatırlatan ne varsa, onları yok etme cihetine giderler.

Maddi, manevi, örfi ve ananevi…

Geçmişle alakalı ne varsa hepsine karşı iflah olmaz bir düşmanlık sergilerler.

Bu tür korkaklar;

Korkularından beri olmak için namluların arkasına dahi sığınmakta bir beis görmezler.

***

Ödleklerin bu türlüsü maalesef Türkiye’de ziyadesiyle mevcuttur.

Bunlardan biri de sünnetçi Dr. Rıza Nur’dur.

Rıza Nur,

Cennetmekân Sultan II. Abdülhamid'e karşı çıkanların başında gelir..

Dr. Rıza Nur;

Sarayda doğan son şehzade olan,

Abdülhamid'in oğlu Şehzade Burhaneddin Efendi'nin çocuğu “Osman Ertuğrul” dünyaya geldiğinde, telaşlanmış;

"Eyvah! Başa mı dönüyoruz?" demiştir.

Öyle ya;

Ertuğrul, Osmanlı’nın kurucusu Osman Gazi'nin babasıdır.

Hani geçtiğimiz hafta;

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 3. Kültür Şurası'nda yaptığı konuşmada;

“Benim torunlarım normali izlemekle kalmayıp tekrarını da izliyorsa demek ki bunu kazanmışız.” dediği 'Diriliş Ertuğrul' dizisinde hayatı canlandırılan kahraman ceddimiz,

Süleyman Şah oğlu Ertuğrul Gazi var ya, işte o.

Ertuğrul Bey’in ismi dahi, Rıza Nur gibilerini korkutmaya yetmişti.

***

Dedik ya,

"Bizde bu korkaklardan çok var." diye..

Mesela;

Daha dün gibi hatırladığımız “Gezi olayları” sırasında, 

Erdoğan’ın alaşağı edileceği inancıyla, yıllardır içlerinde biriktirdikleri nefreti, duvarlara;

“Zulüm 1453’te başladı” diye kusanlar da, geçmişten korkanlara birer örnektir.

Eğer ilan etmekten korkmasalardı;

Fatih Sultan Mehmet’e olan bu nefretlerini “Gezi isyanı”na kadar içlerinde mümkün değil, tutmazlardı.

***

Hazır,

“geçmiş” ve “Fatih” demişken;

Meğer bu ikisinden korkan bir kişi daha varmış...

Serdengeçti dergisinin,

Kasım 1950’de yayımlanan 12. sayısında,

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti, başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor:

Serdengeçti bir ara;

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak” dizelerinin yazarı ve “İstiklâl Şairi”miz Mehmet Akif Ersoy için Ankara’da bir anma töreni tertip etmek ister.

Mekân olarak da,

Ankara Halkevi Salonu’nu uygun görür.

Tek parti döneminde CHP propaganda merkezi gibi çalışan Halkevleri’nin, o dönem reisi olan Ferit Celal Güven’in yanına gider ve durumu izah eder.

Ferit Celal;

Mehmet Akif’in İslamcı” olmasından dolayı salonu vermek istemez.

Üstad Serdengeçti ise ısrar eder…

“Vatanı kurtaran ruh, milleti kurtaran kahramanlar, Akif’in şiirlerini yazdığı ruh ve kahramanlardır” der.

“Onlar olmasaydı burada ne siz, ne biz, ne de halkevleri olurdu…

Hem efendim inkılâbınız Akif’in ölüsünden korkacak kadar zayıf mı?” diye üsteler.

 “Ölü” lafını duyan Ferit Celal Güven çok şaşırır ve,

Osman Yüksel’e “bir sigara almaz mısınız?” dedikten sonra anlatmaya başlar:

Geçenlerde şefim ( İsmet İnönü) buraya geldiler.

Köşede asılı duran Fatih’in ( Fatih Sultan Mehmet) resmini göstererek;

“Bu adamdan sen korkmuyor musun?

Nasıl asıyorsun resmini?” dediğini aktarır.

Bu diyalogtan anlıyoruz ki,

CHP'lilerin "Ebedi Şef"i İsmet İnönü, 

Peygamberimizin iltifatına mazhar olan Fatih Sultan Mehmet Han'ıın fotoğrafından dahi korkuyormuş.

***

Fakat biz biliyoruz ki;

Savaşlar kazanmış,

"Takrir-i Sükûn" kanunu ile sıkıyönetim ilan etmiş,

İstiklal Mahkemeleri”nde binlerce insanı astırmış,

"Dolmabahçe Sarayı"nı oğluna “öğrenci evi” olarak tahsis etmiş.

Hatta,

Küçük oğlu için de “Fen” fakültesi kurdurmuş, sınırsız kudret sahibi İsmet İnönü;

Duvarda ancak bir çivi sayesinde durabilen “Fatih”in yağlı boya tablosundan korkacak değildir!..

İsmet İnönü,

Fatih’in temsil ettiği o muazzez ruhun yeniden ihyasından korkuyordu.

Bu yüzden de,

Kendisinin 350 bin adet çerçeveli resmi olmasına rağmen, o;

Fatih'in bir adet tablosunun kopyasından endişe duyuyordu.

***

Maalesef İsmet İnönü’deki mahut korku, bugünlerde partisi CHP’ye de sirayet etmiş durumda!..

16 Nisan’da yapılacak anayasa değişikliği referandumunu sırf bu korku yüzünden;

“Rejim değişecek.. Padişahlık gelecek” iftirasıyla yaftalıyorlar.

Zira,

Bunların en büyük korkuları,

Tıpkı dedeleri İnönü gibi;

Osmanlı ruhunun yeniden canlanması korkusudur.

İnsan gerçekten anlamakta güçlük çekiyor.

Nedense bir türlü bitmedi bunların, ceddimize olan nefretleri.

Çok değil,

Daha bir ay önce hep birlikte şahit olduk;

Abdülhamid’in torunu Nilhan Sultan’a, “kuduz köpekler” gibi saldırmalarına.

Fakat istedikleri kadar kudursunlar!

Çünkü;

“Yeniden dirilişin mayası tutmuştur.”

Bizim mayamız tuttukça,

Onlar korkularından dolayı, köpürüp kuduruyorlar!..

Bırakalım daha da korksunlar.

Hatta istedikleri kadar kudursunlar.

Zira bir atasözünde de ifade edildiği gibi;

"Talih yiğitlerden korkar, korkakları ezer."

O yüzden de;

“Korkmak yok, yola devam!..

Ta ki;

16 Nisan’da “EVET” diyerek;

Türkiye’nin “makus talihini” değiştirene kadar!..

 

Twitter.com/Zekeriya_Say 

facebook.com/SayZekeriya

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle