“O çok kötü bir insan”
Aydın Doğan,
Enis Berberoğlu’nu, Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmenliğinden gönderdiğinde;
“Her gün hükümeti eleştirmek gazetecilik değil.” demişti.
Hani “gelen gideni aratır” derler ya;
Berberoğlu’nun yerine gelen Sedat Ergin, değil hükümeti eleştirmek,
“Karargâh rahatsız” manşetiyle “darbe şakşakçılığı” yaparak ordu ile hükümeti karşı karşıya getirmeye çalıştı.
Fakat attığı o meş’um manşetin altında kalarak, görevinden kovuldu.
Sedat Ergin'in yerine ise Fikret Bila geldi.
Bu haberi, dünkü gazetede;
“Hürriyet’e bayrak değişimi” diye vermişler.
Oysa Hürriyet’te değişmesi gereken bayrak değil, “zihniyet”tir.
***
Fikret Bila geçtiğimiz yıl Haziran ayında, yaklaşık 30 yıldır çeşitli görevlerde çalıştığı Milliyet’ten, genel yayın yönetmeni statüsünde iken istifa etmişti.
Bila’nın istifasından sonra Hürriyet’e geçeceği ve genel yayın yönetmeni olacağı iddia edilmişti.
Güya Aydın Doğan,
Hürriyet’in başına hükümete yakın bir isim arıyordu.
Benim anlamadığım, kendi fikirlerinin, sırasıyla;
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Bülent Ecevit'in ve Deniz Baykal'ın fikirleriyle örtüştüğünü söyleyen Fikret Bila
Nasıl oluyor da “hükümete yakın bir isim” olarak anılıyor?..
***
Fikret Bila’yı tanıyanlar, onu;
“İyi bilgi alır fakat kendisi pek bir şeyler üretemez” diye tarif ederler.
“Bilgi alma” kabiliyetini ise, yine kendisinin;
“Bir kulağımda Mesut Yılmaz’la, diğer kulağımda Çevik Bir’le konuştuğumu biliyorum” sözlerinden anlıyoruz..
Tabi bir de Fikret Bila’nın “yazarlık” yeteneği vardır ki, o da evlere şenliktir!..
28 Şubat davasında tutuklu yargılanan Emekli Albay Hüsnü Dağ’ın evinde yapılan aramalarda ele geçirilen;
“Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği Basın Yayın Halkla İlişkiler ve Tanıtım Dairesi Basında Bugün” başlıklı belgede;
Bila’nın, 7 Mayıs 1998’de yayımlanan “Kurban Derisi” başlıklı köşe yazısının altında el yazısı ile yazılmış ve paraflanmış, “Sayın komutanım bu makaleyi biz yazdırdık. Gensek (Genelkurmay Genel Sekreterliği)” notu bulunmuştu.
Demek ki neymiş?
Sadece bilgi almakla kalmıyor, sipariş yazılar da yazıyormuş!..
Hem öyle sade bir yazı ile bıraksa iyi…
Ne yazılar var, ne yazılar!
Mesela Bila’nın;
“Milliyet Gazetesi- 21 Nisan 1997- ‘Osman Paşa az bile söylemiş”
“Milliyet Gazetesi- 12 Temmuz 1997- Batı Çalışma Grubu,”
“Milliyet Gazetesi- 19 Temmuz 1997- Görüntü,”
“Milliyet Gazetesi – 1 Eylül 1997- Yılmaz: “Para yok,”
“Milliyet Gazetesi- 27 Nisan 1998- Terör ve İrtica,”
Yazılarını da “sipariş” üzere yazdığı iddia edilmişti.
Siparişi verenler ise, tam da tahmin ettiğiniz gibi;
“Üst düzey bir askeri yetkili”,
“Genelkurmay üst düzey yetkilisi”,
“Üst düzey bir komutan” ve
“Üst düzey komutanlar.”
Örneklerden de anlaşılacağı gibi;
Bila’nınki işte böyle bir gazetecilik!.
***
Bir de “yönetici” olarak Fikret Bila var.
Milliyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olduğunun hemen ertesinde ayağı uğurlu gelmiş,
her ne kadar bir dahli olmadığı söylense de ilk iş olarak Can Dündar Milliyet’ten kovulmuştu.
Tabi bir de bizzat Fikret Bila’nın kovdukları var.
Bu isimlerden biri,
O dönem Milliyet gazetesinde ikinci adam konumunda olan Hürriyet yazarı Melis Alphan’ın eşi Umut Alphan’dı.
Melis Alphan;
Bila'nın Milliyet’teki istifasının ardından bir paylaşımda bulunmuş:
“Fikret Bila, yıllardır sırf kendi koltuğunu korusun diye eski Milliyet'ten vasıflı kim var kim yok kovdu.
Şimdi kendi istifa etmiş.
İnsanlar hakkında böyle bir şey kolay kolay söylenmez ama o, çok kötü bir insan.” demişti.
Hürriyet'in başına getirilen Fikret Bila,
Melis Alphan’dan o sözlerin hesabını sorar mı? bilinmez ama!..
İçimden bir ses, geniş kapsamlı bir temizlik yapacağını söylüyor.
Malum, hem önümüz bahar!.
Hem de Fikret Bila'da o istidat var.
Ne de olsa "o, çok kötü bir insan."







