--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ne münasebet, asıl biz korkuyoruz Işıl Hanım!..

Zekeriya Say
Zekeriya Say

13 Aralık’ta, Doğan Holding’in yönetimini elinde bulunduran Aydın Doğan’ın kızlarının bir yandan ABD’de tarihi Kuran-ı Kerim sergisi ve İslamofobi ile mücadele amacıyla panel düzenleyip, diğer yandan da ahlaksız haberlerle ismini duyuran Işıl Cinmen’i, Posta gazetesinin haftasonu eki Cumartesi Postası’nın yayın yönetmeni olarak atamalarını eleştirmiştik.

Swinger (eş değiştirme) partisine katıldığı gerekçesiyle Haber Türk gazetesinden kovulan birinin, bir daha gazetecilik(!) yapmaması gerekirken, Cumartesi Postası’nın yayın yönetmenliğine getirilmesini, doğrusu anlamakta zorlanmıştık.

Çünkü Işıl Cinmen bir gazeteciden çok, ahlak törpüsü gibi çalışıyor!..

En son skandalını tekrar hatırlatacak olursak;

Avrupa’da ve ABD’de çok popüler olan Speed Dating (Hızlı Flört) akşamları adlı rezaletin Türkiye’ye geldiğini haberleştiren Işıl Cinmen; 

Şimdilik İstanbul, Ankara, İzmir ve Eskişehir’de düzenlenen ve tüm yurda hızla yayılan bu rezilliği gidip, yerinde test etmiş…

“Her biriyle 4’er dakika olmak üzere 1 saatte 15 kişiyle flört ettikten” sonra, bunu da Posta gazetesinin birinci sayfasından neşretmişti.

Haliyle, biz de bu rezilliğin haber kılıfıyla reklamının yapılmasını dilimiz döndüğünce eleştirmiştik.

***

Bu konuyu tekrar gündeme getirme nedenimiz ise, Işıl Cinmen’in bir internet sitesine verdiği röportaj.

Öyle anlaşılıyor ki; attığımız taşlarla bazı kurbağaları ürkütmüşüz!..

Gazeteci, Yeni Akit’i kast ederek, “Sen korkmuyor musun?” diye bir soru sorma ihtiyacı hissetmiş…

Cinmen de;

“Ay onlardan korkan onlardan beter olsun! Ben yanlış, kanun ya da etik dışı hiçbir işin içinde olmam. Tertemizim, o yüzden de hiç korkmam, hiç de kızmam. Vız gelir tırıs giderler. İstediklerini yazsınlar” demiş.

*** 

Bence de korkmasını gerektirecek bir durum yok.

Çünkü,

Işıl Hanım’ın yaptığı ahlaka mugayir haberlerin hukuki olarak bir yaptırımı yok.

Zaten kendisi de bu durumun farkında.

Hem olsa ne yazar?

Zira Işıl Hanım, ünlü ceza hukukçusu(!) Avukat Ergin Cinmen’in kızı.

Ergin Cinmen;

Susurluk skandalından sonra ortaya çıkan "sürekli aydınlık için bir dakika karanlık" eylemlerinin mucidi ve aynı zamanda isim babasıdır.

Çok yetenekli bir avukattır.

Öyle ki;

Yolsuzluk iddialarından dolayı görevden alınan CHP’li Gürbüz Çapan’ın, Esenyurt Belediye Başkanlığı görevine yeniden iade edilmesini sağlamıştır.

Cinmen, bir yandan 15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ ile olan iltisakından dolayı kapatılan Taraf gazetesinin avukatlığını yaparken, diğer yandan da Hrant Dink davasına bakacak kadar ilkeli(!) bir avukattır.

Kendisi;

Aziz Nesin Vakfı’nın İstanbul Çatalca’da bulunan Çocuk Bakımevi’nde yaşanan “taciz”in tescillenip, vakıfta ikamet eden iki kişiye 4’er yıl hapis cezası verilmesine rağmen, “taciz yoktur” demişti. Tabi bu skandalı haberleştiren gazetemize dava açması da işin cabası.

Ergin Cinmen adı, son olarak;

Şu sıralar Alman pasaportu ile Avrupa’da ülke ülke dolaşıp, Türkiye’ye müdahale çağrıları yapan firari casus Can Dündar’a destek amacıyla, “Biz Yurttaşlar” başlıklı bildiriye imza atanlar arasında yer almıştı.

Gazeteci Işıl Cinmen, işte böyle bir babanın kızı.

Yerinde kim olsa korkmazdı, sanırım!..

***

Tekrar Işıl Cinmen’in gazetemiz “Yeni Akit’e meydan okudu”ğu açıklamasına dönecek olursak;

"Bir saatte 15 kişiyle hızlandırılmış flört" eden “tertemiz(!)” gazeteci Cinmen;  “Korkmuyorum, vız gelir tırıs giderler” demiş ya,

Sonuna kadar haklı…

Çünkü biz, onlardan korkuyoruz!..

Işılgillerden ve onların temsil ettiği hayat tarzından çok korkuyoruz!..

Tıpkı, Cihan Sultanı Kanuni’nin, Fransızlardan korktuğu gibi...

Yanlış bildiğimi düşünüyor olabilirsiniz ama bence korkan Fransızlardan çok Kanuni Sultan Süleyman’ın kendisiydi.

Fransa’da yapılmaya başlanan ve “yatay arzuların dikey ifadesi” şeklinde tarif edilen, bir nevi “ayakta zina yapmak” da diyebileceğimiz dansın, kendi topraklarına sıçrama ihtimalinden korkuyordu Kanuni..

O yüzden Fransa Kralı'na bir mektup yazıp; “Bu rezaletin memleketime de geçme ihtimaline karşı, bu mektubun eline geçtiği andan itibaren derhal son verilmediği takdirde, bizzat Ordumla gelip bunu ben yasaklarım!.." deme ihtiyacı hissetmişti.

***

Şimdi bizler de, tıpkı Kanuni gibi;

Kapalı kapılar arkasında yemeleri gereken haltları ulu-orta yiyip, onları da gazetelerinin birinci sayfasından yayınladıkları sürece, bu hayasızlıkların gençlerimize de sirayet edeceğinden korkuyoruz...

O yüzden korkması gereken onlar değil, bizleriz..

Hem ne demiş atalarımız?

Kork, Allah’tan korkmayandan!”

Evet,

Korku; kaybedecek bir şeyi olan insanlara özgü bir haslettir!..

Ve bizim kaybetmekten korktuğumuz çok fazla değerimiz var!..

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle