Karın ağrısı “Couvade” oluşundan!..
Biri var.
Sanatçı(!) diye ortalıkta dolaşıyor...
Araştırdım, sanatıyla gündeme geldiği pek vaki olmamış.
Varsa yoksa hakaret…
Geçenlerde yine ortalığa çıktı,
16 Nisan’da “evet” diyecek olan vatandaşları;
"Arabası olmayıp da köprü yol yapılıyor diye sevinen, cebinde beş kuruş parası yokken borsa artıyor diye sevinen insanları dünyanın hiç bir yerinde bulamazsın. 15 yıldır aç olan adam ben niye 15 yıldır niye açım diye konuşmuyor. Hala gidiyor sevgili kardeşim meşazımı aldın mı diyor" sözleriyle hem eleştiriyor, hem de aklınca dalga geçiyor.
Zevatın hezeyanını gördüğümde,
“Senin yapacağın yoruma …” deyip, küfür etsem mi? diye düşündüm fakat “değmez” diyerek vazgeçtim...
“Küfür” demişken, bir hususu anlatmalıyım.
Malum,
“Gezi Parkı’nda ağaçlar kesiliyor” diye ülkeyi yangın yerine çeviren o kalkışmanın önde gidenlerinden biri olan bu mülevves, müptezeli;
Yalova Belediyesi,
“Yol genişletme” bahanesiyle 180 adet asırlık ağacı kestiğinde Yeni Akit olarak aramış, zevatın konu hakkındaki fikrini öğrenmek istemiştik.
Peki, o müptezel ne yapmıştı?
“O ağaçlar var ya…” diye başlayarak bizlere “dallı budaklı” çok ağır küfürler etmişti.
O müptezelin etmeye utanmadığı fakat bizim haberleştirmeye “ar” ettiğimiz küfürlerin ses kayıtları elimizde duruyor.
İnkâr ederse, aynen iade ederiz…
***
İtiraf etmeliyim ki;
Hiçbir filmini izlemediğim bu küfürbazı pek tanımam.
O yüzden kim ne yazmış diye arşivlere baktım.
Televizyon yazarı Aykut Işıklar, onu tarif ederken;
“Ben daha önce hiçbir aktörü, kız kardeşine tencere seçerken görmemiştim. Bu arada eşi … …..'nün psikolog olduğunu öğrendim. Fazla düşünmeye hiç gerek yok. Ailesine bak, …. …..’nün nasıl bir insan olduğunu anla” demiş.
Mahut zevatın seçtiği tencerelere ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok ama artık bir eşi olmadığını biliyorum.
Hanımefendi;
İki çocuğu olmasına rağmen 20 yıllık evliliğini tek celsede bitirdiğine göre,
“Nasıl bir insan?” olduğunu aile mefhumundan anlamamız mümkün görünmüyor!..
O halde ne yapacağız?
Tabi ki araştıracağız…
Ben de öyle yaptım!..
Araştırdım…
Meğer malum şahıs;
her 100 erkekten 20’sinde görülen bir rahatsızlığa sahipmiş.
İşin ilginç yanı,
Hastalığının hem adı hem de semptomları çok acayip.
İngilizcesi zayıf olanların ve Doğu şivesiyle konuşanların, hastalığın adını okurken dikkat etmesi şart.
Bildiğiniz gibi;
İngilizcede “C” bazen “K” diye okunuyor.
Hazır aklıma gelmişken anlatayım;
Lisede İngilizce öğretmenimizin ismi Cevat’tı.
Bazen şaka yollu bize takılır,
“Aman çocuklar benim branşım İngilizce diye ismimi sakın “K” ile okumayın” derdi.
Neyse, şaka bir tarafa!..
“Kuluçka sendromu” da denilen hastalığın adı “Couvade (Kuvad) sendromu.”
Kuvad;
eşi hamile kalan erkeğin, gebelik belirtileri göstermesine deniliyor.
“İştahsızlık, mide bulantısı, kusma, karın ve sırt ağrıları, sinirlilik, stres, uyku sorunları” vb. gibi belirtileri var..
Yani,
yalancı hamileliğe yakalanan baba adaylarında sık sık;
“Bulantı, kusma, şişkinlik, sindirim sorunları, karın ağrısı, gaz sancısı, nedeni açıklanamayan baş ağrıları, sinirlilik, gerginlik” gibi sorunlar ortaya çıkıyor.
Fakat herhangi bir fiziksel soruna rastlanmıyor.
Sanırsın hastalığı değil de, mahut oyuncuyu tarif etmişler…
Zevatın yaptığı açıklamalara bakıyorsun;
Refikleriyle birebir aynı.
Avrupa, peygamberimize hakaret ediyor.
Malum şahıs da.
Mesela;
“Aranda 1600 yıl fark olan bir adamla aynı zaman diliminde yaşamanın zorluğuna ilaç olur mu demokrasi?” hakareti ona ait.
Recep Tayyip Erdoğan dersen;
iki eleştirisinden birini ona yapıyor, diğerini Ak Parti'ye.
Referanduma “evet” diyecek olanlara ettiği küfürler, zaten yazının
gerekçesi.
Türkiye için hakeza…
11 Kasım 2013’te,
“Sosyalist Enternasyonal”de;
‘Türkiye’de devlet, sivillere öldürmek kastıyla ateş açıyor’ diyen de oydu..
İşin ilginç tarafı, adamın Atatürk’le de arası yok.
“Kemalist değilim” dediği bir röportajında,
“1923’te ilan edilen Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet bir nimettir” diyebilmiş.
Üstelik,
Cumhuriyet’i ilan eden Mustafa Kemal için de;
“Atatürk'e ihtiyaç basiretsizlikten” diyen de kendisi.
Bu da, bozuk saatin doğruyu gösterdiği bir an olarak kayıtlara geçmiş.
*
Dedim ya, hastalığı çok acayip.
“Kuvad” olmak, böyle bir şey demek?!..
Türkiye düşmanları başımıza hangi felaketi doğurmak istese,
belirtileri bizimkinde.
Çemkiriyor, kıvranıyor, karın ağrısı çekiyor, ofluyor, küfrediyor..
Sonra seçimler oluyor, bakıyorsun küçücük bir fiziksel değişiklik yok…
İnsan olanın en azından yüzü kızarır birader…
Ama yok!..
Hakaret etmeye kaldığı yerden devam ediyor.
Hem de hiç utanmadan, sıkılmadan.
Bu yazı biraz "Laf lafı açıyor" oldu ama,
“Yok” demişken, bahsetmezsem çatlarım.
Sanatçı(!)mız;
21 Mayıs 2013’te Habertürk’te verdiği bir röportajda, muhabirin;
Kılıçdaroğlu'na kızdığınız oluyor mu? sorusuna ne dese beğenirsiniz?
“Yok.” demiş.
Evet evet..
Tek hece “YOK.”
Türkiye’de hiçbir şeyi beğenmeyen, her şeye muhalif olan sanatçı(!)mız, yalnızca Kılıçdaroğlu’ndan memnun?!..
Tıpkı,
Avrupalılar ve Fetullahçılar gibi…
Eh,
Bu durumda yazıyı daha fazla uzatmanın da bir anlamı “YOK”!..
***
Doğru söyleyin, merak ettiniz değil mi?
Kim bu “Couvad" hastası diye?
Söyleyeyim:
Levent Üzümcü…







