--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hande Fırat iki darbe gördüyse, benimki neden dört tane!..

Zekeriya Say
Zekeriya Say

Birçoğumuz gibi ben de, 15 Temmuz gecesi FETÖ’nün darbe girişimi sırasında; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı cep telefonundan yayına bağlamasıyla tanıdım Hande Fırat’ı.

Nedense o güne kadar dikkatimi çekmemiş gazeteciliği.

Oysa büyük gazeteci(!)ymiş.

En azından yaş olarak benden büyük…

Hande Fırat,

15 Temmuz’daki performansı sayesinde daha da büyüdü, Hürriyet’in Ankara temsilcisi oldu.

***

Fırat,

Düne kadar herkesten özel ilgi görüyordu.

Patronu Aydın Doğan,

“Çıçıt”ıyla evlenmesi halinde, düğün masraflarını dahi üstlenmeyi vaat ediyordu.

Derken;

“Nazar”dan mıdır, nedir?

Durup dururken Hande Fırat’a bir haller oldu.

15 Temmuz’da “Demokrasi havarisi” kesilen o kadın gitti, yerine “Darbeye gel gel” yapan biri geldi…

Belli ki;

22 Şubat’ta;

“TSK’da başörtüsünün serbest bırakılması” birilerini rahatsız etmiş,

Bunu dile getirmek de;

 “7 eleştiriye 7 yanıt” başlıklı haberle Hande Fırat’a düşmüştü.

Fırat'ın haber kaynağı ise,

“Genelkurmay İletişim Dairesi..."

Dur bakalım kim çıkacak?..

***

Doğrusunu söylemek gerekirse,

Dışarıda DEAŞ’la, içeride PKK ile mücadele eden ordumuzun böyle bir “rahatsız”lığı olduğunu bilmiyordum.

Meğer,

Genelkurmay’daki “rahatsız”ın, rahmetli Hasan Karakaya ağabey için yapılan taziyeden dolayı, karın ağrısı da henüz geçmemiş.

Öyle ya,

Mesele gazeteciler için yapılan taziyeler olsa;

Komünist Çetin Altan,

TRT'den sabıkalı Mehmet Ali Birand,

Cumhuriyet paçavrasından Cüneyt Arcayürek,

Nefretin Sözcüsünden Mehmet Türker de,

 Genelkurmay’ın taziyesinden nasibini almışlardı.

Öyle olsa,

Mahut taziyelerden dolayı da rahatsızlık duyulması gerekirdi.

Fakat niyet başkaydı.

28 Şubat’a sayılı günler kala birilerinin canı “postal kokusu” çekmişti.

Bu postal yalama arzusu da,

Hürriyet gazetesinin 25. Sayfasına; “Karargâh rahatsız” başlığıyla aksetmişti.

Bunların cemaziyülevvelini iyi bildiğimiz için, bu ucuz numaraları yutmadık.

Vatandaş da yutmadı.

Nitekim,

Gelen yoğun eleştiriler sonrası gazete olarak alelacele bir açıklama yayınladılar.

Güya başta vatandaşlar olmak üzere, tüm Türkiye;

Hürriyet’in “gazetecilik saikleriyle hareket” ettiğini kavrayamamışve “iftira atmakta sınır tanımamış”tı.

Kastettiği vatandaş ise,

15 Temmuz gecesi Bağcılar’da bulunan Doğan Medya Center’ı darbecilerden temizleyenlerin ta kendisi..

Sağolsun Hande Fırat da, dün sabah katıldığı CNN Türk yayınında, Hürriyet’ten aşağı kalmamış;

 "Haberlerin içini doğru düzgün okumuyoruz.” diyerek vatandaşa inceden göndermede bulunmuş.

Henüz Ak Parti’ye verilen destek yüzde 40’ın altına düşmediği için, biz neyi kastettiklerini çok iyi anlıyoruz.

Neyse!

Bizim gibi cahil(!)leri bırakıp, birazda;

“Yaptığım iş sebebiyle okuyan bir kadınım...” diyen Hande Fırat’tan bahsedelim isterseniz.

Fırat;

15 Temmuz alçak darbe kalkışmasından yaklaşık iki hafta sonra yani 27 Temmuz 2016’da, Hürriyet gazetesine verdiği röportajda, Ayşe Arman’ın;

-Senin daha önce bir darbe tecrüben var mı? sorusuna:

- Ben 1974’lüyüm. 12 Eylül’de 6 yaşındaydım. Esat’ta oturuyorduk, lastikler mastikler bizim kapının önünde yakılırdı. Çatışma olduğunda, anneannemin, kardeşimle beni ellerimizden tutarak kaçırdığını, dükkânların içinde saklandığımızı bilirim. Darbe tecrübem bu kadar.” demiş.

İtiraf etmeliyim ki bu röportajı okumamıştım.

“Tepki” veren birileri de olmadığına göre;

Acaba kimse bu röportajı okumadı mı?..

Okuyan varsa da, neresiyle okumuş merak ettim doğrusu..

Hande Fırat o kadar “cin” ki, henüz 15 Temmuz’un sis perdesi dağılmadan kaşla göz arasında operasyon çekmeyi ihmal etmemiş.

Bakar mısınız?

Hanımefendinin hatırladığı tek darbe “12 Eylül 1980 darbesi”ymiş.

Hayır!..

Hafızada bir problem olsa;

Henüz 6 yaşında bir çocuk iken yaşadığı 80 darbesini hatırlamazdı.

Hande Fırat;

Bırakın hatırlamayı, darbe olduğunu da idrak ediyor üstelik…

Peki, “12 Eylül”ü hatırlayan Hande Fırat;

Bugün,

20. yılını lanetle hatırladığımız ve kendisinin de o sırada 23 yaşında olduğu

“28 Şubat Post Modern Darbe”sini nasıl hatırlamıyor?

Ya da,

Arşivlere göre o dönem “CNN Türk muhabiri olarak Ankara’da çalışıyor” görünen Fırat;

“27 Nisan 2007 e-Muhtırası” saat 21.00’da yayınlanırken, uyuyor muydu?..

Hadi erkenden uyudu diyelim, sabah uyandığında da duymadı mı?

Hande Fırat gibi;

“İş sebebiyle okuyan” birinin, bu iki “alçak” darbeden bihaber olması mümkün mü?

Durun hele!..

Yoksa Hande Fırat bu ikisini darbeden saymıyor mu?

Ya da;

15 Temmuz’da kendisine;

“İyi gazetecilik yapın ve kesinlikle demokrasinin içinde kalın. Demokrasinin yanından ayrılmayın” diyen Aydın Doğan,

“28 Şubat” değilse bile, “27 Nisan”da “nerde kalması gerektiğini söylemedi mi?” merak ettim doğrusu!..

***

İtiraf etmeliyim ki;

Yaşça benden büyük olan Hande Fırat’ın iki darbe hatırlayıp da, benim dört darbe hatırlamamın mantıklı bir izahını bulamadım!..

Yok, eğer Hande Fırat;

28 Şubat ve 27 Nisan’ıdarbeden saymıyorsa...

Birileri ona “kahraman” dese ne olur? Demese ne?

Gezici Araştırma Şirketi;

Uğur Dündar’dan sonra onu, “Türkiye’nin en güvenilir(!) ismi” seçse ne yazar?

Seçmese ne?

***

Doğrusunu söylemek gerekirse,

Ahmet Kekeç ağabey bizi, geçtiğimiz Kasım ayında uyarmıştı.

Bakmayın bunların “demokrasi demokrasi” diye dolaştıklarına;

 “Aydın Bey’in demokrasi diye bir derdi yoktur” demişti, demesine ama

bir “Facetime kahramanı" olan Hande Fırat'ın da "irtica" kılıflı darbeleri yok saydığını bilmiyordum.

Bu sayede öğrenmiş oldum.

Bundan sonra Hande Fırat efsanesi(!) bitmiştir.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı,

Fırat’ın konuştuğu “rahatsız”ların "cunta yapılanması" olabileceğini değerlendirerek soruşturma başlattı.

Haberi yaptığı için de kendisini ifade vermeye çağırdılar.

Yazı biterken Sedat Ergin’in de Hürriyet’ten kovulduğu haberi geldi.

Oysa,

Adam gibi “iki dakika demokrasinin içinde kal”abilselerdi,

Şimdi lök gibi ortada kalmayacaklardı!..

Zekeriya Say Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle